YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/5598
KARAR NO : 2014/11532
KARAR TARİHİ : 16.06.2014
MAHKEMESİ : ANTALYA 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 24/09/2013
NUMARASI : 2010/299-2013/302
Taraflar arasında görülen davada Antalya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24/09/2013 tarih ve 2010/299-2013/302 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, fotoğraf sanatçısı olan müvekkiline ait manzara fotoğrafının davalı firmaya ait 2010 yılı takviminde Şubat ayı bölümünde ve sair tanıtım kataloglarında müvekkilinden izin alınmaksızın kullanıldığını belirterek FSEK’nin 68. maddesi kapsamında 5.000,00 TL fotoğraf kullanım bedelinin üç katı tazminatın ve 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, takvim ve masa takvimleri ile 2010 yılına ilişkin diğer promosyon ürünlerinin bir bütün halde dizayn edilerek basılması işinin dava dışı Z. B.’e yaptırıldığını, dava konusu fotoğrafın matbaanın mutad işlerinde kullandığı ve müşterilerine önerdiği fotoğraflardan olduğunu, husumetin matbaaya yöneltilmesi gerektiğini, dava konusu fotoğrafın eser niteliğinde bulunmadığını, istenilen bedelin fahiş olduğunu, manevi tazminat talep koşullarının oluşmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve toplanan delillere göre, davalı tarafından 2010 yılı masa takviminin Şubat ayı sayfasında davacıya ait fotoğrafın kullanıldığı, söz konusu fotoğrafın 5846 sayılı Yasa kapsamında eser niteliğine sahip olduğu, maddi tazminat talep koşullarının oluştuğu, davalının davacıya ait fotoğrafı bilerek kullanma kastı taşımadığından manevi tazminat talebinin unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle davacının maddi tazminata yönelik talebinin kısmen kabulü ile 2.250,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları ile davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Ancak, 5846 sayılı FSEK’nin 70/1 maddesinde, manevi hakları haleldar edilen kişinin, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat ödenmesi için dava açabileceği düzenlenmiş olup, somut olayda, davacıya ait fotoğrafın izinsiz yayınlanması suretiyle davacının manevi haklarından FSEK’nin 14. maddesi kapsamında umuma arz salahiyetinin ve aynı Yasa’nın 15. maddesi kapsamında eser sahibinin adının belirtilmesi salahiyetinin ihlal edilmiş olduğu ve FSEK’nin 70. maddesi kapsamında manevi tazminat talep koşullarının oluştuğu gözetilmeksizin yazılı şekilde manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları ile davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 16/06/2014 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Mahkemece eser sahibi davacının eseri üzerindeki mali haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle talep gibi 5846 sayılı kanunun 68.maddesi uyarınca üç kat telif tazminatına hükmedilmiş ise de; kanunun 68.maddesinin 1. Fıkrasında eseri, icrayı, fonogramı veya yapımları hak sahiplerinden bu Kanuna uygun yazılı izni almadan, işleyen, çoğaltanların “bu Kanun hükümleri uyarınca tespit edilecek rayiç bedelin en çok üç kat fazlasını” isteyebileceği belirtilmiş olup, aynı kanunun 66/3 fıkrası gereğince mahkeme, mali haklara tecavüz halinde, “tecavüzün şümulünu, kusurun olup olmadığını, varsa ağırlığını” takdir etmek durumunda bulunduğundan, dava konusu olayda talep edilebilecek “en çok üç kat fazla” tazminatın tecavüzün şümulüne ve kusurun ağırlığına göre belirlemek yetkisinin mahkeme hâkimine ait olduğu, BK’nın 43/1 maddesinin de bu yetkiyi desteklediği, mahkemenin bu hususları tartışmadan doğrudan belirlenen rayiç bedelin üç katına hükmetmesinin isabetsiz bulunduğu, Anayasa Mahkemesinin konu ile ilgili 28.2.2013 gün 2012/133 Esas 2013/33 sayılı kararında yer verilen -maddedeki “üç katı” ibaresi ile- “hak sahiplerinin dava yoluyla isteyebileceği bedele üst sınır getirildiği, hâkimin taleple bağlı olduğuna dair veya takdir yetkisine ilişkin olumsuz bir düzenleme içermediği, bu sınır içerisinde kalmak şartıyla hâkimin dosya içeriği ve talebi de gözeterek takdir yetkisi kullanacağının açık olduğu ve her dava konusu olayda tartışılması ve değerlendirmesi gerektiği” şeklindeki gerekçenin de muhalefet görüşümüz doğrultusunda bulunduğu ve hükmün bu nedenlerle bozulması gerektiği kanaatinde olduğumuzdan sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyoruz. 16.06.2014