Danıştay Kararı 12. Daire 2020/4788 E. 2021/5350 K. 26.10.2021 T.

Danıştay 12. Daire Başkanlığı         2020/4788 E.  ,  2021/5350 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONİKİNCİ DAİRE
Esas No : 2020/4788
Karar No : 2021/5350

DAVACI : …

DAVALI : … Enstitüsü
VEKİLİ : Av. …

DAVANIN KONUSU : Türk Standardları Enstitüsü Belgelendirme Merkezi Başkanlığı … Belgelendirme Müdürlüğünde … olarak görev yapan davacının, Türk Standardları Enstitüsü Personel Yönetmeliği’nin 109. maddesinin birinci fıkrasının (B) bendinin (a) alt bendi uyarınca kınama cezası ile cezalandırılması gerekmekte ise de geçmiş çalışmalarının olumlu olması ve daha önce disiplin cezası almamış olması nedeniyle bir alt ceza olan uyarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin ve bu işleme yapılan itirazın reddine ilişkin işlem ile disiplin cezasına dayanak teşkil eden Türk Standardları Enstitüsü Personel Yönetmeliği’nin 109. maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin iptali ve 132 sayılı Türk Standardları Enstitüsü İle İlgili Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun’un “Personel” başlıklı 10/A maddesinin yedinci fıkrasında yer alan, “Enstitü personelinin izin, disiplin, intibak işleri ile diğer hususlar yönetmelikle belirlenir.” şeklindeki hükümde geçen “disiplin” ibaresinin itiraz yolu ile iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması istenilmiştir.

DAVACININ İDDİALARI :Türk Standardları Enstitüsü Belgelendirme Merkezi Başkanlığı … Belgelendirme Müdürlüğü’nde … olarak görev yapmaktayken, hakkında yapılan disiplin soruşturması sonucunda, Türk Standartları Enstitüsü Personel Yönetmeliği gereğince disiplin cezası ile cezalandırıldığı, düzenleyici bir işlem olan Yönetmelikle disiplin suç ve cezalarının belirlenemeyeceği gibi, Yönetmelik hükümlerine dayanarak kendisine disiplin cezası verilemeyeceği, verilen bu disiplin cezasının Anayasa’nın 38. maddesinde yer alan “suçta ve cezada kanunilik” ilkesine aykırı olduğu; gerek Anayasa Mahkemesi kararları gerekse de Danıştay İdari Dava Dairelerinin muhtelif kararlarıyla kamu görevlilerinin disiplin suç ve cezalarının, disiplin cezası vermeye yetkili amir ve kurulları, zamanaşımı ve karar verme süreleri, yüksek disiplin kurulunun çalışma usul ve yöntemleri, kurul kararlarına itiraz ve savunma hakkı gibi konuların Anayasa’nın 38. maddesinde yer alan ilkeye uygun olarak Kanunla düzenlenmesi gerektiğine vurgu yapıldığından, uyarma cezasını içeren TSE Personel Yönetmeliği’nin 109. maddesinin birinci fıkrasının (A) bendi ile bu maddeye dayanılarak verilmiş olan uyarma cezasının hukuka ve mevzuata aykırı olduğu, ayrıca; disiplin soruşturmasında 2012, 2013 ve 2014 yıllarına ait birçok marka kullanım ücretlendirmelerine konu faturaların düzenlenmesini sağlamadığı, düzenlenmesini engellediği gibi suçlamalardan bahsedilmekte ise de tüm suçlamaların gerçek dışı olduğu, kuruma herhangi bir zararın yansımadığı, subjektif bir takım iddia ve değerlendirmeler ile ceza verildiği, hukuka aykırı olan disiplin cezasına ilişkin işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.

