Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/18417 E. 2015/31082 K. 10.11.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/18417
KARAR NO : 2015/31082
KARAR TARİHİ : 10.11.2015

Tebliğname No : 15 – 2012/21683

İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ : Ankara 8. Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 01/11/2011
NUMARASI : 2011/188 (E) ve 2011/306 (K)
SANIK : M.. K..
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği,fiille olan ilişkisi,mağdurun durumu,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de;“Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de,birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının,özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin,kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır. Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır. Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır. Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için,dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların,ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Sanık M.. K..’ın …. İnşaat Limited Şirketi’nde pazarlama sorumlusu olarak çalışırken ticari ilişki nedeniyle H.. Ş.. ile tanıştığı, bir süre sonra H.. Ş..’in teklifi üzerine ve daha fazla ücret ödeme vaadi üzerine sanığın H.. Ş..’e ait GNM Medikal isimli şirkete geçerek çalışmaya başladığı, sanığın GNM Medikal isimli iş yerinde çalıştığı dönemde Mersin/Mezitli’de Köşe Dış Ticaret adı altında faaliyet gösteren şirkete boya satmak üzere anlaştıkları, daha sonra bin teneke boyayı …. Reklam’dan alıp araçlara yükleyerek M.. K..’ın talimatı doğrultusunda Mersin/Mezitli’ye gönderildiği bu malzemenin ödemesinin H.. Ş.. adına olan çekin M.. K.. tarafından B.. A..’a verildiği, B.. A..’ın da bunu Ayhan isimli şahsa verdiği, M.. K..’ın siparişlerin devamının geleceğini söyleyip H.. Ş.. adına olan 39 bin TL’lik bir çekin B.. A..’a verildiği, çeklerin B.. A.. tarafından cirolandığı, bu çeklerin 18 bin TL’lik kısmının bin teneke boya bedeli olarak Ayhan isimli şahısla birlikte Behram isimli şahısların kendilerine ayırdıkları, diğerlerini H.. Ş..’e iletmek üzere M.. K..’a teslim ettikleri, daha sonra H.. Ş..’in Behram’ı arayarak M.. K..’a boya alması için verdiği çeklerden iki tanesinin eline geçmediğini söylemesi üzerine şirketin antetli kağıdına çeklerin numarasını ve miktarlarını yazıp bunların kaybolduğunu belirtir hale dönüştürüp H.. Ş..’e verdiği, bir süre sonra Yetkin Ejder isimli boya işi yapan şahsın B.. A…..’ı arayarak H.. Ş.. adına olan bir çek olduğunu belirtip alacağını talep ettiği, B.. A..’ın da bu çekin evveliyatı ile ilgili Yetkin Ejder’e açıklamada bulunduğu, bunun üzerine çek karşılığını ödememiş olması nedeniyle Yetkin Ejder’in 7.700 TL alacak nedeniyle icra takibi başlatması üzerine B.. A..’ın bu parayı ona ödeyip çeki geri aldığı, sanığın bu şekilde üzerine atılı suçu işlediğinin iddia edildiği olayda, sanığın hileli davranış sergileyerek katılanı dolandırdığı hususunda mahkumiyetine yeterli, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gerekçesiyle hakkında verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 10.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.