Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2015/3704 E. 2015/30946 K. 05.11.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/3704
KARAR NO : 2015/30946
KARAR TARİHİ : 05.11.2015

Tebliğname No : 15 – 2015/27220

İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ : Bakırköy 5. Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 21/05/2013
NUMARASI : 2011/315 (E) ve 2013/166 (K)
SANIKLAR : Y.. D.., T.. A..
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık; Resmi belgede sahtecilik

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü,yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle,klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların,ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
14/05/2005 tarihinde ilgili polis merkezine “işyerinden hırsızlık” (Bursa C. Başsavcılığının 2005/24646 sor no’lu) ve ilgili bankalara “çalıntı çekler nedeniyle ödemeden men” müracaatlarında bulunan şikayetçi-katılan H….. şubesi nezdinde bulunan hesabından verilme çek karnesine dahil olduğu bildirilen suça konu, 07/08/2005 (Bursa) keşide tarihli, …. seri no’lu, 7.250 TL bedelli, ….. (31/07/2014 tarihi itibariyle mükellefiyeti re’sen terkin edilen ….. V.D. mükellefi-birinci ciranta) namına düzenlenmiş, ikinci cirantası ….. Elektrik…Ltd. ünvanlı (şirket ortağı ve müdürü sanık ….) şirket olan, üçüncü cirantası açık kimliği belirlenmeyen M.. G… olarak gözüken çek yaprağını sanık T….’in kendi cirosu olmadan, geçmişte bir daire alım-satımı veya vaadi çerçevesinde oluştuğu ileri sürülen alacak-borç ilişkisine karşılık (dördüncü ciranta-bankaya 08/09/2005 tarihinde ibraz eden) şikayetçi-katılan Ayça’ya, diğer sanık Yaşar ile birlikte hareket ederek verip, haksız yarar sağlamaları eylemlerinin “nitelikli dolandırıcılık” ve “resmi belgede sahtecilik” suçlarını oluşturduğu iddia edilen somut olayda;
Şikayetçi-katılan A…ın 29/11/2005 tarihli savcılık ifadesi ile paralellik arzeden 03/02/2012 tarihli duruşmadaki beyanında “senetler vadesinde ödenmeyince… icra takibinde bulundum…icra takibi devam etti, tekrar bana gelerek borcuna karşılık olmak üzere bir kısım meblağı nakit olarak verdi ve ayrıca….çeki avukatıma vermiş…” demesi, sanık T…’in ise aşamalarda değişmeyen anlatımlarında genel olarak; cirosu bulunmayan çeki kendisinin vermediğini, diğer sanığı tanımadığını savunması, sanık Yaşar’ın ise; çekte ikinci ciranta olarak görünen Asil…Ltd ünvanlı şirketin, kimlik bilgileri kullanılarak kurulmuş bir firma olduğunu, suça konu çekte yazı-rakam ve imzasının bulunmadığını belirtmesi karşısında; gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak biçimde belirlenebilmesi amacına yönelik olarak, katılan A…’nın kendisine verildiği senetler nedeniyle yapıldığı bildirilen icra dosyasının/dosyalarının incelenmesi, Bakırköy … Noterliğinde düzenlendiği belirtilen “kat karşılığı inşaat sözleşmesinin” onaylı fotokopisinin temin edilmesi ve bu sözleşmenin taraflarından biri olduğu ve ve katılanı tanıdığı söylenen arsa sahibi ile icra takibini şikayetçi adına yapan ve suça konu çeki sanık T….’den aldığı bildirilen Av. M… M…..’nun iddia ve savunmalar doğrultusunda tanık sıfatıyla usulünce dinlenmeleri, çek ön yüzü ve arka yüzünde yer alan yazı-rakam ve imzaların sanıklar eli ürünü olup olmadığının uzman bilirkişiden alınacak raporla tespit olunması, birinci ciranta Mevlanakapı V.D……1359 vergi kimlik no’lu, yoklama fişi gibi bir kısım tutanaklarda imzası bulunan Burak Kınay’ın açık kimliğinin araştırılıp, belirlenmesi halinde dinlenip, gerektiğinde imza-rakam-yazı örnekleri alınarak alınacak bilirkişi raporuna dahil edilmesi, sanık Tamer ile Yaşar’ın birlikte hareket ettiklerini gösterir somut delillerin nelerden ibaret olduğunun denetime olanak verecek şekilde ortaya konulması, toplanan deliller birlikte değerlendirilerek varılacak sonuca göre sanıkların hukuki durumlarının ve suç vasıflarının takdir ve tayini gerekirken eksik soruşturma-kovuşturmayla yazılı şekilde hükümler kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık Yaşar, sanık Tamer müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 05/11/2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.