Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/15969 E. 2015/30632 K. 02.11.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/15969
KARAR NO : 2015/30632
KARAR TARİHİ : 02.11.2015

Tebliğname No : 11 – 2011/218110

İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ : Bursa 8. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 05/04/2011
NUMARASI : 2010/894 (E) ve 2011/221 (K)
SANIKLAR : N.. Ç.., M.. Ö..
SUÇ : Dolandırıcılık

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Balıkesir ilinde ikamet eden katılanın …… plakalı aracını satmak için internete ilan verdiği, ilan üzerine sanık Mahmut’un katılanı aradığı, aracı 29.500 TL’ye alacağını ifade ederek kendisi adına çıkarılan vekaletnameyle birlikte aracı Bursa’ya getirmesini istediği, suç tarihinde katılanın Bursa’ya gelerek sanıklar M.. ve N… i ile buluştuğu, sanık N…’nin parayı getirme bahanesi ile arabayı alarak ayrıldığı, daha sonra geri gelip ruhsatı polislerin istediğini söyleyerek araç ruhsatını alarak gittiği, bir müddet sonra sanık Mahmut’un da sigara içme bahanesiyle katılanın yanından ayrıldığı ve bir daha dönmediği, aynı gün sanık Mahmut’un kendi adına düzenlenmiş vekaletname ile aracı diğer sanık N’ ye sattığı, sanıkların bu şekilde birlikte hareket ederek katılana karşı dolandırıcılık suçunu işlediklerinin iddia edildiği olayda, sanıkların savunması, katılan beyanı ile tüm dosya kapsamına göre mahkemenin sanıkların üzerine atılı dolandırıcılık suçundan mahkumiyetlerine yönelik kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan haklardan, sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmetten bulunmaktan yoksun bırakılmaya ilişkin hak yoksunluğunun aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilme tarihinden itibaren uygulanmayacağı gözetilmeden, alt soyu dışındaki kişileri de kapsayacak şekilde 53/1-c maddesi gereğince güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususların aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından 5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün tamamen çıkartılıp yerine, “5237 sayılı TCK’nın 53. maddenin 3. fıkrası uyarınca, 1. fıkranın (c) bendinde yer alan, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine kadar, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” denilmek suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 02.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.