Danıştay Kararı 5. Daire 2017/5738 E. 2021/3297 K. 26.10.2021 T.

Danıştay 5. Daire Başkanlığı         2017/5738 E.  ,  2021/3297 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2017/5738
Karar No : 2021/3297

DAVACI : …
VEKİLİ : Av. …

DAVALI : …
VEKİLİ : Av. …

DAVANIN KONUSU : Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının iptaline, bu karar nedeniyle yoksun kaldığı ekonomik, sosyal, maaş ve sair haklarının işlem tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI : FETÖ/PDY terör örgütü ile hiçbir bağının olmadığı, yaşamının her döneminde bu tür oluşumların dışında kaldığı, olağanüstü hal dönemlerinde çıkarılan KHK’ların yalnızca OHAL süresince ve OHAL’in gerekli kıldığı konularda düzenlemeler içerebileceği, bu tür KHK’larla meslekten çıkarma cezaları verilemeyeceği, dava konusu kararın mahiyeti itibarıyla disiplin cezası olduğu, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanununda öngörülen hakim ve savcılar hakkında yapılacak inceleme ve soruşturma usulüne ilişkin hükümlere riayet edilmeden, disiplin soruşturması yapılmadan ve savunması alınmadan meslekten çıkarılmasına karar verildiği, genel şablon ifadelerle binlerce hakim hakkında toplu olarak meslekten çıkarma cezası verilemeyeceği, dava konusu kararın gerekçesiz olduğu, kendisiyle ilgili hiçbir delil, belge ve emarenin gösterilmediği, kişiselleştirme yapılmadığı, tipiklik ilkesine uyulmadığı, dava konusu meslekten çıkarma kararıyla ölçülülük ve orantılılık ilkesinin, masumiyet karinesinin, hakimlik teminatının, hak arama özgürlüğünün, ifade özgürlüğünün, dava açma hakkının, mahkemeye erişim hakkının, kamu hizmetine girme hakkının, adil yargılanma hakkının, savunma hakkının, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkının, seyahat hakkının, düzeltme ve cevap hakkının, mülkiyet hakkının, ifade özgürlüğünün, çalışma hakkının, sosyal güvenlik hakkının ve örgütlenme hakkının ihlal edildiği, dava konusu kararın yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurları yönlerinden sakat olduğu ileri sürülerek dava konusu kararın hukuka aykırı olduğu iddia edilmiştir. Öte yandan, dava konusu kararın dayanağı olan 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin (6749 sayılı Kanun’un) 3. ve 10. maddelerinin Anayasa’ya aykırı olduğu iddia edilerek, anılan hükümlerin iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması talep edilmiştir.

