YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/16513
KARAR NO : 2015/31006
KARAR TARİHİ : 09.11.2015
Tebliğname No : 15 – 2012/2406
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ : Ankara 10. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 07/09/2011
NUMARASI : 2010/742 (E) ve 2011/574 (K)
SANIK : S.. K..
SUÇ : Dolandırıcılık
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık hakkında hükmolunan ceza miktarına nazaran, sanığın duruşmalı inceleme talebinin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’nın 318. maddesi uyarınca reddine karar verilerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, Ankara’da yurtdışı danışmanlık şirketinde çalıştığı dönemde katılanlarla tanıştığı, daha sonra buradan ayrılarak İstanbul’da aynı konuda faaliyet gösteren bir şirket kurduğu, yurtdışında çalışmak isteyen katılanların sanık ile irtibata geçtikleri, sanığın katılanları yurtdışına göndermek için her birinden 1735 Dolar para ve CV’lerini istediği, katılan Bora’nın sanığa 31/12/2009 tarihinde 500 Dolar, 25/01/2010 tarihinde 2971 Dolar ile CV’leri gönderdiği, ancak sanığın katılanları yurtdışına göndermediği gibi almış olduğu parayı da iade etmeyerek bu şekilde dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda; sanık savunması, katılanların beyanı ile tüm dosya kapsamına göre, sanık hakkında dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet kararında bir isabetsizlik görülmemiş, tebliğnamede sanığın katılanların yurtdışına çalışmak üzere gitmelerini sağlamak üzere gerekli temasları sağladığı gözetilmeden mahkumiyete karar verildiği gerekçesiyle bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine; ancak;
Katılan Bora’nın hazırlık aşamasında alınan beyanında katılan Mehtap ile nişanlı olduklarını ve başlangıçtan beri birlikte hareket ettiklerini belirtmesi, toplam 3471 Dolar’ın sanığa katılan Bora tarafından gönderilmesi ve aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmiş olması karşısında, sanık hakkında bir kez ceza verilip 5237 sayılı TCK’nın 43/2. maddesinde düzenlenen zincirleme suç hükümleri gereğince cezasının artırılması gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde iki ayrı mağdura yönelik olarak ayrı ayrı hüküm kurulmak suretiyle fazla ceza tayin edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 09.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.