YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/16323
KARAR NO : 2014/36294
KARAR TARİHİ : 22.12.2014
MAHKEMESİ : Mersin 1. İş Mahkemesi
TARİHİ : 25/03/2014
NUMARASI : 2013/282-2014/165
Hüküm süresi içinde taraflar avukatları tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, davacının davalı şirkete 09.07.2005 – 21.10.2010 tarihleri arasında çalıştığını, iş sözleşmesinin haksız şekilde feshedildiğini, işyerinde çift vardiya halinde çalışma olduğunu, 10:00–19:00 ve 13:00 – 22:00 saatler arasına olduğu, mesai saatlerinin başında ve sonunda yarım saat önce ve gecikmeli olarak çalıştığını, mağazada mal sayımının 3 ayda bir yapıldığını 07:00 ile 22:00 saatler arasında çalıştığını mağaza sorumlusu olarak çalıştığından izinli olsa bile saat 12:30- 22:00 saatler arası mağazada olma zorunluluğu getirildiğini, fazla mesai ücretlerinin de ödendiğini belirterek fazla çalışma ücret alacağının tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili davacının fazla çalışması ve fazla çalışma alacağı olmadığını, vardiyaların ara dinlenme dahil günde 9 saati geçmediğini 1 saat ara ile, 2 kez 15’er dakika çay molası verildiğini haftada 6 gün çalıştığını, iş sözleşmesinin 6-c maddesi gereğince gerektiğinde işçinin fazla çalışma yapması gerektiği ve fazla çalışma ücretini aylık ücretin içinde olduğunun kararlaştırıldığını, imzalı puantaj kayıtları gereği davacının iddialarının yerinde olmadığını, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda hesap bilirkişisinden alınan rapora itibarla davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın süresi içerisinde davacı ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine yapılan inceleme sonucunda, Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 12.03.2013 tarihli ve 2012/15098 esas, 2013/5029 karar sayılı ilamı ile “……Dosya içeriğine göre davacı 09.07.2005 tarihinde satış danışmanı olarak çalışmaya başlamış, çalışma süresince mağaza yöneticisi ve mağaza sorumlusu ünvanları ile çalışmış, iş sözleşmesi 21.10.2010 tarihinde davalı işveren tarafından 4857 sayılı Kanun’un 25/ II-e maddesi gereğince feshedilmiştir.
Karara esas alınan bilirkişi raporunda işyerindeki güvenlik alarm sisteminin açılış kapanış saatlerini gösteren ulusal gözlem raporuna göre fazla çalışma ücret alacağı hesaplanmış, hesap raporuna taraf vekilleri itiraz etmişlerdir. Davacı işyerinde birden fazla ünvanda çalışmış olup davacının çalıştığı her bir ünvana ait görev tanımları dosya içine alınarak dosyadaki diğer işyeri kayıtları ile birlikte değerlendirme yapılarak yukarıda açıklanan ilkelere göre davacının fazla çalışması olup olmadığı belirlenerek bilirkişiden tarafların rapora itirazlarını karşılayacak denetime elverişli rapor alınmalıdır. Tarafların hesap raporuna yaptığı itirazlar karar yerinde karşılanmadan denetime elverişli olmayan rapora itibarla yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur.
Mahkemece eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup…” gerekçesi ile hüküm bozulmuştur.
Mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş ve bozma ilamı sonrasında yapılan yargılama sonucunda. davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar süresi içerisinde davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın bu tür yazılı belgelerle ispatlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille söz konusu olabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda dahi, işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille kanıtlaması gerekir.
1)Davacının temyiz itirazları yönünden, dosya içerisinde ibraz edilmiş bulunan Ulusal Gözlem kayıtlarının incelenmesinde; günler itibari ile sistemi kuran ve kapatan kişinin davacı olduğunun belirtildiği ve sisteminin kurulması ve kapatılma saatlerinin gösterilmiş olduğu bu kayıtlara göre davacının günde dokuz saati aşan şekilde çalıştığı anlaşılmaktadır. İbraz edilen bu kayıtlarda ile dosyada bulunan imzalı işe giriş çıkış kaydında gösterilen dönemler için, kayıtlardaki saatler esas alınarak hesaplama yapılması gerekirken bu hususun dikkate alınmaması isabetsizdir.
2)Davalının temyiz itirazları yönünden ise; işveren tarafından ibraz edilen ücret bordrolarının bir kısmında fazla çalışma ücret alacağı tahakkuk ettirildiği görülmektedir. Ücret bordrolarında davacı işçinin imzası bulunamamakta ise de; ödemelerin davacının banka hesabına yapıldığı bildirmektedir. İlgili banka kayıtları celp edilerek, ücret bordrolarında tahakkuk ettirilen fazla çalışma ücretlerinin davacıya ödenip ödenmediği denetlenmeli, ödeme yapılmış ise bu ödemeler mahsup edilerek sonuca ulaşılmalıdır. Karar bu yönü ile de eksik incelemeye dayalıdır.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 22.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.