YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/22416
KARAR NO : 2015/37579
KARAR TARİHİ : 11.11.2015
Tebliğname No : 4 – 2009/260852
MAHKEMESİ : Trabzon(Kapatılan) 1. Sulh Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 05/05/2009
NUMARASI : 2009/157 (E) ve 2009/255 (K)
SUÇ : Muhafaza görevini kötüye kullanma
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanığa yükletilen muhafaza görevini kötüye kullanma eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,
Cezanın kanuni bağlamda uygulandığı,
Anlaşıldığından, sanık İ.. A.. müdafiinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKMÜN ONANMASINA, 11.11.2015 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY:
Muhafaza görevini kötüye kullanma suçuna ilişkin olarak, TCK’nın 289/1. Maddesinde “Muhafaza edilmek üzere kendisine resmen teslim olunan rehinli veya hacizli veya herhangi bir nedenle elkonulmuş olan mal üzerinde teslim amacı dışında tasarrufta bulunan kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis ve üç bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.” hükmüne yer verilmiş, suçun oluşması için ana unsur olarak bir malın “resmen teslim”i öngörülmüştür.
Suça konu edilen iddia, hacizli bir malın satış sonrasında alacaklıya verilmemesi olduğundan suçun unsurlarının oluşup oluşmadığı noktasında 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu ile aracın trafik şube müdürlüğü kayıtlarına tescili, alacaklı üzerine yapılmış olduğundan 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu hükümlerine başvurmak gerekecektir.
İddianamede suça konu edilen tır aracı, icra müdürlüğü tarafından sanığa muhafaza etmesi için resmen teslim edilmiştir. Devamında tırın satışı ihale yoluyla gerçekleştirilmiş, aracın tescili de müşteki banka üzerine yapılmıştır.
2004 sayılı İİK’nın “Haczin Kalkması” başlıklı 110/2. maddesine göre “Haczedilen resmi sicile kayıtlı malların, icra dairesiyle yapılacak yazışmalar sonucunda haczinin kalktığının tespit edilmesi hâlinde, sicili tutan idare tarafından haciz şerhi terkin edilir ve işlem ilgili icra dairesine bildirilir.”
Karayolları Trafik Kanununun 5/2. Fıkra hükmü uyarınca “Sürücülere ait bilgilerde meydana gelebilecek değişiklikler ve araçlar üzerinde meydana gelebilecek teknik veya hukukî değişiklikler ile haciz, rehin, ihtiyatî tedbir ve belge iptali gibi kısıtlayıcı şerhlerin; elektronik ortamda tutulan siciller üzerine işlenilmesi ve kaldırılması işlemleri, bu değişiklik veya şerhlere karar veren yargı ve icra birimleri ile kamu kurum veya kuruluşları tarafından elektronik sistemle yapılabilir. Sürücü belgesi ve tescil işlemlerine esas teşkil edecek bilgiler, Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından ilgili kamu kurum veya kuruluşlarından elektronik sistemle temin edilebilir veya kanunlardaki istisnalar hariç olmak üzere bu amaçla sınırlı olarak paylaşılabilir.
20/d. Maddesinin 8. fıkra hükmüne göre ise “Haciz, müsadere, zapt, buluntu, trafikten men gibi nedenlerle; icra müdürlükleri, vergi dairesi müdürlükleri, milli emlak müdürlükleri ile diğer yetkili kamu kurum ve kuruluşları tarafından satışı yapılan araçların satış tutanağının bir örneği aracın kayıtlı olduğu trafik tescil kuruluşlarına üç işgünü içerisinde gönderilir. Aracı satın alanlar gerekli bilgi ve belgeleri sağlayarak ilgili trafik tescil kuruluşundan bir ay içerisinde adlarına tescil belgesi almak zorundadırlar.”
İcra İflas Kanununun 110/2. maddesi uyarınca haciz şerhinin terkini olmadan Karayolları Trafik Kanununun 5. Ve 20/d. Maddeleri gereğince trafik tescil kaydı yapılamayacağına göre, satış sonrasında haciz şerhinin kaldırılması ile haciz de kalkmış olacağından muhafaza için sanığa teslim olunan aracın, tescilden sonra alacaklıya teslim edilmemesi TCK’nın 289/1. Maddesinde öngörülen suçu oluşturmaz.