DAVALI İDARENİN SAVUNMASI : TSE Personel Yönetmeliğinin “Disiplin Cezaları” başlıklı 108 ve devamı maddelerinde 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na paralel şekilde disiplin cezaları ile fiillere yer verildiğinden davacıya verilen disiplin cezasının kanuni dayanağının olmadığına yönelik iddianın haksız ve hukuki mesnetten yoksun olduğu, davacının 2012, 2013 ve 2014 yıllarına ait birçok marka kullanım ücretlendirmelerine konu faturaların düzenlenmesini sağlamadığı, düzenlenmesini engellediği konusunda kusurlu olduğu kanaatine varıldığından, bu eylemi nedeniyle davacının disiplin cezası ile cezaladırıldığı, dava konusu işlemde ve dayanağı Yönetmelik maddesinde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığından davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : 132 sayılı Türk Standardları Enstitüsü Kuruluş Kanunu’nun 10/A maddesinde yer alan “disiplin” ibaresinin Anayasaya ve hukuka aykırı olduğu Anayasa Mahkemesinin 12/02/2019 tarih ve 30684 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 20/12/2018 tarih ve E:2018/107, K:2018/114 sayılı kararıyla ortaya konulduğundan, Türk Standardları Enstitüsü Personel Yönetmeliğinin dava konusu edilen maddesinin, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı nedeniyle hukuksal dayanaktan yoksun kaldığı görüldüğünden, Yönetmeliğin dava konusu edilen alt bendinin iptaline karar verilmesi gerektiği; davacının disiplin cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlem yönünden ise, davacının eyleminin sübuta erdiği anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI : …
DÜŞÜNCESİ : Dava; Türk Standardları Enstitüsü Belgelendirme Merkezi Başkanlığı … Belgelendirme Müdürlüğü’nde başaraştırmacı olarak görev yapan davacının, davalı idareye bağlı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Temsilciliği göreviyle ilgili olarak hakkında yapılan soruşturma sonucunda, Türk Standardları Enstitüsü Personel Yönetmeliği’nin 109. maddesinin 1. fıkrasının (B) bendinin (a) alt bendi uyarınca kınama cezası ile cezalandırılması gerekmekte ise de, geçmiş çalışmalarının olumlu olması ve daha önce disiplin cezası almamış olması nedeniyle bir alt ceza olan uyarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin … tarih ve … sayılı işlem ile bu işleme yapılan itirazın reddine ilişkin işlemin ve disiplin cezasına dayanak teşkil eden Türk Standardları Enstitüsü Personel Yönetmeliği’nin 109. maddesinin 1. fıkrasının (A) bendinin iptaline karar verilmesi ve 132 sayılı Türk Standardları Enstitüsü İle İlgili Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun’un “Personel” başlıklı 10/A maddesinin 7. fıkrasında yer alan, “Enstitü personelinin izin, disiplin, intibak işleri ile diğer hususlar yönetmelikle belirlenir.” şeklindeki hükümde geçen “disiplin” ibaresinin itiraz yolu ile iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması istemiyle açılmıştır.
Dosyanın incelenmesinden; 132 sayılı Türk Standardları Enstitüsü Kuruluş Kanunu’nun “Personel” başlıklı 10/A maddesinin yedinci fıkrasında “Enstitü personelinin izin, disiplin, intibak işleri ile diğer hususlar yönetmelikle belirlenir.” hükmüne dayanılarak Türk Standardları Enstitüsü Personel Yönetmeliğinin, 14/07/2002 tarihli ve 24815 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe konulduğu, davacının Danıştay Onikinci Dairesi’nin 2017/3047 esas sayısına kayden açtığı bir başka davada ileri sürdüğü Anayasa’ya aykırılık iddiası Dairesince ciddi görülerek, 20/02/2018 gün ve E:2017/3047 sayılı kararla; 22/11/1960 tarihli ve 10661 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 132 sayılı Türk Standardları Enstitüsü Kuruluş Kanunu’nun “Personel” başlıklı 10/A maddesinin yedinci fıkrasında yer alan “disiplin” ibaresinin Anayasanın 38. ve 128. maddelerine aykırı olduğundan bahisle iptali istemiyle itiraz yolu ile Anayasa Mahkemesine başvurulduğu, Anayasa Mahkemesinin (12/02/2019 tarihli ve 30684 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren) 20/12/2018 gün ve E:2018/107, K:2018/114 sayılı kararıyla; anılan kural Anayasa’nın 38. maddesine aykırı bulunarak, 132 sayılı Türk Standardları Enstitüsü Kuruluş Kanunu’nun 10/A maddesinin yedinci fıkrasında yer alan “disiplin” ibaresinin iptaline oybirliğiyle karar verildiği, anılan karar üzerine Danıştay Onikinci Dairesinin 17/06/2019 gün E:2017/3043 K:2019/4649 sayılı kararıyla; davacıya verilen disiplin cezasının yasal dayanağı olan 132 sayılı Türk Standardları Enstitüsü Kuruluş Kanunu’nun 10/A maddesinde yer alan “disiplin” ibaresinin Anayasaya ve hukuka aykırı olduğu Anayasa Mahkemesi kararı ile ortaya konulduğundan, Türk Standardları Enstitüsü Personel Yönetmeliğinin dava konusu edilen maddesinin de hukuksal dayanaktan yoksun kaldığı, ayrıca; hukuksal dayanaktan yoksun kalan Yönetmeliğe dayanılarak davacıya