Danıştay 2. Daire Başkanlığı 2021/18019 E. , 2021/3885 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İKİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/18019
Karar No : 2021/3885
DAVACI : …
VEKİLİ : Av. …
DAVALI : …Bakanlığı
VEKİLİ : 1. Hukuk Müşaviri Yrd. V. …
DAVANIN KONUSU : …İl Emniyet Müdürlüğü emrinde polis memuru olarak görev yapan davacının, Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü’nün 8/16. maddesi uyarınca ve alt ceza uygulanmak suretiyle “24 ay uzun süreli durdurma” ve anılan Tüzüğün 6/B-5 maddesi uyarınca “6 ay kısa süreli durdurma” cezaları ile cezalandırılmasına ilişkin Muğla İl Polis Disiplin Kurulunun …günlü, …sayılı kararının ve dava konusu disiplin cezalarının dayanağı olan Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü’nün 8/16. ve 6/B-5 maddelerinin iptali istenilmiştir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Danıştay Onikinci Dairesinin 08/10/2013 günlü, E:2009/3489, K:2013/7021 sayılı kararıyla; polislik mesleğinin önem ve özelliği de dikkate alınarak, 3201 sayılı Yasayla verilen yetki doğrultusunda yürürlüğe konulan dava konusu Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü’nün 8/16. ve 6/B-5 maddelerinde üst normlara ve hukuka aykırılık bulunmadığı, diğer yandan, davacının bir emniyet mensubuna yakışmayacak biçimde görevi dışında fuhuşla irtibatlı çete üyeleri ile temaslarda bulunduğu ve fuhuş yapan bayanlarla da ilişkiye girdiğinin sabit olduğunun anlaşılması karşısında; 24 ay ve 6 ay süreli durdurma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Anılan kararın davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 19/04/2017 günlü ve E:2014/1178, K:2017/1674 sayılı kararıyla; Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü uyarınca verilen dava konusu disiplin cezasının yasal dayanağı olan, 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu’nun 83. maddesinin birinci cümlesinin, Anayasa Mahkemesinin 13/01/2016 günlü, E:2015/85, K:2016/3 sayılı kararı ile iptaline karar verildiği ve anılan maddenin, 23/01/2017 günlü, 29957 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 37. maddesi ile yürürlükten kaldırıldığı, ayrıca anılan Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 1. maddesinin 1. fıkrasına göre; maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü hükümlerine göre resen veya yetkili disiplin kurullarınca verilmiş olan disiplin cezalarının, bu Kanun Hükmünde Kararname hükümleri uyarınca verildiği kabul edildiğinden; Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü’nün 8/16. ve 6/B-5. maddelerinin iptalinde davacının hukuki bir yararı ve menfaati kalmadığı, davacıya atfedilen ve Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğünün 6/B-5. maddesi uyarınca 6 ay kısa süreli durdurma cezası öngörülen “Hizmet dışında resmi sıfatının gerektirdiği saygınlığı ve güven duygusunu sarsacak eylem ve davranışlarda bulunmak” fiilinin, 682 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 8/4-b-6. maddesinde 6 ay kısa süreli durdurma cezasını gerektiren fiiller arasında düzenlendiği, bu kısma yönelik olarak davanın reddi yolunda verilen kararda usul ve hukuka aykırılık görülmediği, davacının Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü’nün 8/16. maddesini ihlal ettiğinden bahisle cezalandırılması işleminde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle, davacının temyiz isteminin kısmen kabulüyle temyize konu kararın Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü’nün 8/16. maddesi uyarınca verilen disiplin cezasının iptali isteminin reddine ilişkin kısmının bozulmasına, davacının temyiz isteminin kısmen reddine ve anılan kararın Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü’nün 6/B-5. maddesi uyarınca verilen disiplin cezasının iptali isteminin reddine ilişkin kısmının onanmasına, Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü’nün 8/16. ve 6/B-5. maddelerinin iptali isteminin reddine ilişkin kısım yönünden davacının temyiz isteminin reddine hükmedilmiştir.
Davalı idarenin, anılan kararın bozmaya ilişkin kısmına karşı kararın düzeltilmesi istemi, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 24/06/2019 günlü, E:2018/609, K:2019/3193 sayılı kararı ile reddedilmiştir.
DAVACININ İDDİALARI : Davacı tarafından; davaya konu disiplin cezasına dayanak fiilin gerçekleştiğine dair somut ve kesin delil olmadığı gibi fiilin mevzuatta yer alan 8/16. madde kapsamında değerlendirilemeyeceği ileri sürülmektedir.