Dairemizin TCK’nın 289. maddesine ilişkin uygulamaları, temyizen denetlemekle görevli olduğu tarihlerdeki görüşü de bu yöndedir.
Buna göre “2004 sayılı İcra ve İflas Yasasının 106/1 maddesinde “Alacaklı haczolunan mal taşınır ise hacizden nihayet bir sene veiçinde satılmasını isteyebilir.” Anılan Yasanın 110. maddesinde ise “Bir malın satılması kanuni müddet içinde istenmez veya talep geri alınıpta bu müddet içinde yenilenmezse o mal üzerindeki haciz kalkar.” hükümleri yer almaktadır.
İncelenen dosyada, borçlu M.a ait taşınır malların 8.8.2002 ve 20.8.2002 tarihlerinde haczedilerek yediemin sıfatıyla A. T. ve N. T.’a teslim edildiği, alacaklı asil S. B.’ın isteği üzerine belirtilen tarihlerde haczedilen mallar 11.12.2002 tarihinde eski yedieminlerden alınarak yeni yediemin İ. K.’a teslim edildiği, Sakarya 2.İcra Müdürlüğünün 2002/6482 sayılı icra takip dosyası içeriğine göre, 8.8.2002 tarihli haciz tutanağında yer alan 54 AP 281 plaka sayılı motosiklet dışındaki taşınırların satışının yasal süre içerisinde istenmediği anlaşılmaktadır. 54 AP 281 plaka sayılı motosikletin ise 17.7.2003 tarihinde alacaklıya alacağa mahsuben satıldığı ve teslim edildiği saptanmıştır. Taşınırlar üzerindeki haczin hem İ.İ.Y.’nın 110. maddesi uyarınca yasal süresinde satışının istenmemesi hem de icra takibinin mahkeme kararıyla iptalinden ötürü dosyadaki tüm hacizlerin kaldırılmasına karar verilmesi nedeniyle kalktığı ve Dairemizin istikrar kazanmış içtihatları gereğince muhafaza görevini kötüye kullanma (yedieminlik yükümlülüğüne uymama) suçunun hukuka aykırılık öğesinin oluşmadığı görülmektedir. Mahkemece hem anılan yasa hükmü hem de dosyadaki tüm hacizlerin kaldırıldığına ilişkin 15.8.2006 tarihli icra müdürlüğü kararı gözetilmeden, kendisine teslim edilen malların alınması amacıyla adresine gidildiğinde sanığın adreste bulunmadığı ve malların yerinde olmadığı gerekçesiyle suçun oluştuğu kabul edilip sanığın cezalandırılmasına karar verilmiştir. Mahkemece verilen mahkumiyet kararının hukuka aykırı olduğu açıktır.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki düşünce, yerinde görüldüğünden, muhafaza görevini kötüye kullanma suçundan sanık İmdat Özbudak hakkında, Sakarya 1. Sulh Ceza Mahkemesince verilen 19.3.2009 tarih ve 2008/1035- 2009/312 sayılı kararın, C.Y.Y.’nın 309.maddesi uyarınca BOZULMASINA,” (4.CD, 13.10.2010, 23903/16624) karar verilmiştir.
Ayrıca satış ve tescil sonrasında müşteki bankanın şube müdürü ile sanık arasında söz konusu aracın ruhsatının alınıp verilmesi hususunda bir alışveriş ilişkisi yaşanmış olduğu anlaşılmakta ise de, koşulları ve delilleri mevcutsa tartışıldığında söz konusu eylemlerin güveni kötüye kullanma suçunu oluşturabileceğinden söz edilebilir. Ancak bu konuda açılmış bir kamu davası bulunmamaktadır.
Muhafaza görevinin kötüye kullanılması suçunun unsurları, satış ve tescil gerçekleşmiş olmakla haciz ve muhafaza görevi de kalkmış olması nedeniyle oluşmadığından sanığın beraatine karar verilmesi için hükmün bozulması yerine, mahkumiyet kararının onanması biçimindeki sayın çoğunluk görüşüne katılamıyorum.
Muhalif Üye