verilen disiplin cezasına ilişkin işlemde de hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesi ile dava konusu Türk Standartları Enstitüsü Personel Yönetmeliği’nin 109. maddesinin (A) bendinin ve … tarihli ve … sayılı uyarma cezasına ilişkin işlemin İPTALİNE karar verildiği, Daire kararına karşı davalı idare tarafından yapılan temyiz başvurusu sonucunda da; İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 06/07/2020 E:2019/2980, K:2020/1350 sayılı kararı ile; Anayasa Mahkemesi’nin bir Kanun maddesini iptal ettikten sonra yasama organınca yeni bir yasal düzenleme yapılırsa, uyuşmazlığın bu düzenlemeye göre çözümlenmesi gerektiği, aksi yaklaşımın, işlenen fiillerin cezasız kalması neticesini doğuracağının açık olduğu, nitekim uyuşmazlık özelinde de Anayasa Mahkemesi’nin yukarıda anılan iptal kararında sonra 7226 sayılı Kanun’un 3. maddesiyle, 132 sayılı Kanun’un 10/A maddesine eklenen hüküm ile, Türk Standardları Enstitüsü personeline uygulanacak disiplin hükümleri yönünden 657 sayılı Kanun’a atıf yapıldığından, uyuşmazlığın yeni yasal düzenlemeye göre çözümlenmesi gerektiği, bu durumda, Dairece, dava konusu disiplin cezası ve dayanağı Yönetmelik hükmünün, 657 sayılı Kanun’un 125. maddesine uygun olup olmadığı, davacı tarafından işlendiği iddia edilen fiillerin, sübut bulup bulmadığı ve disiplin cezasını gerektirip gerektirmeyeceği yönlerinden işin esasına girilerek bir değerlendirme yapıldıktan sonra varılacak sonuca göre yeniden bir karar verilmesi gerektiği sonucuna varıldığı, bu itibarla, dava konusu işlemlerin iptali yolundaki Daire kararında hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle Daire kararının BOZULMASINA karar verildiği anlaşılmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesine göre Danıştay’ın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davalarda, temyiz incelemesi sonucu bozulan kararlar üzerine, Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurullarının kararlarına uyulması zorunlu olduğundan, bozma gerekçesi doğrultusunda uyuşmazlık yeniden incelenmiştir.
Türk Standardları Enstitüsü Personel Yönetmeliği’nin 109. maddesinin 1. fıkrasının (A) bendi yönünden;
132 sayılı Türk Standardları Enstitüsü İle İlgili Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun’un işlem tarihinde yürürlükte olan haliyle “Personel” başlıklı 10/A maddesinin 7. fıkrasında, “Enstitü personelinin izin, disiplin, intibak işleri ile diğer hususlar yönetmelikle belirlenir.” düzenlemesine yer verilmiştir. Anılan fıkra, 09/07/2018 tarih ve 30473 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 02/07/2018 tarih ve 703 sayılı Anayasada Yapılan Değişikliklere Uyum Sağlanması Amacıyla Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 96. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış, 15/07/2018 tarih ve 30479 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 4 sayılı Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum Ve Kuruluşlar İle Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin Türk Standardları Enstitüsünü düzenleyen 39. bölümünde yer alan “Personel” başlıklı 561. maddenin 5. fıkrasında aynı haliyle yeniden düzenlenmiştir.
Öte yandan; Anayasa Mahkemesinin 12/02/2019 tarih ve 30684 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 20/12/2018 tarih ve E:2018/107, K:2018/114 sayılı kararıyla; 132 sayılı Kanun’un “Personel” başlıklı 10/A maddesinin mülga 7. fıkrasında geçen “disiplin” ibaresinin, Anayasa’nın 38. maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmesinden sonra, 26/03/2020 tarih ve 31080 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7226 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 3. maddesi ile de, 132 sayılı Kanun’un 10/A maddesine son fıkra olarak, “2/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında istihdam edilenler haricindeki Enstitü personeline uygulanacak disiplin cezaları ile ceza gerektiren fiil ve haller hususunda 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125 inci maddesi uygulanır. Ancak aynı maddede yer alan aylıktan kesme cezası brüt ücretten 1/30-1/8 arasında kesinti yapılması; Devlet memurluğundan çıkarma cezası Enstitüye bir daha atanmamak üzere işten çıkarma şeklinde uygulanır. Enstitü personelinin disiplin ile ilgili işlemlerini yürütmek üzere merkezde disiplin kurulu ve yüksek disiplin kurulu kurulur. Bu personelin disiplin işlemlerine ilişkin diğer hususlarda bu Kanunda yer alan hükümler dışında, Enstitünün teşkilat yapısı ve personelinin statüsü göz önüne alınarak, 657 sayılı Kanunun Dördüncü Kısmının “Disiplin” başlıklı Yedinci Bölümünde yer alan hükümler uygulanır.” düzenlemesi eklenmek suretiyle, Türk Standardları Enstitüsü personeline uygulanacak disiplin hükümleri yönünden 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na atıf yapıldığı görülmektedir.
