Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2021/4225 E. , 2021/5164 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2021/4225
Karar No : 2021/5164
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı / …
VEKİLİ : Huk. Müş. Yrd. V. …
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- Kendi adına asaleten, … ve
… adına velayeten …
2- …
3- …
4- …
5- …
6- …
7-…
8- …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMLERİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacıların yakını …’ün, boşanma sürecinde olduğu ve hakkında koruma kararı olan eşi … tarafından 18/02/2019 tarihinde öldürülmesi olayında davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu iddiasıyla uğranıldığı ileri sürülen zarara karşılık olarak …’ün çocukları … ve … için ayrı ayrı 1.000,00 TL maddi ve 150.000,00 TL manevi, annesi ve kardeşleri için ayrı ayrı 1.000,00 TL maddi ve 80.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 950.000,00 TL tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve tazminat ödenmesi istemiyle yapılan başvurunun davalı idarece cevap verilmemek suretiyle reddedilmesine ilişkin işlemin iptaline karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; dava konusu olayda davalı idarenin gerekli önlemleri almaması nedeniyle hizmet kusurunun bulunduğu gerekçesiyle davacıların uğranıldığı ileri sürülen maddi manevi zararın giderilmesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali istemi yönünden 2577 sayılı Kanunun 15/1-b maddesi uyarınca davanın incelenmeksizin reddine, davacılar …, … ve …’ün maddi tazminat isteminin kabulü ile … için 58.307,00 TL, … için 76.716,00 TL, … için 135.628,00 TL olmak üzere toplam 270.651,00 TL maddi tazminatın 3.000,00 TL’lik kısmının davalı idareye başvuru tarihi olan 12/03/2019 tarihinden, 267.651,00 TL’lik kısmının ise miktar artırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği 23/01/2020 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacılara ödenmesine, diğer davacıların maddi tazminat istemlerinin ise reddine, manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile çocuklar … ve … için ayrı ayrı 50.000,00 TL, anne … için 10.000,00 TL, kardeşler için ayrı ayrı 5.000,00 TL olmak üzere, toplam 145.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvurulan 12/03/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin ise reddine karar verilmiştir.
Bölge Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; …’ün eşi tarafından silahla vurulmak suretiyle öldürülmesi olayında davalı idarenin gerekli önlemleri alması nedeniyle hizmet kusurunun bulunmadığı, bununla birlikte kardeşler dışında diğer davacıların yakınlarının devlet koruması altında olduğu halde öldürülmüş olmasının yeterli bir koruma sağlanmadığı yolunda şüphe yaratması nedeniyle duydukları üzüntünün giderilmesi gerektiği gerekçesiyle davacıların istinaf istemlerinin reddi, davalı idarenin istinaf isteminin kısmen kabulü kısmen reddi ile Mahkeme kararının, davacıların uğranıldığı ileri sürülen maddi ve manevi zararın giderilmesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali istemi yönünden 2577 sayılı Kanunun 15/1-b maddesi uyarınca davanın incelenmeksizin reddine, manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile … ve … için ayrı ayrı 50.000,00 TL, anne … için 10.000,00 TL manevi tazminatın 12/03/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idarece davacılara ödenmesi ile fazlaya ilişkin manevi tazminat istemlerinin reddine ilişkin kısmının ve diğer davacıların maddi tazminat istemlerinin reddine ilişkin kısmının onanmasına, davalı idarenin istinaf isteminin kısmen kabulü ile kararın, davacılar …, … ve …’ün maddi tazminat istemlerinin kabulüne ilişkin kısmı ile kardeşler için ayrı ayrı 5.000,00 TL olmak üzere, toplam 35.000,00 TL manevi tazminatın 12/03/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacılara ödenmesine ilişkin kısmının kaldırılmasına, davacılar …, … ve …’ün maddi tazminat istemleri ile kardeşlerin manevi tazminat istemleri yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI :
1-Davacılar tarafından, Bölge İdare Mahkemesi kararının çelişkili olduğu, meydana gelen olayda davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğu bu nedenle davacıların uğradıkları zararların giderilmesi gerektiği,