DAVALI İDARENİN SAVUNMASI :
Davalı idare tarafından; örgütlü olarak fuhuş amaçlı insan ticareti yapmak suçu ile ilgili olarak yürütülen soruşturma kapsamında sübuta eren fiili nedeniyle tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun kısmen bozma kararına uyularak, davacının Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü’nün 8/16. maddesi uyarınca ve alt ceza uygulanmak suretiyle 24 ay uzun süreli durdurma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin bireysel işlem yönünden, bozma kararındaki gerekçe doğrultusunda dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : …
DÜŞÜNCESİ : Dava; polis memuru olan davacının, Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü’nün 8/16. maddesi uyarınca ve alt ceza uygulanmak suretiyle “24 ay uzun süreli durdurma” ve anılan Tüzüğün 6/B-5. maddesi uyarınca “6 ay kısa süreli durdurma” cezaları ile cezalandırılmasına ilişkin Muğla İl Polis Disiplin Kurulunun 18/09/2008 günlü, 59 sayılı kararının ve dava konusu disiplin cezalarının dayanağı olan Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü’nün 8/16. ve 6/B-5 maddelerinin iptali istemiyle açılmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 46’ncı maddesinin 1’inci fıkrasında; Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarına karşı Danıştayda temyiz yoluna başvurulabileceği, 49’uncu maddesinin 2’nci fıkrasında, temyiz incelemesi sonunda Danıştayın; görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, hukuka aykırı karar verilmesi ve usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması, sebeplerinden dolayı incelenen kararı bozacağı; 4’üncü fıkrasında, Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50’nci madde hükümlerinin kıyasen uygulanacağı, hükme bağlandığından; ilk derece mahkemesi sıfatıyla bakılan davaların temyiz incelemesi sonucu ilgili dava daireleri kurulunca; usul veya esas bakımından yeninden bir araştırma, inceleme yapılmasını veya maddi ve hukuki olayın yeninden yorumlanmasını gerektirmeyecek şekilde verilen bozma kararlarına karşı, ilk kararı veren Danıştay dava dairesine “ısrar hakkı” tanınmamıştır. Dolayısıyla, kararı bozulan Danıştay dava dairesi, bozma kararına uymak zorundadır.
Dosyanın incelenmesinden, polis memuru olan davacının, Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü’nün 8/16. maddesi uyarınca ve alt ceza uygulanmak suretiyle 24 ay uzun süreli durdurma ve anılan Tüzüğün 6/B-5 maddesi uyarınca 6 ay kısa süreli durdurma cezaları ile cezalandırılmasına ilişkin Muğla İl Polis Disiplin Kurulunun 18/09/2008 günlü, 59 sayılı kararının ve dava konusu disiplin cezalarının dayanağı olan Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü’nün 8/16. ve 6/B-5 maddelerinin iptali istemiyle açılan davada; Danıştay Onikinci Dairesinin 08/10/2013 günlü, E:2009/3489, K:2013/7021 sayılı kararıyla; davanın reddine karar verildiği; bu kararın davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 19/04/2017 günlü ve E:2014/1178, K:2017/1674 sayılı kararıyla, Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü’nün 8/16. maddesi uyarınca verilen disiplin cezasının iptali isteminin reddine ilişkin kısmının bozulduğu; Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü’nün 6/B-5. maddesi uyarınca verilen disiplin cezasının iptali isteminin reddine ilişkin kısmının onandığı, Tüzüğün 8/16 ve 6/B-5 maddelerinin iptali isteminin reddine ilişkin kısmı yönünden ise temyiz isteminin reddine karar verildiği; davalı idarenin kararın düzeltilmesi isteminin ise, Kurulun 24/06/2019 günlü ve E:2018/609, K:2019/3193 sayılı kararı ile reddedildiği anlaşılmaktadır.
Buna göre, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun yukarıda sözü edilen maddeleri uyarınca, Danıştay dava dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların bozulması halinde ısrar olanağı bulunmadığından, İdari Dava Daireleri Kurulunun bozma kararında yer alan gerekçelerle, bireysel işlem yönünden iptal kararı verilmesi gerekeceği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İkinci Dairesi’nce; Danıştay Onikinci Dairesinin 24/03/2021 günlü, E:2019/4767, K:2021/1599 sayılı kararı ile Dairemize gönderilen dosyada, Danıştay Onikinci Dairesince davanın reddi yolunda verilen 08/10/2013 günlü, E:2009/3489, K:2013/7021 sayılı kararın, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 19/04/2017 günlü, E:2014/1178, K:2017/1674 sayılı kararı ile kısmen bozulması üzerine, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesine göre, Danıştay dava dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların temyizen bozulması halinde ısrar hakkı tanınmadığından bozma kararına uyularak, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, bozulan kısım yönünden işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
İLGİLİ MEVZUAT :
Anayasa Mahkemesinin 13/01/2016 günlü, E:2015/85, K:2016/3 sayılı kararı ile; Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü uyarınca verilen dava konusu disiplin cezasının yasal dayanağı olan, 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu’nun 83. maddesinin birinci cümlesinin, “yaptırım konusu eylemleri yasal düzeyde belirlememesi ve bireylerin hangi somut olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını belirli bir açıklık ve kesinlikte öngörebilmelerine yasal çerçevede imkan tanımaması nedeniyle, Anayasa’nın 38. ve 128. maddelerine aykırı olduğu” gerekçesiyle iptaline karar verilmiş ve anılan madde, 23/01/2017 günlü, 29957 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin (08/03/2018 günlü, 300554 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun’un) 37. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.