Her ne kadar, yukarıda sözü edilen Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinde,132 sayılı Kanun’un işlem tarihinde yürürlükte olan haliyle “Personel” başlıklı 10/A maddesinin 7. fıkrasında yer alan hükme aynen yer verilmiş ise de, Anayasa’nın, Cumhurbaşkanının görev ve yetkilerinin düzenlendiği 104 üncü maddesinin onyedici fıkrasında yer alan “Kanunda açıkça düzenlenen konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarılamaz” hükmü karşısında, Anayasa Mahkemesi kararı üzerine 7226 sayılı Kanun’la 132 sayılı Kanun’un anılan maddesine eklenen ibarenin dikkate alınması gerektiği tabidir.
Bu itibarla; davacıya verilen disiplin cezasının yasal dayanağı olan 132 sayılı Türk Standardları Enstitüsü Kuruluş Kanunu’nun “Personel” başlıklı 10/A maddesinin yedinci fıkrasında yer alan “disiplin” ibaresinin, Anayasaya ve hukuka aykırı olduğunun, yukarıda belirtilen Anayasa Mahkemesi kararı ile ortaya konulması ve ardından, 7226 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 3. maddesi ile, 132 sayılı Kanun’un 10/A maddesine son fıkrası olarak eklenen düzenleme ile personele uygulanacak disiplin hükümleri yönünden 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na atıf yapılmış olması göz önüne alındığında, dava konusu Türk Standardları Enstitüsü Personel Yönetmeliğinin uyuşmazlığa konu maddesinin hukuksal dayanaktan yoksun kaldığı, bu nedenle iptali gerektiği sonucuna varılmıştır.
Davacının uyarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlem yönünden;
Anayasa Mahkemesi bir Kanun maddesini iptal ettikten sonra yasama organınca yeni bir yasal düzenleme yapılırsa, uyuşmazlığın bu düzenlemeye göre çözümlenmesi gerekmektedir. Aksi yaklaşımın, işlenen fiillerin cezasız kalması neticesini doğuracağı açıktır.
Nitekim uyuşmazlık özelinde de Anayasa Mahkemesi’nin yukarıda anılan iptal kararında sonra 7226 sayılı Kanun’un 3. maddesiyle, 132 sayılı Kanun’un 10/A maddesine eklenen hüküm ile, Türk Standardları Enstitüsü personeline uygulanacak disiplin hükümleri yönünden 657 sayılı Kanun’a atıf yapıldığından, uyuşmazlığın yeni yasal düzenlemeye göre çözümlenmesi gerekmektedir.
14/07/2002 tarih ve 24815 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Türk Standardları Enstitüsü Personel Yönetmeliği’nin 109. maddesinin 1. fıkrasının (B) bendinin (a) alt bendinde de, “Verilen emir ve görevlerin tam ve zamanında yapılmasında, görev mahallinde Enstitüce belirlenen usul ve esasların yerine gerilmesinde, görevle ilgili resmi belge, araç ve gereçlerin korunması, kullanılması ve bakımında kusurlu davranmak
” fiili, kınama cezasını gerektiren bir fiil olarak düzenlenmiştir. Aynı Yönetmeliğin 111. maddesinde, “Geçmiş hizmetleri sırasındaki çalışmaları olumlu olan personel için verilecek cezalarda bir derece hafif olanı uygulanabilir.” kuralı yer almaktadır.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 124. maddesinin ikinci fıkrasında; ” Kamu hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacı ile kanunların, tüzüklerin ve yönetmeliklerin Devlet memuru olarak emrettiği ödevleri yurt içinde veya dışında yerine getirmeyenlere, uyulmasını zorunlu kıldığı hususları yapmayanlara, yasakladığı işleri yapanlara durumun niteliğine ve ağırlık derecesine göre 125 inci maddede sıralanan disiplin cezalarından birisi verilir.” hükmü yer almış, 125. maddesinin 1. fıkrasının (B) bendinin (a) alt bendinde, “Verilen emir ve görevlerin tam ve zamanında yapılmasında, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasların yerine getirilmesinde, görevle ilgili resmi belge, araç ve gereçlerin korunması, kullanılması ve bakımında kusurlu davranmak” fiili, kınama cezasını gerektiren bir fiil olarak düzenlenmiştir. Aynı maddenin 3. fıkrasında da, geçmiş hizmetleri sırasındaki çalışmaları olumlu olan ve ödül veya başarı belgesi alan memurlar için verilecek cezalarda bir derece hafif olanının uygulanabileceği kurala bağlanmıştır.