2-Davalı idare tarafından, Bölge İdare Mahkemesi kararının manevi tazminatın kısmen kabulüne ilişkin kısmının bozulması, maddi tazminat isteminin reddedilmesi nedeniyle hükmedilen vekalet ücretinin nispi hesaplanması gerektiği ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN_SAVUNMASI : Davacılar tarafından, davalı idarenin temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmakta olup, davalı idare tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Davacıların temyiz istemlerinin kabulüne, davalı idarenin temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra davacıların duruşma istemleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 17. maddesinin 2. fıkrası uyarınca yerinde görülmeyerek ve dosyanın tekemmül ettiği anlaşılarak davacıların yürütmenin durdurulması istemleri hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacılar yakını … tarafından, eşi …’den şiddet gördüğü, can güvenliğinin bulunmadığı, eşinin evde ruhsatsız silah bulundurduğu iddiasıyla 03/02/2018 tarihinde Ankara ili, Keçiören İlçesinde bulunan Esertepe Şehit Erkan Ataman Polis Merkezine şikayette bulunulduğu, bunun üzerine kolluk amiri tarafından aynı tarihte 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında eşi …’ün mağdur …’e 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un 5. maddesinin 1. fıkrasın kapsamında “a)şiddet mağduruna yönelik şiddet tehdidi, hakaret, aşağılama veya küçük düşürmeyi içeren söz ve davranışlarda bulunmamasına, b)müşterek konuttan veya bulunduğu yerden derhal uzaklaştırılması ve müşterek konutun korunan kişiye tahsis edilmesi, c) korunan kişilere, bu kişilerin bulundukları konuta, okula ve işyerine yaklaşmamasına, d)gerekli görülmesi halinde korunan kişinin, şiddete uğramamış olsa bile yakınlarına, tanıklarına ve kişisel ilişki kurulmasına ilişkin haller saklı kalmak üzere çocuklarına yaklaşmamasına” karar verilmiştir.
Emniyet görevlileri tarafından …’ün, eşi …’ün ruhsatsız silah bulundurduğuna ve kendisine şiddet uyguladığına dair iddialarına ilişkin olarak ifadesinin alınması amacıyla adresine gidilmiş, ancak kapının açılmaması üzerine adresten ayrılındığına dair 03/02/2018 tarihli tutanak düzenlenmiştir.
Davacılar yakını … tarafından, şiddet gördüğü iddiasıyla 14/01/2019 tarihinde boşanma davası açılmıştır. … Aile Mahkemesi’nin E:… sayılı davası kapsamında verilen 15/01/2019 tarihli karar ile davacının eşi …’ün …’e 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un 5. maddesinin 1. fıkrasının kapsamında 6 ay süre ile “a) şiddet mağduruna yönelik şiddet tehdidi, hakaret, aşağılama veya küçük düşürmeyi içeren söz ve davranışlarda bulunmamasına” dair önleyici tedbir kararı verilmiştir.
Davacılar yakınının 14/01/2019 tarihli başvurusu üzerine … Aile Mahkemesi’nce … Değişik İş sayılı dosyası kapsamında verilen 16/01/2019 tarih ve 2019/25 sayılı karar ile de aynı Kanun kapsamında …’ün 3 ay süreyle olmak üzere “a)şiddet mağduruna yönelik şiddet tehdidi, hakaret, aşağılama veya küçük düşürmeyi içeren söz ve davranışlarda bulunmamasına, b)müşterek konuttan veya bulunduğu yerden derhal uzaklaştırılması ve müşterek konutun korunan kişiye tahsis edilmesi, c) korunan kişilere, bu kişilerin bulundukları konuta, okula ve işyerine yaklaşmamasına, e)korunan kişinin şahsi eşyasına ve ev eşyalarına zarar zarar vermemesine, f)korunan kişiyi iletişim araçlarıyla veya sair suretle rahatsız etmemesine ” tedbir karar verilmiştir.
Davacılar yakının, müşterek kızlarına yönelik cinsel istismar suçunu işlediği yönündeki şikayetine istinaden Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2019/2919 sayılı soruşturma dosyası kapsamında tutuklanan eşi …’ün, … Sulh Ceza Hakimliği’nin 05/01/2019 tarihli kararı ile serbest bırakılması üzerine davacılar yakını … 14/01/2019 tarihli dilekçesiyle bu karara, eşi tarafından sürekli tehdit edildiğini, çocuklarının ve kendisinin can güvenliğinin tehlikede olduğunu belirtilerek itiraz etmiştir.
Davacılar yakını …, 18/02/2019 tarihinde kızı …’ü okuluna bıraktığı sırada, eşi …’ün silahlı saldırısı üzerine hayatını kaybetmiştir.
… hakkında Ankara … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:… K:… sayılı kararı ile “eşi kasten öldürmek, ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri satın alma veya taşıma veya bulundurma” suçlarından mahkumiyet kararı verilmiş, söz konusu karar Yargıtay tarafından onanmıştır.
