YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/4426
KARAR NO : 2014/11101
KARAR TARİHİ : 11.06.2014
MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 24/10/2013
NUMARASI : 2012/11-2013/398
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24.10.2013 tarih ve 2012/11-2013/398 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi asıl davada davacılar vekili ile asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava, 6100 sayılı Kanun’un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK’nın 3156 sayılı Kanun ile değişik 438/1 maddesi hükmü gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkili A.. P..’in “MİTREAPEL”, “MİTREBOND” “MİTRESHOCK” ibareli markaların sahibi olduğunu ve ilgili markaları lisans sözleşmesi ile ortağı olduğu diğer davacı şirkete kullandırdığını, davalı adına tescilli “MİTRELOC” ibareli marka ile müvekkilinin anılan markaları arasında ayırt edilemeyecek derecede benzerlik bulunduğunu, markalardaki esas unsurun “MİTRE” olduğunu, davacı markalarının tanınmış marka olduğunu, davalının amacının bu tanınmışlıktan yararlanmak olduğunu, davalının ortağı olan dava dışı Serkan Demirbaş’ın uzun yıllar davacı şirkette çalıştığını, davacı şirketten ayrıdıldıktan sonra davalı şirketi kurup markaları ile benzer olan dava konusu markayı, kötüniyetli olarak, tescil ettirdiklerini ileri sürerek davalı adına tescilli “MİTRELOC” ibareli markanın hükümsüzlüğüne, markanın kullanılmasına ilişkin ve markaya tecavüzün önlenmesine yönelik gerekli tedbirleri içerir ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada davacı vekili, müvekkilinin “MİTREFIX”, “COLORFIX MİTRKFIX” “MİTRESİL MONTEFIX” ibareli markaların sahibi olduğunu, davalının “MİTRELOC” ibareli markasıyla benzer olduğunu, iltibas tehlikesinin bulunduğunu, markalarının tanınmış marka olduğunu, davalının tescilinin kötüniyetli olduğunu ileri sürerek davalı adına tescilli “MİTRELOC” ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, asıl ve birleşen davada, markaların benzer olmadığını, markalarda ortak olarak yer alan MİTRE ibaresinin kimyasal ürünlerde ve yapıştırıcılarda cins, isim bildiren tamamlayıcı ibare olduğunu bu nedenle asli unsur olarak kullanılamayacağını, markalarının tescili aşamasında davacıların başvurularına yaptıkları itirazın reddine dair YİDK kararının da bu yönde olduğunu savunarak asıl ve birleşen davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, “MİTRE” ibaresinin kimyasal ürünlerde ya da yapıştırıcılar arasında cins isim niteliğine sahip olmadığı, davalının markasının, davacıların “MİTRELOC” markasının “MİTREAPEL” “MİTRESİL”, “MİTREFİX”, “MİTREBONT ” markalarıyla benzer olduğu ve bu markaların devamı niteliğinde algılanacağı, davacılara ait markalarla davalının tescilli markalarının aynı emtia sınıflarında yer aldığı gerekçesiyle marka hükümsüzlüğü yönünden asıl ve birleşen davaların kabulü ile davalı adına tescilli “MİTRELOC” ibareli markanın hükümsüzlüğüne, asıl davadaki tecavüzün engellenmesi yönündeki talebin, hükümsüzlük kararı kesinleşinceye kadar davalının tescilli markasını kullanma hakkı bulunduğundan reddine karar verilmiştir.
Kararı, asıl davada davacılar vekili ve asıl ve birleşen davada davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, asıl ve birleşen davalarda davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Mahkemece, asıl davada davacıların davalının dava konu markayı kullanması ve markaya tecavüzün önlenmesi yönündeki talebi reddedilerek davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmişse de, davacıların anılan talebi davalının dava konusu markayı kullanması ve markaya tecavüzün önlenmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesi istemine ilişkin olup, fer’i nitelikte bulunduğundan, davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamış kararın bu nedenle asıl davada davacılar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle asıl ve birleşen davalarda davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle asıl davada davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın asıl davada davacılar yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 25,20 TL temyiz ilam harcının temyiz eden asıl ve birleşen davada davalıdan alınmasına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz eden asıl davada davacılara iadesine, 11.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.