Bu nedenle, Yönetmelikte belirtilen fiil ile bu fiilin karşılığında verilecek disiplin cezasının 657 sayılı Kanun’a uygun olduğu anlaşılmıştır.
Dava konusu olayda; davacının davalı idareye bağlı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Temsilciliği görevini sürdürmekte iken, Temsilciliğin faaliyetlerinin mali ve hizmet akışı yönünden soruşturulmasına ilişkin Başkanlık Makamının oluru gereğince yapılan soruşturma sonucunda düzenlenen Soruşturma Raporunda; davacının Raporun 2.2.1. bölümünde belirtilen ve büyük kısmı e-posta aracılığı ile kendisine bildirilen ve esasen ilgili mevzuat düzenlemeleri dikkate alındığında, mutat olarak ilgili yılın başında düzenlenmesinin zaten bilinmesi ve resen takip edilmesi gereken marka kullanım ücretlerine konu faturaların düzenlenmesini sağlamadığı, düzenlemesini engellediği ve/veya TSE alacaklanna ait faturaların kendince belirlediği bir politika doğrultusunda geç düzenlenmesine neden olduğu, yine Raporun 2.2.2. Bölümünde belirtilen ve faturaları düzenlenmeyen hizmetlerle ilgili 7 adedi hakkında kendisine bilgi verildiği ve bu bilgiler uhdesine girdiği halde fatura düzenlenmediği, söz konusu hizmetlerden 2.2.2. Bölümünde belirtilen tablodaki 2, 3 ve 16 sıra numarasında bulunanların zamanaşımına uğramadığı dikkate alındığında, verilen emir ve görevleri tam ve zamanında yapılmamasından dolayı kusurlu olduğu, söz konusu fil ve halin TSE Personel Yönetmeliği’nin 109-B-a maddesinde belirtilen “Kınama” cezasına tekabül ettiği yönünde kanaat belirtildiği, rapordaki teklif doğrultusunda dava konusu işlemle, davacının TSE Personel Yönetmeliği’nin(B) bendinin (a) alt bendi uyarınca kınama cezası ile cezalandırılması gerekmekte ise de, geçmiş çalışmalarının olumlu olması ve daha önce disiplin cezası almamış olması nedeniyle bir alt ceza olan uyarma cezası ile cezalandırıldığı anlaşılmıştır.
Soruşturma dosyası, alınan ifadeler ve diğer bilgi ve belgelerin incelenmesinden, davacıya isnat edilen verilen emir ve görevleri tam ve zamanında yapılmamasından dolayı kusurlu olmak fiilinin sübuta erdiği, söz konusu eyleminin de 657 sayılı Kanun’un yukarıda anılan 125. maddesinin 1. fıkrasının (B) bendinin (a) alt bendi kapsamında bulunduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Bu itibarla, davacının, hakkında usulüne uygun olarak yapılan soruşturma sonucunda sübut bulan eyleminin karşılığı olan kınama cezasının, geçmiş hizmetlerinin olumlu olduğu da dikkate alınarak, bir derece hafifi olan uyarma cezası ile cezalandırımasına ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle; Türk Standardları Enstitüsü Personel Yönetmeliği’nin 109. maddesinin 1. fıkrasının (A) bendinin İPTALİNE, davacının,uyarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlem yönünden ise DAVANIN REDDİNE karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, Dairemizin 17/06/2019 tarih ve E:2017/3043, K:2019/4649 sayılı dava konusu işlemlerin iptaline ilişkin kararının temyiz edilmesi neticesinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 06/07/2020 tarih ve E:2019/2980, K:2020/1350 sayılı kararıyla bozulması üzerine, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca bozma kararına uyularak işin gereği görüşüldü:

MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Türk Standardları Enstitüsü Belgelendirme Merkezi Başkanlığı … Belgelendirme Müdürlüğü’nde başaraştırmacı olarak görev yapan davacı, hakkında yapılan soruşturma sonucunda Türk Standartları Enstitüsü Personel Yönetmeliği’nin 109. maddesinin birinci fıkrasının (B) bendinin (a) alt bendi uyarınca kınama cezası ile cezalandırılması gerekmekte ise de geçmiş çalışmalarının olumlu olması ve daha önce disiplin cezası almamış olması nedeniyle bir alt ceza olan uyarma cezası ile cezalandırılmıştır. Davacının bu cezaya yaptığı itirazın reddedilmesi üzerine, uyarma cezasına ilişkin işlem ile bu cezaya karşı yaptığı itirazın reddine ilişkin işlemin iptali ile disiplin cezasına dayanak teşkil eden Türk Standardları Enstitüsü Personel Yönetmeliği’nin 109. maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin iptaline karar verilmesi ve132 sayılı Türk Standardları Enstitüsü İle İlgili Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun’un “Personel” başlıklı 10/A maddesinin yedinci fıkrasında yer alan, “Enstitü personelinin izin, disiplin, intibak işleri ile diğer hususlar yönetmelikle belirlenir.” şeklindeki hükümde geçen “disiplin” ibaresinin itiraz yolu ile iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması istemiyle dava açılmıştır.