Davacılar tarafından, yakınlarının ölümü nedeniyle uğradıklarını ileri sürdükleri zararların giderilmesi istemiyle İçişleri Bakanlığına yaptıkları başvurunun cevap verilmemek suretiyle reddedilmesi üzerine bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Devletin Temel Amaç ve Görevleri” başlıklı 5. maddesinde, Devletin temel amaç ve görevlerinin, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmak olduğu; 17. maddesinde ise, herkesin, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu; 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 2. maddesinde; “Herkesin yaşam hakkı, yasanın koruması altındadır. Yasanın ölüm cezası ile cezalandırdığı bir suçtan dolayı hakkında mahkemece hükmedilen bu cezanın yerine getirilmesi dışında hiç kimse kasten öldürülemez.”; 3. maddesinde, “Hiç kimse işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya işlemlere tabi tutulamaz.” şeklinde düzenlemeler yer almıştır.
6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un “Amaç, kapsam, temel ilkeler” kenar başlıklı 1. maddesinde, “(1) Bu Kanunun amacı; şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kadınların, çocukların, aile bireylerinin ve tek taraflı ısrarlı takip mağduru olan kişilerin korunması ve bu kişilere yönelik şiddetin önlenmesi amacıyla alınacak tedbirlere ilişkin usul ve esasları düzenlemektir. (2) Bu Kanunun uygulanmasında ve gereken hizmetlerin sunulmasında aşağıdaki temel ilkelere uyulur: a) Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler, özellikle Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi ve yürürlükteki diğer kanuni düzenlemeler esas alınır. b) Şiddet mağdurlarına verilecek destek ve hizmetlerin sunulmasında temel insan haklarına dayalı, kadın erkek eşitliğine duyarlı, sosyal devlet ilkesine uygun, adil, etkili ve süratli bir usul izlenir. c) Şiddet mağduru ve şiddet uygulayan için alınan tedbir kararları insan onuruna yaraşır bir şekilde yerine getirilir. ç) Bu Kanun kapsamında kadınlara yönelik cinsiyete dayalı şiddeti önleyen ve kadınları cinsiyete dayalı şiddetten koruyan özel tedbirler ayrımcılık olarak yorumlanamaz.” hükümlerine; “Hâkim tarafından verilecek koruyucu tedbir kararları” kenar başlıklı 4. maddesinde, “(1) Bu Kanun kapsamında korunan kişilerle ilgili olarak aşağıdaki koruyucu tedbirlerden birine, birkaçına veya uygun görülecek benzer tedbirlere hâkim tarafından karar verilebilir: a) İşyerinin değiştirilmesi. b) Kişinin evli olması hâlinde müşterek yerleşim yerinden ayrı yerleşim yeri belirlenmesi. c) 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanunundaki şartların varlığı hâlinde ve korunan kişinin talebi üzerine tapu kütüğüne aile konutu şerhi konulması. ç) Korunan kişi bakımından hayatî tehlikenin bulunması ve bu tehlikenin önlenmesi için diğer tedbirlerin yeterli olmayacağının anlaşılması hâlinde ve ilgilinin aydınlatılmış rızasına dayalı olarak 27/12/2007 tarihli ve 5726 sayılı Tanık Koruma Kanunu hükümlerine göre kimlik ve ilgili diğer bilgi ve belgelerinin değiştirilmesi.” hükmüne; “Hâkim tarafından verilecek önleyici tedbir kararları” kenar başlıklı 5. maddesinde, “(1) Şiddet uygulayanlarla ilgili olarak aşağıdaki önleyici tedbirlerden birine, birkaçına veya uygun görülecek benzer tedbirlere hâkim tarafından karar verilebilir:a) Şiddet mağduruna yönelik olarak şiddet tehdidi, hakaret, aşağılama veya küçük düşürmeyi içeren söz ve davranışlarda bulunmaması. b) Müşterek konuttan veya bulunduğu yerden derhâl uzaklaştırılması ve müşterek konutun korunan kişiye tahsis edilmesi.c) Korunan kişilere, bu kişilerin bulundukları konuta, okula ve işyerine yaklaşmaması.