Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2018/4960 E. , 2021/5105 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2018/4960
Karar No : 2021/5105
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Silivri Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda tutuklu bulunan davacı tarafından, infaz kurumunca tutulan dosyasının kapağında yazılı olan “darbeci” kaydının silinmesi ile masumiyet karinesinin ihlal edildiğinden ve kişilik haklarının zedelendiğinden bahisle 200.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; dava konusu uyuşmazlığın davacının idarece tutulan dosyası üzerindeki “darbeci” kaydının silinmesi yolunda verilen … İnfaz Hakimliği’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının uygulanmamasından kaynaklandığı, 4675 sayılı İnfaz Hakimliği Kanunu’nun 4. maddesinde “işlem ve faaliyetlere ilişkin şikayetleri” karara bağlamanın İnfaz Hakimliği’nin görevinde olduğu düzenlemesine istinaden, bu husustaki şikayete bakmakla görevli olan adli yargı merciinin, aynı şikayetten kaynaklanan, infaz kurumu dosyası kapağında yazılı olan “darbeci” kaydının silinmesi ile manevi tazminat istemli uyuşmazlığın görüm ve çözümünde de görevli olduğu gerekçesiyle davanın görev yönünden reddine karar verilmiştir.
Bölge Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacı tarafından, kendisine iftira atıldığı ve kişilik haklarına ağır saldırıda bulunulduğu, İnfaz Hakimliğinin görevlerinin 4675 sayılı Kanunda açıkça belirtildiği, bunlar arasında tazminat davası yer almadığı iddialarıyla temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kısmen kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
A- Temyize Konu Kararın “Darbeci” Kaydının Silinmesi İstemi Bakımından Davanın Görev Yönünden Reddine İlişkin Kısmına Yapılan İstinaf Başvurusunun Reddine İlişkin Kısmının İncelenmesi:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın, “darbeci” kaydının silinmesi istemi bakımından davanın görev yönünden reddine ilişkin kısmına yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
B- Temyize Konu Kararın, Manevi Tazminat İstemi Bakımından Davanın Görev Yönünden Reddine İlişkin Kısmına Yapılan İstinaf Başvurusunun Reddine İlişkin Kısmının İncelenmesi:
MADDİ OLAY :
Tutuklu bulunan davacı tarafından, infaz kurumuna girişi esnasında infaz kurumunca tutulan dosyanın üzerinde “Darbeci” yazıldığını görmesi üzerine, bu ibarenin dosya üzerine yazılmasının masumiyet ilkesini ihlal ettiğinden bahisle silinmesi istemiyle infaz hakimliğine şikayette bulunulmuş, … İnfaz Hakimliği’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile kurşun kalem ile yazılan yazının resmi niteliği bulunmasa da masumiyet ilkesine aykırı ve kişiyi küçük düşürücü olduğu gerekçesiyle davacının şikayetinin kabulü ile söz konusu yazının silinmesine karar verilmiştir.
Davacının 26/05/2017 tarihinde Kocaeli-Kandıra’dan Silivri’de bulunan infaz kurumuna nakli sırasında dosyasındaki “Darbeci” kaydının halen durduğunu görmesi üzerine, “Darbeci” kaydının silinmesi ile masumiyet karinesinin ihlal edildiği ve kişilik haklarının zedelendiğinden bahisle 200.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi istemiyle işbu dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa’nın 125. maddesinin son fıkrasında, idarenin, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kurala bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
4675 sayılı İnfaz Hakimliği Kanununun 4. maddesinde, infaz hâkimliklerinin görevleri arasında, hükümlü ve tutukluların ceza infaz kurumları ve tutukevlerine kabul edilmeleri, yerleştirilmeleri, barındırılmaları, ısıtılmaları ve giydirilmeleri, beslenmeleri, temizliklerinin sağlanması, bedensel ve ruhsal sağlıklarının korunması amacıyla muayene ve tedavilerinin yaptırılması, dışarıyla ilişkileri, çalıştırılmaları gibi işlem veya faaliyetlere ilişkin şikâyetleri incelemek ve karara bağlamak da sayılmış; 5. maddesinde, ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde hükümlü ve tutuklular hakkında yapılan işlemler veya bunlarla ilgili faaliyetlerin ya da Cumhuriyet savcısının ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin verdiği kararların kanun veya diğer mevzuat hükümlerine aykırı olduğu gerekçesiyle bu karar, işlem veya faaliyetlerin öğrenildiği tarihten itibaren onbeş gün, herhalde yapıldığı tarihten itibaren otuz gün içinde şikayet yoluyla infaz hakimliğine başvurulabileceği düzenlenmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
2577 sayılı Kanun’un yukarıda aktarılan hükmünden de anlaşılacağı üzere, özel kanunlarda aksine bir hüküm bulunmadığı sürece, idari işlem ve eylemler nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararların tazmini istemli davaların görüm ve çözüm yeri idari yargıdır.
Uyuşmazlıkta, cezaevi görevlilerince infaz dosyası tutulmasının ve tutuklu davacının başka ceza evine nakledilmesi sırasında tazminat davasına dayanak teşkil eden ibarenin yazılmasının bir yargı faaliyeti olarak değil, idari işlem olarak yürütüldüğü açıktır.
Konuya ilişkin olarak İnfaz Hâkimliğine şikâyet yoluyla başvurulmuş olması, işlemin idari niteliğini ortadan kaldırmadığı gibi, 4675 sayılı Kanun’da İnfaz Hakimliği görevleri arasında İnfaz İdaresinin eylem ve/veya işlemlerinden dolayı uğranılan zararlara karşı açılacak tazminat davalarına da yer verilmemiştir. Bu itibarla, kamu hizmetini yürütmekle görevli kılınmış kamu kurumunun, anılan hizmetin yürütülmesi sırasında davacının kişilik haklarına verdiği ileri sürülen zararın tazmini istemiyle açılan davanın görülmesi ve kamu hizmetinin yöntemince yapılıp yapılmadığının tespiti idari yargı yerine ait bulunmaktadır.
Nitekim, Uyuşmazlık Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı da bu yöndedir.
Bu itibarla, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, 200.000,00 TL manevi tazminat istemi bakımından davanın görev yönünden reddine ilişkin İdare Mahkemesince verilen karara karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine dair kısmında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine,
2. Davanın görev yönünden reddine ilişkin … İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, “darbeci” kaydının silinmesi istemi bakımından davanın görev yönünden reddine ilişkin kısmına yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin kısmının ONANMASINA; manevi tazminat istemi bakımından davanın görev yönünden reddine ilişkin kısmına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin kısmının BOZULMASINA,
3. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 26/10/2021 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.