Dairemizin 17/06/2019 tarih ve E:2017/3043, K:2019/4649 sayılı kararında; Dairemizin 20/02/2018 tarih ve E:2017/3047 sayılı kararı ile, 22/11/1960 tarih ve 10661 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 132 sayılı Türk Standardları Enstitüsü İle İlgili Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun’un “Personel” başlıklı 10/A maddesinin yedinci fıkrasında yer alan “disiplin” ibaresinin, Anayasa’nın 38. ve 128. maddelerine aykırı olduğundan bahisle iptali istemiyle itiraz yolu ile Anayasa Mahkemesine başvurulmasına karar verildiği, Anayasa Mahkemesinin 12/02/2019 tarih ve 30684 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 20/12/2018 tarih ve E:2018/107, K:2018/114 sayılı kararıyla; itiraz konusu kuralın, yaptırım türlerini ve yaptırım konusu eylemleri belirlemediğinden ilgililerin hangi somut fiil ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun uygulanacağını belirli bir açıklık ve kesinlikte öngörebilmelerine yasal çerçevede imkân tanımadığı, bu nedenle kuralın, suçun ve cezanın kanuniliği ilkesinin düzenlendiği Anayasa’nın 38. maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle “disiplin” ibaresinin oybirliğiyle iptaline karar verildiği, Anayasa’nın 153. maddesine göre; yasama, yürütme ve yargı organları için bağlayıcı olan Anayasa Mahkemesinin söz konusu kararının, bu karardan önce açılmış bulunan ve henüz sonuçlanmamış olan tüm davalara uygulanması gerektiği, bu durumda; davacıya verilen disiplin cezasının yasal dayanağı olan 132 sayılı Kanun’un 10/A maddesinde yer alan “disiplin” ibaresinin Anayasa’ya ve hukuka aykırı olduğu Anayasa Mahkemesi kararı ile ortaya konulduğundan, Türk Standardları Enstitüsü Personel Yönetmeliği’nin dava konusu edilen maddesinin de hukuksal dayanaktan yoksun kaldığının görüldüğü, hukuksal dayanaktan yoksun kalan Yönetmeliğe dayanılarak davacıya disiplin cezası verilmesine ilişkin işlemde de hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu disiplin cezasının ve dayanağı Yönetmelik hükmünün iptaline karar verilmiştir.