ç) Çocuklarla ilgili daha önce verilmiş bir kişisel ilişki kurma kararı varsa, kişisel ilişkinin refakatçi eşliğinde yapılması, kişisel ilişkinin sınırlanması ya da tümüyle kaldırılması.d) Gerekli görülmesi hâlinde korunan kişinin, şiddete uğramamış olsa bile yakınlarına, tanıklarına ve kişisel ilişki kurulmasına ilişkin hâller saklı kalmak üzere çocuklarına yaklaşmaması. e) Korunan kişinin şahsi eşyalarına ve ev eşyalarına zarar vermemesi. f) Korunan kişiyi iletişim araçlarıyla veya sair surette rahatsız etmemesi. g) Bulundurulması veya taşınmasına kanunen izin verilen silahları kolluğa teslim etmesi. ğ) Silah taşıması zorunlu olan bir kamu görevi ifa etse bile bu görevi nedeniyle zimmetinde bulunan silahı kurumuna teslim etmesi. h) Korunan kişilerin bulundukları yerlerde alkol ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmaması ya da bu maddelerin etkisinde iken korunan kişilere ve bunların bulundukları yerlere yaklaşmaması, bağımlılığının olması hâlinde, hastaneye yatmak dâhil, muayene ve tedavisinin sağlanması. ı) Bir sağlık kuruluşuna muayene veya tedavi için başvurması ve tedavisinin sağlanması.(2) Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde birinci fıkranın (a), (b), (c) ve (d) bentlerinde yer alan tedbirler, ilgili kolluk amirlerince de alınabilir. Kolluk amiri evrakı en geç kararın alındığı tarihi takip eden ilk işgünü içinde hâkimin onayına sunar. Hâkim tarafından yirmidört saat içinde onaylanmayan tedbirler kendiliğinden kalkar…” düzenlemesine, “Tedbir kararlarının bildirimi ve uygulanması” kenar başlıklı 10. maddesinde; “(1) Bu Kanun hükümlerine göre alınan tedbir kararları, Bakanlığın ilgili il ve ilçe müdürlükleri ile verilen kararın niteliğine göre Cumhuriyet Başsavcılığına veya kolluğa en seri vasıtalarla bildirilir. (2) Bu Kanun kapsamında ilgili mercilere yapılan başvurular ile bu başvuruların kabul ya da reddine ilişkin kararlar, başvuru yapılan merci tarafından Bakanlığın ilgili il ve ilçe müdürlüklerine derhâl bildirilir. (3) Korunan kişinin geçici koruma altına alınmasına ilişkin koruyucu tedbir kararı ile şiddet uygulayan hakkında verilen önleyici tedbir kararlarının yerine getirilmesinden, hakkında koruyucu veya önleyici tedbir kararı verilen kişilerin yerleşim yeri veya bulunduğu ya da tedbirin uygulanacağı yer kolluk birimi görevli ve yetkilidir. (4) Tedbir kararının, kolluk amirince verilip uygulandığı veya korunan kişinin kollukta bulunduğu hâllerde, kolluk birimleri tarafından kişi, Bakanlığın ilgili il veya ilçe müdürlüklerine ivedilikle ulaştırılır; bunun mümkün olmaması hâlinde giderleri Bakanlık bütçesinin ilgili tertibinden karşılanmak üzere kendisine ve beraberindekilere geçici olarak barınma imkânı sağlanır. (5) Tedbir kararının ilgililere tefhim veya tebliğ edilmemesi, kararın uygulanmasına engel teşkil etmez…” hükümlerine, “Tedbir kararlarına aykırılık” kenar başlıklı 13. maddesinde ise; “(1) Bu Kanun hükümlerine göre hakkında tedbir kararı verilen şiddet uygulayan, bu kararın gereklerine aykırı hareket etmesi hâlinde, fiili bir suç oluştursa bile ihlal edilen tedbirin niteliğine ve aykırılığın ağırlığına göre hâkim kararıyla üç günden on güne kadar zorlama hapsine tabi tutulur. (2) Tedbir kararının gereklerine aykırılığın her tekrarında, ihlal edilen tedbirin niteliğine ve aykırılığın ağırlığına göre zorlama hapsinin süresi onbeş günden otuz güne kadardır. Ancak zorlama hapsinin toplam süresi altı ayı geçemez. (3) Zorlama hapsine ilişkin kararlar, Cumhuriyet başsavcılığınca yerine getirilir. Bu kararlar Bakanlığın ilgili il ve ilçe müdürlüklerine bildirilir.” kuralına yer verilmiştir.
