Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2015/10197 E. 2015/12002 K. 10.06.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/10197
KARAR NO : 2015/12002
KARAR TARİHİ : 10.06.2015

Tebliğname No : 11 – 2013/354572
MAHKEMESİ : Akçakoca Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 18/04/2013
NUMARASI : 2013/9 (E) ve 2013/145 (K)
SUÇ : Karşılıksız yararlanma, mühür bozma

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Sanık hakkında mühür bozma suçundan kurulan 18/04/2013 tarihli hükme ilişkin temyiz itirazları üzerine yapılan incelemede,
6352 sayılı Yasanın geçici 2.maddesinin 2.fıkrası uyarınca Dairemizin iade kararının sadece elektrik enerjisi hırsızlığı suçundan kurulan hükümle ilgili olduğu daha önce mühür bozma suçundan kurulan hüküm ile bu hükme karşı yapılan temyiz başvurularının geçerli olduğu Dairemizin iade kararından sonra kurulan hüküm hukuken geçersiz olup sanığın konusu bulunmayan temyiz isteğinin 1412 sayılı CMUK’nın 317.maddesi gereğince REDDİNE;
2-Sanık hakkında mühür bozma suçundan kurulan 10/04/2008 tarihli hükme ilişkin temyiz itirazlarına gelince,
Yapılan duruşmaya toplanan delillere, gerekçeye, hakimin kanaat ve takdirine göre temyiz itirazları yerinde olmadığından reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA,
3-Sanık hakkında karşılıksız yararlanma suçundan kurulan 18/04/2013 tarihli hükme ilişkin temyiz itirazlarına gelince,
Dosya kapsamına göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
6352 sayılı Yasanın geçici 2.maddesinin 2.fıkrasındaki; “abonelik esasına göre yararlanılabilen elektrik enerjisinin, suyun ve doğal gazın sahibinin rızası olmaksızın ve tüketim miktarının belirlenmesini engelleyecek şekilde tüketilmesi dolayısıyla bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibariyle hakkında hırsızlık suçundan dolayı kovuşturma yapılan veya kesinleşmiş olup olmadığına bakılmaksızın hakkında hüküm verilen kişinin, bu Kanun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içinde, zararı tamamen tazmin etmesi halinde, hakkında
cezaya hükmolunmaz, verilen ceza tüm sonuçlarıyla ortadan kalkar.” hükmü uyarınca zararın tazmin edilmiş olması halinde ilgili hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekir.
Ancak geçici bir dönemi kapsayan bu düzenleme nedeniyle verilen kararların 6352 sayılı Yasanın 84. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nın 168.maddesine eklenen 5. fıkrasında öngörülen sanığın etkin pişmanlık hükmünden ikiden fazla yararlanamayacağına ilişkin sayı kısıtlaması kapsamında değerlendirilmesi mümkün olmadığından, 6352 sayılı Yasanın Geçici 2.maddesinin 2.fıkrası uyarınca verilen kararların 6352 sayılı Yasanın 84.maddesi ile 5237 sayılı TCK’nın 168. maddesine eklenen 5.fıkrasında düzenlenen etkin pişmanlık hükmünden sanığın kaç kez yararlandığının denetlenmesine olanak sağlayan ve 6352 sayılı Yasanın 103. maddesi ile 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’nun 6.maddesine eklenen 2. fıkra kapsamında adli sicile kaydedilmesi gereken kararlardan olmadığı gözetilmeden sanık hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olmasına rağmen, kararın bir örneğinin Adli Sicil İstatistik Genel Müdürlüğüne gönderilerek 15 yıl boyunca mahsus sisteme kaydı ile takip edilmesine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 1412 sayılı CMUK’nun 321.maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu aykırılığın aynı Kanunun 322. maddesi gereğince düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, “karar kesinleşmesinden sonra karardan bir suretin tali karar fişi düzenlenmek suretiyle Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğüne gönderilmesine” ilişkin bölümün hükümden çıkartılmasına karar verilmek suretiyle; sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 10/06/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.