Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/17179 E. 2015/31161 K. 11.11.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/17179
KARAR NO : 2015/31161
KARAR TARİHİ : 11.11.2015

Tebliğname No : 15 – 2011/408174

İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ : Ankara Batı 3. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 06/10/2011
NUMARASI : 2011/339 (E) ve 2011/835 (K)
SANIK : S.. Y..
SUÇ : Dolandırıcılık, güveni kötüye kullanma

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Suçun, meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da hangi nedenden doğmuş olursa olsun, başkasının mallarını idare etmek yetkisinin gereği olarak tevdi ve teslim edilmiş eşya hakkında işlenmesi hâlinde, nitelikli hali oluşmaktadır.
Katılanın ve oğlu olan tanık Y.. B..’ın kiracı olarak oturdukları evi satın almak istedikleri, ev alma konusunda ev sahibi ile anlaştıkları, 20.000 TL parayı nakit olarak verdikleri, geriye kalan kısmı için tanık Y.. B..’ın kredi kullanacağı, ancak bankanın kredi kullandırmadığı, bunun üzerine tanık akrabaları olan sanığın yanına giderek kendisinin kredi çekip çekemeyeceğini sorduğu, sanığın kabul etmesi üzerine bankadan kredi kullanıldığı, bu kredi sözleşmesine tanık ve katılanın kefil olduğu, tanığın taksitlerin bir kısmını ödediği ancak geri kalan taksitleri ödemekte zorlandığı için evin resmi olarak sahibi görünen sanığa evi fiili olarakta satın almasını teklif ettiği, sanıkla anlaştıkları, böylece sanığın dolandırıcılık ve güveni kötüye kullanma suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda, sanık beyanı, katılanın şikayet dilekçesi, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamına göre dolandırıcılık ve güveni kötüye kullanma suçlarının sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı gerekçesine dayanan beraat yönünde mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA 11/11/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.