08/03/2012 tarih ve 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un 22. maddesine dayanılarak hazırlanan 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanuna İlişkin Uygulama Yönetmeliği’nin “Yapılacak İşlemler” başlıklı 5. maddesinde, “(1) Kolluk, kendisine yapılan ihbar veya şikâyet üzerine genel hükümler doğrultusunda gerekli işlemleri yapar. Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Kanun kapsamında almış olduğu koruyucu ve önleyici tedbirleri onaylanmak üzere tedbirin niteliğine göre mülki amire veya hâkime sunar. Kolluk, kendisine intikal eden her olay hakkında gecikmeksizin en seri vasıtalarla ŞÖNİM’e (Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi) bilgi verir. (2) Cumhuriyet başsavcılığı, yapılan ihbar ve şikâyet üzerine evrakın bir örneğini ivedilikle olayın niteliğine göre uygulanabilecek olan koruyucu veya önleyici tedbir hakkında karar verilmek üzere hâkime veya mülki amire gönderir. (3) Mülki amire yapılan ihbar veya şikâyet üzerine Kanunun 3 üncü maddesinde belirtilen koruyucu tedbirlerden birine, birkaçına veya uygun görülecek benzer tedbirlere karar verilebilir. Ayrıca mülki amir olayın niteliğine göre şikâyet veya ihbarı, kolluğa veya Cumhuriyet başsavcılığına bildirir. (4) Hâkim veya mülki amir tarafından verilen kararlar ivedilikle ŞÖNİM’e bildirilir.” hükmüne, “Tedbir kararının ilgili makamlara iletilmesi ve yerine getirilmesi” başlıklı 35. maddesinde; “(1) Tedbir kararları, kararın niteliğine göre Cumhuriyet başsavcılığına, kolluğa veya müdürlüğe gecikmeksizin en seri vasıtalarla bildirilir. (2) Kanun kapsamında ilgili mercilere yapılan başvurular ile bu başvuruların kabul ya da reddine ilişkin kararlar, başvuru yapılan merci tarafından ŞÖNİM’e gecikmeksizin bildirilir. (3) Tedbir kararları, kararın niteliğine göre kamu kurum ve kuruluşları tarafından ŞÖNİM ile işbirliği içerisinde ivedilikle yerine getirilir. Koruyucu veya önleyici tedbir kararlarının alınması ve yerine getirilmesi aşamasında şiddet mağduru ile şiddet uygulayan arasında uzlaşma ya da arabuluculuk önerilemez. (4) Korunan kişinin geçici koruma altına alınmasına, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde barınma yeri sağlanmasına ilişkin koruyucu tedbir kararları ile şiddet uygulayan hakkında verilen önleyici tedbir kararlarının yerine getirilmesinden, hakkında koruyucu veya önleyici tedbir kararı verilen kişinin yerleşim yeri veya bulunduğu ya da tedbirin uygulanacağı yerdeki kolluk görevli ve yetkilidir. (5) Önleyici tedbir kararı, Cumhuriyet başsavcılığı tarafından görevli ve yetkili kolluğa ivedilikle gönderilir ve kolluk marifeti ile uygulanması izlenir. Cumhuriyet başsavcılığınca gerektiğinde tedbir kararının başvuruda bulunanlar tarafından kolluğa götürülmesine imkân tanınır. Önleyici tedbir kararlarının yerine getirilip getirilmediği karar süresince kolluk tarafından kontrol edilir. Bu kontrol korunan kişinin; a) Bulunduğu konutun haftada en az bir kez ziyaret edilmesi, b) İkinci derece dâhil olmak üzere yakınları ile iletişim kurulması, c) Komşularının bilgisine başvurulması, ç) Oturulan yerin muhtarından bilgi alınması, d) Bulunduğu konutun çevresinde araştırma yapılması, şeklinde yerine getirilir. Tedbir kararlarına aykırılığın tespit edilmesi halinde bu husus hakkında tutanak tutulur ve Cumhuriyet başsavcılığına gönderilir.