Öte yandan, 682 sayılı KHK’nın Geçici 1. maddesinin 1. fıkrasında ise; “Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 657 sayılı Kanun, 6413 sayılı Kanun ve 3201 sayılı Kanun ile 23/3/1979 tarihli ve 7/17339 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümlerine göre resen veya yetkili disiplin kurullarınca verilmiş olan disiplin cezaları, bu Kanun Hükmünde Kararname hükümleri uyarınca verilmiş addolunur.” hükmüne yer verildiğinden, dava konusu uyuşmazlığın bu Kanun Hükmünde Kararname kuralları uyarınca incelenip çözümlenmesi gerekmektedir.
Uyuşmazlığa konu disiplin cezasının tesis edildiği, davacıya atfedilen ve Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğünün 8/16. maddesinde, “Genelev ya da tek başına fuhuş yapılan yerlerde, bar, pavyon, gazino vb. yerlerde çalışan kadınlarla ya da çevresinde iffetsizlikle tanınan kadın ya da erkeklerle karı – koca gibi yaşamak ya da ilişki kurmak” fiilinin meslekten çıkarma cezasını gerektirdiği hükme bağlanmıştır.
7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanunun 8/6-ş. maddesinde ise, “İffetsizliği bilinen veya anlaşılmış olan bir kimse ile bilerek evlenmek ya da evlilik bağını devam ettirmek veya böyle bir kimseyi yanında bulundurmak ya da nikahsız olarak devamlı surette yaşamakta ısrar etmek” eylemi, meslekten çıkarma cezasını gerektiren fiiller arasında arasında sayılmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Madde metninden de anlaşıldığı üzere, davacının Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü’nün 8/16. maddesinde yer alan ceza ile cezalandırılmasına temel olan disiplin suçunun, sonraki tarihli Kanun hükmü ile fiilin çerçevesi daha daraltılarak yeniden düzenlendiği görülmektedir.
Ceza Hukukunda yer alan bir ilke olan “lehe olan hükmün uygulanması” ilkesi; işlendiği zamanın hukuk normları uyarınca suç sayılan bir fiil, sonradan yürürlüğe giren bir düzenleme ile suç olmaktan çıkarılmışsa veya sonradan yürürlüğe giren düzenleme suçun işlendiği zaman mevcut olan düzenlemeye göre suçlunun lehinde ise, sonraki normun daha önce işlenmiş olan fillere uygulanmasını öngörmektedir. Kural olarak idari işlemlerin yargısal denetimi, tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılmaktadır. Bu anlamda idari işlem niteliğindeki disiplin yaptırımının da tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuata göre yargısal denetiminin yapılması gerekmekte ise de, ilke olarak suç ve cezada l”ehe olan normun uygulanması” kuralının disiplin cezaları yönünden de geçerli olduğunun kabulü gerekmektedir. Dolayısıyla, fiilin işlendiği tarih itibarıyla yürürlükte bulunan mevzuat ile daha sonra yürürlüğe giren mevzuat hükümleri farklı ise, disiplin cezası ile cezalandırılacak olan kişilerin lehine olan mevzuat hükmü dikkate alınmalıdır. Ancak lehe hükmün uygulanması amacıyla verilecek bir iptal kararının, davacının eylemine uyan başka bir disiplin cezasının uygulanmasına engel olmayacağı da açıktır.
Bu bağlamda, davacının disiplin cezası ile cezalandırılmasına temel olan eyleminin sınırlarının belirlenmesinde mevcut hukuki durum itibarıyla lehe düzenleme yapılmış olması ve “suç ve cezada lehe olan kuralın uygulanması” kuralının disiplin yaptırımları yönünden de geçerli bir ilke olması karşısında, mevzuat değişikliği ile oluşan yeni hukuki durum uyarınca, davacının Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü’nün 8/16. maddesini ihlal ettiğinden bahisle cezalandırılması işleminde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1- Davacının Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü’nün 8/16. maddesi uyarınca ve alt ceza uygulanmak suretiyle 24 ay uzun süreli durdurma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin kısma yönelik Muğla İl Polis Disiplin Kurulunun …günlü, …sayılı işleminin İPTALİNE,
2. Nihayetinde dava kısmen iptal, kısmen ret ile sonuçlandığından, ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …-TL yargılama giderinin, haklılık oranına göre yarısı olan …-TL’nin davalı İçişleri Bakanlığından alınarak davacıya verilmesine, diğer yarısının davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Davalı idarece karar düzeltme aşamasında yatırılan gider avansından kullanılan …TL’nin, davalı idare üzerinde bırakılmasına,
4. Posta pulu ücretinden artan tutarın kararın kesinleşmesinden aidiyetine göre taraflara iadesine,
5. Bakılan davanın, kesinleşen kısmı için davalı İçişleri Bakanlığı lehine vekalet ücretine hükmedildiğinden, bu aşamada, anılan idare lehine yeniden vekalet ücretine hükmedilmemesine;
6. İlk karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca …-TL vekâlet ücretinin davalı İçişleri Bakanlığından alınarak davacıya verilmesine;
7. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 01/11/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.