Anılan kararın temyiz edilmesi üzerine, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 06/07/2020 tarih ve E:2019/2980, K:2020/1350 sayılı kararı ile; Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra 7226 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 3. maddesiyle, 132 sayılı Kanun’un 10/A maddesine eklenen hüküm ile, Türk Standardları Enstitüsü personeline uygulanacak disiplin hükümleri yönünden 657 sayılı Kanun’a atıf yapıldığından, uyuşmazlığın yeni yasal düzenlemeye göre çözümlenmesi gerektiği, dava konusu disiplin cezası ve dayanağı Yönetmelik hükmünün, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125. maddesine uygun olup olmadığı, davacı tarafından işlendiği iddia edilen fiillerin, sübut bulup bulmadığı ve disiplin cezasını gerektirip gerektirmeyeceği yönlerinden işin esasına girilerek bir değerlendirme yapıldıktan sonra varılacak sonuca göre yeniden bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, dava konusu işlemlerin iptali yolunda verilen Daire kararının bozulmasına kesin olarak karar verilmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE:
İLGİLİ MEVZUAT:
132 sayılı Türk Standardları Enstitüsü İle İlgili Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun’un işlem tarihinde yürürlükte olan haliyle “Personel” başlıklı 10/A maddesinin yedinci fıkrasında, “Enstitü personelinin izin, disiplin, intibak işleri ile diğer hususlar yönetmelikle belirlenir.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Anılan fıkra, 09/07/2018 tarih ve 30473 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 02/07/2018 tarih ve 703 sayılı Anayasada Yapılan Değişikliklere Uyum Sağlanması Amacıyla Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 96. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış, 15/07/2018 tarih ve 30479 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 4 sayılı Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum Ve Kuruluşlar İle Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin Türk Standardları Enstitüsünü düzenleyen 39. bölümünde yer alan “Personel” başlıklı 561. maddenin beşinci fıkrasında aynı haliyle yeniden düzenlenmiştir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (B) bendinin (a) alt bendinde, “Verilen emir ve görevlerin tam ve zamanında yapılmasında, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasların yerine getirilmesinde, görevle ilgili resmi belge, araç ve gereçlerin korunması, kullanılması ve bakımında kusurlu davranmak” fiili, kınama cezasını gerektiren bir fiil ve haller arasında sayılmıştır.
Aynı maddenin üçüncü fıkrasında ise, “Geçmiş hizmetleri sırasındaki çalışmaları olumlu olan ve ödül veya başarı belgesi alan memurlar için verilecek cezalarda bir derece hafif olanın uygulanabilir.” hükmü yer almaktadır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Anayasa Mahkemesinin 12/02/2019 tarih ve 30684 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 20/12/2018 tarih ve E:2018/107, K:2018/114 sayılı kararıyla; 132 sayılı Kanun’un “Personel” başlıklı 10/A maddesinin mülga yedinci fıkrasında geçen “disiplin” ibaresinin, Anayasa’nın 38. maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmesinden sonra, 26/03/2020 tarih ve 31080 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7226 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 3. maddesi ile, 132 sayılı Kanun’un 10/A maddesine son fıkra olarak, “2/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında istihdam edilenler haricindeki Enstitü personeline uygulanacak disiplin cezaları ile ceza gerektiren fiil ve haller hususunda 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125 inci maddesi uygulanır. Ancak aynı maddede yer alan aylıktan kesme cezası brüt ücretten 1/30-1/8 arasında kesinti yapılması; Devlet memurluğundan çıkarma cezası Enstitüye bir daha atanmamak üzere işten çıkarma şeklinde uygulanır. Enstitü personelinin disiplin ile ilgili işlemlerini yürütmek üzere merkezde disiplin kurulu ve yüksek disiplin kurulu kurulur. Bu personelin disiplin işlemlerine ilişkin diğer hususlarda bu Kanunda yer alan hükümler dışında, Enstitünün teşkilat yapısı ve personelinin statüsü göz önüne alınarak, 657 sayılı Kanunun Dördüncü Kısmının “Disiplin” başlıklı Yedinci Bölümünde yer alan hükümler uygulanır.” düzenlemesi eklenmek suretiyle, Türk Standardları Enstitüsü personeline uygulanacak disiplin hükümleri yönünden 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na atıf yapıldığı görülmektedir.
Anayasa Mahkemesi bir Kanun maddesini iptal ettikten sonra yasama organınca yeni bir yasal düzenleme yapılırsa, uyuşmazlığın bu düzenlemeye göre çözümlenmesi gerekmektedir. Aksi yaklaşım, işlenen fiillerin cezasız kalması neticesini doğuracaktır.
Nitekim, Anayasa Mahkemesinin yukarıda anılan iptal kararından sonra 7226 sayılı Kanun’un 3. maddesiyle, 132 sayılı Kanun’un 10/A maddesine eklenen hüküm ile Türk Standardları Enstitüsü personeline uygulanacak disiplin hükümleri yönünden 657 sayılı Kanun’a atıf yapıldığından ve ayrıca Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 06/07/2020 tarih ve E:2019/2980, K:2020/1350 sayılı kararı ile; “Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra 7226 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 3. maddesiyle, 132 sayılı Kanun’un 10/A maddesine eklenen hüküm ile, Türk Standardları Enstitüsü personeline uygulanacak disiplin hükümleri yönünden 657 sayılı Kanun’a atıf yapıldığından, uyuşmazlığın yeni yasal düzenlemeye göre çözümlenmesi gerektiği, dava konusu disiplin cezası ve dayanağı Yönetmelik hükmünün, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125. maddesine uygun olup olmadığı, davacı tarafından işlendiği iddia edilen fiillerin, sübut bulup bulmadığı ve disiplin cezasını gerektirip gerektirmeyeceği yönlerinden işin esasına girilerek bir değerlendirme yapıldıktan sonra varılacak sonuca göre yeniden bir karar verilmesi” belirtildiğinden, uyuşmazlığın yeni yasal düzenlemeye göre çözümlenmesi gerekmektedir.