(6) Tedbir kararlarının alınması ve uygulanması için yapılan iş ve işlemlerin aşamaları ve sonucu hakkında ilgili kurum tarafından aynı gün en geç saat 16.00’ya kadar en seri vasıtalarla ŞÖNİM’e bildirilir. (7) Korunan kişi, korunduğu yer dışında başka bir yere gitmesi gerektiğinde gideceği yer hakkında kolluğa bilgi verir, bu durumda dahi hakkında verilen kararın uygulanmasına devam edilir. Korunan kişi tarafından tedbir kararına uyulmaması halinde bu husus kolluk amiri tarafından bir tutanak ile tespit edilir. (8) Tedbir kararının ilgililere tefhim veya tebliğ edilmemesi, kararın uygulanmasına engel teşkil etmez.” düzenlenmesine yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge İdare Mahkemesi kararının, davacılardan …, … ve …’in maddi tazminat istemlerinin reddine ilişkin kısmının incelenmesi:
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi esas alındığından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Bu bağlamda hizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karekteri olan bir kusurdur. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi “başvurucu ve annesinin, başvurucunun eşi tarafından aile içi şiddete maruz bırakılmaları, sonrasında annesinin ölmesi ile sonuçlanan olayda devletin başvurucu ve annesini aile içi şiddete karşı koruyamamış olmasına ilişkin” yapılan başvuru üzerine verdiği 33401/02 OPUZ-TÜRKİYE kararında özetle: “AİHM’ye göre, makamların kişiye karşı işlenen suçları önlemek veya caydırmak amacıyla yukarıda bahsedilen görevleri bağlamında yaşam hakkını korumaya yönelik pozitif yükümlülüklerini yerine getirmediklerine dair bir iddia söz konusu olması halinde, şahıs ya da şahısların yaşamlarının üçüncü kişilerin suç fiilleri nedeniyle gerçek ve yakın bir tehdit altında bulunduğunu bildikleri veya bilmeleri gerektiği ve makul bir açıdan bakıldığında yetkileri dahilinde söz konusu tehlikeyi bertaraf etmek için kuşkuya yer bırakmayacak şekilde önlem almadıkları ortaya konulmalıdır. Ayrıca, AİHS’nin 2. maddesinde güvence altına alınan hakkın niteliği (temel hak) göz önünde bulundurulduğunda, başvuranın, makamların şahsa yönelik gerçek ve yakın bir tehdidi önlemek için makul olarak yapmaları beklenen herşeyi yapmadıklarını göstermesi yeterlidir. Devletin yaşamı tehlikede olan bir bireyi korumaya yönelik önleyici tedbirler almasına ilişkin pozitif yükümlülüğü ışığında, sicilinde şiddet eylemleri olan bir şüpheliyle karşı karşıya olan yerel makamların, başvuranın annesini korumak amacıyla durumun ciddiyetiyle bağdaşan özel tedbirler almaları beklenebilirdi. Bu amaçla, savcı ya da sulh ceza hâkimi, kendi inisiyatifiyle 4320 nolu Kanun’un 1. ve 2. bölümleri’nde yer alan koruyucu tedbirlerden bir ya da birkaçının alınması talimatını verebilirdi. Bu koşullarda, AİHM, yerel makamların, gerekli gayreti gösterdiklerinin söylenemeyeceği kanısına varmıştır. Dolayısıyla, AİHS’nin 2. maddesi kapsamında, başvuranın annesinin yaşama hakkını korumaya dair pozitif yükümlülüklerini yerine getirememişlerdir. AİHM, başvuranın fiziksel bütünlüğünün eşi tarafından ciddi biçimde ihlal edilmesine rağmen devlet yetkililerince caydırıcı koruma önlemlerinin alınmamış olması sebebiyle AİHS’nin 3. maddesinin ihlal edildiği sonucuna vardığını” belirtmiştir.
Dava konusu olayda, davacılar yakınının eşinden şiddet gördüğü ve eşinin ruhsatsız silah bulundurduğu iddiasıyla ilk olarak 03/02/2018 tarihinde Esertepe Şehit Erkan Ataman Polis Merkezine başvurduğu, bu şikayet üzerine kolluk amiri tarafından aynı tarihte 6284 sayılı Kadının Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun gereğince …’e yönelik önleyici koruma tedbiri kararı verildiği, polis memurları tarafından kişinin ifadesinin alınması için karakola getirilmesi amacıyla aynı gün ev adresine gidildiği, ancak kişi evde bulunamayınca bu hususta tutanak tutulduğu, yaklaşık bir yıl sonra eşinden şiddet gördüğü yönündeki iddialarını devam ettiren davacılar yakını hakkında, bu defa eşine karşı açtığı boşanma davasında … Aile Mahkemesi’nin … tarih ve E:… sayılı kararı ile eş …’e karşı 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında 6 ay süre ile, ayrıca … Aile Mahkemesi’nin … Değişik İş sayılı dosyası kapsamında verilen 16/01/2019 tarihli karar ile de 3 ay süreli önleyici tedbir kararları verildiği, bununla birlikte davacılar yakınının, eşinin, müşterek kızlarına yönelik cinsel istismar suçunu işlediği yönündeki şikayeti üzerine başlatılan soruşturma sırasında … Sulh Ceza Hakimliği’nin 05/01/2019 tarihli kararı ile serbest bırakılması üzerine 14/01/2019 tarihinde yaptığı itirazda, eşi tarafından sürekli tehdit edildiğini iddia ettiği, davacılar yakınının bu itirazdan kısa süre sonra 18/02/2019 tarihinde, kızı …’ü okuluna bıraktığı sırada, eşi …’ün ruhsatsız silahını kullanarak gerçekleştirdiği saldırıda hayatını kaybettiği anlaşılmaktadır.
