Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/4482 E. 2014/9921 K. 28.05.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/4482
KARAR NO : 2014/9921
KARAR TARİHİ : 28.05.2014

MAHKEMESİ : İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 30/12/2013
NUMARASI : 2012/237-2013/395

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 30.12.2013 tarih ve 2012/237-2013/395 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili ve fer’i müdahil TMSF vekili tarafından ayrı ayrı istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin Y..A.Ş’ye 18.11.1999 tarihinde 8.000 TL tutarlı paranın mevduat hesabına yatırıldığını, mevduat hesabındaki bu paraların Y.. Security Off Shore Bank Ltd’ye aktarıldığını, bankaya TMSF tarafından el konulmasından sonra yatırılan paranın müvekkiline iade edilmediğini, kurulan paravan banka aracılığı ile müvekkilinin parasının B.Holding bünyesindeki şirketlere kredi olarak dağıtıldığının anlaşıldığı, muhatapları bankayı en son devralanın davalı I.. Bank A.Ş’nin müvekkilinin hesabından sorumlu olduğunu ileri sürerek, dava konusu paranın hesap açma tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; husumet itirazı, kesin hüküm itirazı ve zamanaşımı def’inde bulunmuş, davanın reddini istemiştir.
Fer’i müdahil vekili; davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının 09.09.1999 tarihinde tasarruflarını değerlendirmek amacıyla Y.. T..ve K.. Bankası Karşıyaka Şubesi’ne mevduat hesabı açtırmak suretiyle parayı yatırdığı, paranın kağıt üzerinden Off Shore Bankası’na gönderilmekle birlikte gerçekte paranın şirkete hiç gönderilmediği, Y. Bank tarafından kullanıldığı, bu şekildeki haksız eylemle mudilerin iradelerinin yanıltıldığı, İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararı ile de bu durumun kesinleştiği, davalı banka yöneticisi ve çalışanlarının bankayı vasıta kılarak mevduat sahiplerini dolandırdıkları, davacı zararını Off Shore Bankası’ndan tahsil edemediği, bu nedenle davalı bankanın alacaktan sorumluluğunun bulunduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile 7500,00 TL’nin 18/11/1999 tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ve fer’i müdahil vekili ayrı ayrı temyiz etmişlerdir.
1-Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. HMK’nın 298/2 ile HUMK’nın 382. ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle, hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına duyulan güven sarsılmış olacaktır. Hatta, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 10.04.1992 gün ve 1991/7 Esas, 1992/4 sayılı Kararı’nda da kısa karar ile gerekçeli kararın çelişik bulunmasının bozma nedeni sayılacağı içtihat edilmiştir.
Somut olaya gelindiğinde, davacı 10.10.2012 tarihli dava dilekçesinde 8.000 TL’nin avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş mahkemece 30.12.2013 tarihli oturumda verilen kısa kararda davanın kısmen kabulü ile 7.500 TL’nin 18.11.1999 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiş olmasına rağmen, aynı tarihli gerekçeli kararda bu kez davanın kabulü ile 7500 TL’nin 18.11.1999 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Bu şekilde kısa karar ve gerekçeli karar arasında çelişkiye yol açılması doğru olmadığından kararın bu yönden bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre de davalı vekilinin ve fer!i müdahil vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin ve fer’i müdahil vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı I. Bank A.Ş’ye iadesine, 28.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.