Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/15995 E. 2015/30795 K. 04.11.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/15995
KARAR NO : 2015/30795
KARAR TARİHİ : 04.11.2015

Tebliğname No : 15 – 2011/404892

İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ : Samsun 2. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 12/10/2011
NUMARASI : 2011/205 (E) ve 2011/554 (K)

SUÇ : Dolandırıcılık

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.Hile nitelikli bir yalandır.Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın suç tarihinde katılanı ……… numaralı telefondan aradığı ve kendisini katılanın oğlu ……… arkadaşı olarak tanıttığı, ………. evde olup olmadığını sorduğu, katılanın ………. şehir dışında olduğunu söylemesi üzerine sanığın katılana çok acil bir işi olduğunu, mutlaka ………. ile görüşmesi gerektiğini söylediği, katılanın sanığı yardımcı olmak için evine çağırdığı, sanığın eve giderek katılana Ordu’dan geldiğini, ……….. arkadaşı olduğunu, yapmak istediği bir devir işlemi için parasının çıkışmadığını, acil 1.250 TL paraya ihtiyacı olduğunu söyleyerek para istediği, katılanın da güvenerek 1.090 TL ile 100 ABD Dolarını sanığa verdiği, birlikte dışarı çıktıktan sonra da, sanığın “ben seni sokağın başında bekliyorum” diyerek merdivenden indiği ve hızla olay yerinden uzaklaştığı bu suretle dolandırıcılık suçunu işlediği iddia edilen olayda,
Sanığın dolaylı ikrarı, katılan ve tanık beyanları, teşhis tutanağı, telefon tespit belgesi ve tüm dosya muhtevasının birlikte değerlendirilmesi neticesinde;Sanığın suç tarihinde müdahilin evine gittiği, kendisini katılanın oğlu ………… arkadaşı olarak tanıtarak paraya ihtiyacı olduğunu söylediği, katılanda güven hissi uyandırarak sanığın 1.090,00 TL akabinde de 100,00 Dolar aldığı,

katılan ile birlikte dışarı çıktıktan sonra sanığın bir bahaneyle yanından ayrıldığı ve tekrar dönmediği, katılanın uğradığı zararın karşılanmadığı, sanığın üzerine atılı dolandırıcılık suçunun sabit olduğu gerekçesine dayanan kararda aşağıda gösterilen nedenler dışında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Koşulları oluştuğu halde, sanık hakkına TCK’nun 58. maddesinin uygulanmamasının, aleyhe temyiz olmaması nedeniyle bozma nedeni yapılmamış, sanık müdafi, sanığın lehine olan kanun maddelerinin uygulanmasını talep ettiği ve mahkemece sanık hakkındaki adli para cezasının TCK’nun 52/4 maddesi gereğince taksitlendirilmesi yönünde olumlu veya olumsuz bir karar verilmemişse de, sanık hakkındaki para cezasının miktarına göre, infaz aşamasında da taksitlendirme yapılması mümkün görülmüştür.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Temel ceza belirlenirken hapis cezası takdiren alt sınırdan tayin edilmesine karşın, hapis cezasının yanında hükmolunan adli para cezasının ayrı bir gerekçe gösterilmeksizin alt sınırdan uzaklaşılarak tayini suretiyle çelişkiye neden olunması,
2-TCK’nun 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, 1. fıkranın (c) bendinde yazılı sanığın kendi alt soyları üzerindeki velayet hakkı ile vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan koşullu salıverilmeye, alt soyu dışında kalanlarla ilgili hak ve yetkilerden ise cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hiçbir ayrım yapılmaksızın koşullu salıvermeye kadar hak yoksunluğuna hükmolunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususların aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, sanık hakkında TCK’nun 157/1. maddesi uyarınca hapis cezası yanında hükmolunan adli para cezasına esas alınan 100 günün “5” güne, TCK.nun 62. maddesi uyarınca 1/6 indirilerek “4” güne, TCK.nun 52/2. maddesi uyarınca günlüğü 20 liradan hükmolunan 1.660,00 TL adli para cezasının “80,00” TL’ye indirilmesine, hükümden 5237 sayılı TCK’nun 53/1-c maddesinin uygulanmasına ilişkin bölüm çıkarılarak yerine “TCK.nun 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 1. fıkranın (c) bendinde yazılı sanığın kendi alt soyu üzerindeki velayet hakkından, vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan koşullu salıverme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan ise 2. fıkra gereğince cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” denilmek suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 04.11.2015 tarihinde oy birliği ile karar verildi.