Ruhsatsız silah kullanmak suretiyle gerçekleşen ölüm olayına ilişkin dava dosyası bir bütün olarak incelendiğinde; davalı idarece davacılar yakınının, eşinin ruhsatsız silah bulundurduğu yönündeki iddiasına ilişkin olarak kişinin adreste bulunamadığı yönünde tutanak düzenlenmesi dışında söz konusu silahın ele geçirilmesine yönelik başkaca bir işlemin tesis edilmediği, yine Mahkemelerce verilen önleyici tedbir kararlarının yerine getirilmesi amacıyla davalı idare tarafından yalnızca 18/01/2019, 25/01/2019, 04/02/2019 ve 11/02/2019 tarihlerinde davacılar yakınının telefon ile arandığı, Yönetmeliğin 35. maddesinin 5. fıkrasında yer verilen “a) Bulunduğu konutun haftada en az bir kez ziyaret edilmesi, b) İkinci derece dâhil olmak üzere yakınları ile iletişim kurulması, c) Komşularının bilgisine başvurulması, ç) Oturulan yerin muhtarından bilgi alınması, d) Bulunduğu konutun çevresinde araştırma yapılması” şeklindeki diğer hususların davalı idarece yerine getirilmediği anlaşılmıştır.
Diğer taraftan, davalı idarece telefonla yapılan söz konusu aramalarda davacılar yakınının “sorun yok” açıklamasında bulunmasının kişinin arandığı esnadaki mevcut halin izahına yönelik olduğu göz önünde bulundurulduğunda, bu hususun eşi tarafından sürekli tehdit edildiğini iddia eden ve hakkında önleyici tedbir kararları bulunan davacılar yakınının öldürülmesinde kullanılan ruhsatsız silahın ele geçirilmesi konusunda davalı idare tarafından etkili bir tedbirin alınmadığı gerçeğini ortadan kaldırmayacağı açıktır.
Bu durumda, meydana gelen olayda davalı idarenin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararında da belirtildiği üzere, idarenin yaşam hakkına ilişkin pozitif yükümlüğünü yerine getirip gerekli önlemleri alması hususunda hizmet kusurunun bulunduğu sonucuna varıldığından, Bölge İdare Mahkemesi kararının davalı idarenin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İdare Mahkemesi kararının davacılardan …, … ve …’in maddi tazminat istemlerinin kabulüne ilişkin kısmının kaldırılarak, bu davacılar yönünden maddi tazminat isteminin reddi yolunda verilen kısmında hukuki isabet görülmemiştir.
Diğer yandan, Bölge İdare Mahkemesince bu kısma ilişkin bozma kararına uyularak yeniden bir karar verilmesi halinde vekalet ücreti hakkında yeniden bir karar verileceğinden, davalı idarenin anılan kısım yönünden idareleri lehine hükmedilen vekalet ücretinin eksik hesaplandığı yönündeki itirazı bu aşamada incelenmemiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının, manevi tazminatın kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin kısmının incelenmesi:
Bakılan davada, davacılardan …’ün oğlu … için 150.000,00 TL, kızı … için 150.000,00 TL, annesi ve kardeşleri için ayrı ayrı 80.000,00 TL olmak üzere toplam 950.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İdare Mahkemesince, …’ün çocukları … ve … için ayrı ayrı 50.000,00 TL, anne … için 10.000,00 TL, kardeşler için ayrı ayrı 5.000,00 TL olmak üzere toplam 145.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvurulan 12/03/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin ise reddine karar verilmiştir.
Taraflarca yapılan istinaf başvuruları sonucu Bölge İdare Mahkemesince, “ölenin çocukları ve annesi açısından olaya bakıldığında, her ne kadar davalı idarenin hizmetini kurallara uygun bir şekilde işlettiği ve kusurlu bir davranışı bulunmadığı belirlenmiş ise de yakınlarının devlet koruması altında olduğu halde öldürülmüş olmasının yeterli bir koruma sağlanmadığı yolunda bir şüphe yaratıyor olması nedeniyle duydukları üzüntünün giderilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varıldığı” gerekçesiyle davacıların istinaf başvurularının reddi, davalı idarenin istinaf başvurusunun kısmen reddi kısmen kabulü ile İdare Mahkemesi kararının manevi tazminatın kısmen kabulüne ilişkin kısmının davacılardan …, … ve …’e yönelik kısmının onanmasına, kardeşlere ilişkin kısmının kaldırılarak, …, …, …, …, … ve … yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Taraflarca, Bölge İdare Mahkemesi kararının aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmiştir.
