Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2015/10088 E. 2015/12040 K. 10.06.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/10088
KARAR NO : 2015/12040
KARAR TARİHİ : 10.06.2015

Tebliğname No : KYB – 2015/71687

Hırsızlık, konut dokunulmazlığını ihlal ve mala zarar verme suçlarından sanık L.. E..’ın; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/1-b; 151/1; 116/1; 62/1 (üç kez); 52 ve 53. (üç kez) maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay, 3 ay 10 gün hapis ve 3.000 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair GERZE Asliye Ceza Mahkemesinin 11/04/2012 tarihli ve 2009/87 esas, 2012/88 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 18/02/2015 gün ve 2014/4367-12979 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 09/03/2015 gün ve 2015/71687 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosya kapsamına göre; benzer bir olaya ilişkin verilen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 09/06/2009 tarihli ve 2009/79, 2009/153 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere “Anayasanın 141 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 34. maddeleri gereğince mahkeme kararlarının gerekçeli olması zorunludur. Hükmün gerekçeyi içermemesi 5271 sayılı Kanun’un 289/1-g maddesi uyarınca “kanuna mutlak muhalefet” halini teşkil etmektedir. Gerekçe, hükmün dayanaklarının akla, hukuka ve dosya içeriğine uygun açıklanmasıdır. Gerekçenin dosyadaki bilgi ve belgelerin yerinde değerlendirildiğini gösterir biçimde geçerli, yeterli ve yasal olması aranmalıdır. Yasal, yeterli ve geçerli bir gerekçeye dayanılmadan karar verilmesi, yasa koyucunun amacına uygun düşmeyeceği gibi, uygulamada da keyfiliğe yol açar. Keyfiliği önlemek, tarafları tatmin etmek, denetim yapılmasına olanak sağlamak için, hükmün gerekçeli olması gerekir.” Bu itibarla, müşteki beyanı ve sanık savunmasından ibaret bulunan Gerze Asliye Ceza Mahkemesinin anılan kararının belirtilen hususları kapsamadığı cihetle, gerekçesiz şekilde yazılmasında isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
5271 sayılı CMK’nun 309.maddesinde düzenlenen kanun yararına bozma, kesinleşmiş kararlara karşı başvurulan olağanüstü bir yasa yolu olup, bu yolla kanunların aynı şekilde uygulanması, Yargıtay denetiminden geçmeksizin kesinleşen kararlardaki hukuka aykırılıkların giderilmesinin sağlanması amaçlanmaktadır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun, 19.02.2008 gün, 2008/5-19, 2008/31 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, yasa yararına bozma yöntemi, karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesini ve ülke sathında uygulama birliğine ulaşılmasını sağlama amacıyla, olağanüstü bir denetim muhakemesi yolu olup, gerek kesin hükmün otoritesinin korunması zorunluluğu, gerekse olağanüstü bir denetim yolu olması nedeniyle dar kapsamlıdır.
Kanun yararına bozmanın konusu hukuka aykırılıkların giderilmesi olunca, ayrıntıları 26.10.1932 gün ve 29/12 sayılı içtihadı birleştirme kararında açıklandığı üzere, kanun yararına bozulabilecek yasaya aykırılık halleri uygulamadaki yanlışlıklar ile esasa etkili usul hatalarından ibaret olacaktır. Her türlü hukuka aykırılığın öne sürülüp incelenmesine elverişli bir denetim yolu değildir. Yasa yolunun bu özelliği nedeniyle, hükmün gerekçesi ile ilgili hukuka aykırılıklar, sadece olağan denetim yolu olan temyiz incelemesi sırasında dikkate alınabileceğinden, (GERZE) Asliye Ceza Mahkemesinin 11.04.2012 gün ve 2009/87, 2012/88 sayılı kararına yönelik kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 10.06.2015 günü oybirliğiyle karar verildi.