DAVALININ SAVUNMASI : Dava dilekçesinin usule aykırılıklar yönünden incelenerek tespit edilmesi halinde davanın öncelikle usul yönünden reddi gerektiği, öte yandan dava konusu kararın amacının Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve yargı mensuplarına olağan dönemde uygulanan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ve 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanununun ilgili hükümlerine değil Anayasa’nın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesine dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp “göreve son” müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Kanunun 33.maddesi uyarınca yeniden inceleme başvurusunda bulunma imkanı tanındığı, davacı hakkında tesis edilen karar ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararın hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ: Davanın derdestlik nedeniyle incelenmeksizin reddi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI ŞENOL BOLAT’IN DÜŞÜNCESİ: Davacının vekili tarafından, müvekkilinin 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulu’nun … tarih ve … sayılı kararının iptaline, bu işlem nedeniyle yoksun kalınan ekonomik, sosyal ve maaş ve sair haklarının işlem tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte tazminine, 667 sayılı KHK’nin 3. ve 10. maddesinin Anayasaya aykırı olduğu ileri sürülerek iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulmasına karar verilmesi istenilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda “derdestlik” müessesesi düzenlenmemiş, 31’inci maddesinde, “Bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda … Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygunlanacağı” kurala bağlanmış ise de, göndermede bulunulan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, 4.2.2011 tarih ve 27836 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan ve 1.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 450’nci maddesi ile yürürlükten kaldırılmış; anılan Kanun’un 447’nci maddesinin 2’nci fıkrasında, “Mevzuatta, yürürlükten kaldırılan 18/06/1927 tarih ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’na yapılan yollamalar, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılır.” hükmü getirilmiştir.
İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31’inci maddesinde, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na yapılan göndermenin genel ve geniş bir kapsama sahip olduğu, gönderme yapılan hususların tahdidi olmadığı dikkate alındığında, “derdestlik” durumunun söz konusu olduğu hallerde de Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanması gerektiği açıktır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114’üncü maddesinin 1’inci fıkrasının (ı) bendinde “Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması” dava şartları arasında sayılmış; 115’inci maddesinde ise “Mahkemenin, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştıracağı,… dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar vereceği…” hükme bağlanmıştır.
Tarafları ve konusu aynı olan bir davanın daha önce aynı veya başka bir mahkemede açıldığı ve görülmekte olduğunun saptanması halinde, ilk davanın aynısı olan ikinci davanın açılmasında davacının hukuki yararı bulunmadığı gibi daha sonra açılan davanın derdestlik nedeniyle incelenemeyeceği usul hukukunun genel ilkelerindendir.
Davalı idarece bu davanın derdest olduğu ileri sürüldüğünden, yapılan araştırmada, davacının vekilince, müvekkilinin meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulu’nun … tarih ve … sayılı kararının iptaline, bu işlem nedeniyle yoksun kalınan ekonomik, sosyal ve maaş ve sair haklarının işlem tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte tazminine, 667 sayılı KHK’nin 3. ve 10. maddesinin Anayasaya aykırı olduğu ileri sürülerek iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulmasına karar verilmesi istemiyle, 23/09/2016 tarihinde Danıştay kaydına giren dava dilekçesiyle Danıştay Beşinci Dairesinin 2016/8725 esasına kayıtlı dosyada dava açıldığı, anılan Dairece görev ret kararı verilerek dava dosyasının İdare Mahkemesine gönderildiği, Ankara 7. İdare Mahkemesince 685 sayılı KHK’nin geçici 1. maddesinin 4. fıkrası hükmü uyarınca dosya esas kaydının kapatılarak dosyanın Danıştay’a gönderilmesine karar verildiği ve bu dosyanın Danıştay 5. Dairesinin 2017/13095 Esasına kaydedildiği ve bu davada henüz karar verilmemişken bu arada 23/11/2016 tarihinde Danıştay kaydına giren dava dilekçesiyle aynı istemlerle Danıştay Beşinci Dairesinin 2016/52787 esasına kayıtlı bakılan ikinci davanın açıldığı ve daha sonra 05/01/2017 tarihinde aynı istemlerle Ankara İdare Mahkemesine ve sonrasında Danıştay 5. Dairesinin 2017/5738 sayılı esasına kaydedilen bakılan bu üçüncü davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, davacının vekili tarafından, daha önce tarafları ve konusu aynı olan açılmış ve henüz karar verilmemiş biri derdest iki dava varken, aynı istemlerle açılan bu üçüncü davanın derdestlik nedeniyle esasının incelenmesine olanak bulunmamaktadır.
Belirtilen nedenlerle davanın derdestlik nedeniyle incelenmeksizin reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra davalı idarenin derdestlik dışındaki usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek gereği görüşüldü:

MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
… tarih ve … sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla, yargı mensubu olarak görev yapmakta olan davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir. Bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi anılan Kurul tarafından … tarih ve … sayılı kararla reddedilmiştir.
Davacı tarafından, meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararın iptaline, bu karar nedeniyle yoksun kaldığı ekonomik, sosyal, maaş ve sair haklarının işlem tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi talebiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.

İNCELEME VE GEREKÇE:
Tarafları ve konusu aynı olan bir davanın, daha önce aynı veya başka bir mahkemede açıldığının ve görülmekte olduğunun saptanması halinde, usul hukukunun temel kavramlarından biri olan derdestlik müessesesinin ifade ettiği ”ilk davanın aynısı olan diğer davaların açılmasında davacının hukuki yararı bulunmadığı” olgusundan hareketle, sonraki davaların derdestlik nedeniyle incelenmeksizin reddine karar verilmesi gerekmektedir.
Derdestlik durumunun ortaya çıkması için; aynı davanın birden fazla açılmış olması ve birinci davanın görülmekte olması şartları birlikte gerçekleşmelidir. Davaların aynı dava olarak kabul edilebilmesi de; davaların taraflarının, konularının, dava konusu işlemlerin aynı olmasına bağlıdır.
Dosyanın incelenmesinden, davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının iptaline, bu karar nedeniyle yoksun kaldığı ekonomik, sosyal, maaş ve sair haklarının işlem tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı, bununla birlikte davacı tarafından aynı istemle Dairemizin E:2016/52787 sayısına kayıtlı ayrı bir davanın daha açıldığı ve anılan davanın Dairemizin 26/10/2021 tarih ve K:2021/3296 sayılı kararı ile reddine karar verildiği, bu kararın ise henüz kesinleşmediği anlaşılmaktadır.
Buna göre, yukarıda belirtilen ve Dairemizin E:2016/52787 sayısına kayıtlı dava ile bakılmakta olan bu davanın tarafları, konusu ve sebeplerinin aynı olduğu görüldüğünden, derdestlik nedeniyle bu davanın esasının incelenmesine hukuken imkan bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davanın derdestlik nedeniyle İNCELENMEKSİZİN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Fazladan yatırılan …-TL harcın istemi halinde davacıya iadesine,
4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen …-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 26/10/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.