Yukarıda gerekçesine yer verildiği üzere, meydana gelen olayda davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu açıktır.
Bu durumda, Bölge İdare Mahkemesinin, davacılardan …, … ve … yönünden, davacılar yakının öldürülmüş olmasının davalı idarece yeterli bir koruma sağlanmadığı yolunda bir şüphe yaratıyor olduğu gerekçesiyle bu kişiler yönünden manevi tazminat isteminin kısmen kabulü, kısmen reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına yönelik tarafların istinaf başvurularının reddine ilişkin kısmında sonucu itibariyle hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Öte yandan, anılan Bölge İdare Mahkemesi kararının diğer davacıların manevi tazminat istemlerinin reddine dair kısmında hukuka aykırılık görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacıların temyiz istemlerinin kısmen kabulü ile temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, davalı idarenin istinaf başvurusunun kabulü ile davacılardan …, … ve …’in maddi tazminat istemlerinin reddine ilişkin kısmının BOZULMASINA oy çokluğuyla,
2.Davacıların temyiz istemlerinin kısmen reddi, davalı idarenin temyiz isteminin reddi ile … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, davacılardan …, … ve …’in manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne ilişkin kısmının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA oy çokluğuyla, davalı idarenin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile davacılardan …, …, …, …, … ve … yönünden manevi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmının ONANMASINA oy birliğiyle,
3. Kullanılmayan … TL yürütmenin durdurulması harcının istemi hâlinde davacılara iadesine,
4. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Ankara Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 27/10/2021 tarihinde kesin olarak karar verildi.
(X)-KARŞI OY :
Dava, … ve …’ün annesi, …’in kızı ve diğer davacıların kardeşi olan …’ün, boşanma sürecinde olduğu ve hakkında koruma kararı olan eşi … tarafından 18/02/2019 tarihinde silah ile vurularak öldürülmesi olayında, davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğu ve …’ün yaşam hakkını koruyamamasından dolayı tazminat ödenmesi istemiyle davalı idareye yapılan başvurunun cevap verilmemek suretiyle zımnen reddedilmesi üzerine, başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali ile, …’ün çocukları … için ayrı ayrı 1.000,00 TL maddi ve 150.000,00 TL manevi, annesi ve kardeşleri için ayrı ayrı 1.000,00 TL maddi ve 80.000,00 TL manevi olmak üzere toplamda 950.000,00 TL tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Uyuşmazlıkta, davacılar yakınının şikayeti üzerine davalı idarece 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun gereğince 03/02/2018 tarihli “Önleyici Tedbir Karar Formu”nun düzenlendiği, ardından …’ün talebi üzerine … Aile Mahkemesi’nin … tarih ve … Esas sayılı kararı ile 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında … lehine, … aleyhine 6 ay süreyle tedbir kararı verildiği, ayrıca Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talebi üzerine … Aile Mahkemesi’nin … tarih ve … Değişik iş sayılı karar ile … sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında … lehine, … aleyhine 3 ay süreyle tedbir kararı verildiği, bu kararların uygulanması amacıyla Tuzluçayır Polis Merkezi Amirliği’ne tarafından 18/01/2019, 25/10/2019, 04/02/2019 ve 11/02/2019 tarihlerinde günün farklı saatlerinde ayrı ayrı yapılan kontrollerde davacılar yakınının “sorun yok” açıklamasında bulunduğunun anlaşıldığı, dolayısıyla olaylarla ilgili olarak önleyici tedbir kararlarına ilişkin tüm iş ve işlemlerin ilgililer tarafından eksiksiz olarak yerine getirildiği anlaşıldığından meydana gelen olayda davalı idareye yükletilecek hizmet kusurunun bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenle, davacıların temyiz istemlerinin reddi, davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile İdare Mahkemesi kararına karşı davalı idarece yapılan istinaf başvurusunun kısmen reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararının bu kısmının bozulması, maddi tazminatın reddine ilişkin kısmının onanması gerektiği oyuyla Daire kararının aksi yönde oluşan kısımlarına katılmıyorum.