Dava, iptali istenen 14/07/2002 tarih ve 24815 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Türk Standardları Enstitüsü Personel Yönetmeliği’nin 109. maddesinin birinci fıkrasının (A) bendi yönünden incelendiğinde;
Türk Standardları Enstitüsü Personel Yönetmeliği’nin 109. maddesinin birinci fıkrasının (B) bendinin (a) alt bendinde, “Verilen emir ve görevlerin tam ve zamanında yapılmasında, görev mahallinde Enstitüce belirlenen usul ve esasların yerine getirilmesinde, görevle ilgili resmi belge, araç ve gereçlerin korunması, kullanılması ve bakımında kusurlu davranmak
” fiili, kınama cezasını gerektiren bir fiil olarak düzenlenmiş olup, aynı Yönetmeliğin 111. maddesinde, “Geçmiş hizmetleri sırasındaki çalışmaları olumlu olan personel için verilecek cezalarda bir derece hafif olanı uygulanabilir.” kuralı, anılan Yönetmeliğin 109. maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinde; uyarma cezasını gerektiren fiil ve haller düzenlenmiştir.
657 sayılı Kanun’un 125. maddesinin birinci fıkrasının (B) bendinin (a) alt bendinde, “a) Verilen emir ve görevlerin tam ve zamanında yapılmasında, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasların yerine getirilmesinde, görevle ilgili resmi belge, araç ve gereçlerin korunması, kullanılması ve bakımında kusurlu davranmak,” fiilinin, kınama cezasını gerektiren bir fiil olduğu kurala bağlanmıştır. Ayrıca, aynı maddenin üçüncü fıkrasında ise, “Geçmiş hizmetleri sırasındaki çalışmaları olumlu olan ve ödül veya başarı belgesi alan memurlar için verilecek cezalarda bir derece hafif olanın uygulanabilir.” kuralına, anılan Kanun’un 125. maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinde de, uyarma cezasını gerektiren fiiller ve hallere yer verilmiştir.
Bu duruma göre, dava konusu edilen düzenlemenin, yeni yasal düzenleme ile atıf yapılan 657 sayılı Kanunda aynen yer aldığı görüldüğünden, davaya konu Yönetmeliğin iptali istenen maddesinde üst hukuk normlarına ve hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Dava, davacının Türk Standardları Enstitüsü Personel Yönetmeliği’nin 109. maddesinin birinci fıkrasının (B) bendinin (a) alt bendi uyarınca kınama cezası ile cezalandırılması gerekmekte ise de geçmiş çalışmalarının olumlu olması ve daha önce disiplin cezası almamış olması nedeniyle bir alt ceza olan uyarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlem yönünden incelendiğinde;
Yukarıda bahsi geçen Anayasa Mahkemesinin 20/12/2108 tarih ve E:2018/107, K:2018/114 sayılı iptal kararı üzerine 132 sayılı Kanun’un 10/A maddesine 7226 sayılı Kanun’un 3. maddesi ile eklenen düzenleme ile disiplin hükümlerine ilişkin olarak 657 sayılı Kanun’a atıfta bulunulduğu görülmekte olup, ayrıca Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 06/07/2020 tarih ve E:2019/2980, K:2020/1350 sayılı kararı ile uyuşmazlığın esasının yeni yasal düzenleme uyarınca çözümlenmesi gerektiğine ilişkin gerekçesi üzerine yapılan değerlendirmede, Türk Standardları Enstitüsü Personel Yönetmeliğinde belirtilen fiil ile bu fiilin karşılığında verilecek cezanın 657 sayılı Kanun’un 125. maddesinin birinci fıkrasının (B) bendinin (a) alt bendinde yer verilen “kınama” cezasını gerektiren eyleme uygun olduğu anlaşılmaktadır.
Dava konusu olayda; davacının davalı idareye bağlı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Temsilciliği görevini sürdürmekte iken, Temsilciliğin faaliyetlerinin mali ve hizmet akışı yönünden soruşturulmasına ilişkin Başkanlık Olur’u gereğince yapılan soruşturma sonucunda düzenlenen raporda özetle; davacının soruşturma raporunun 2.2.1. bölümünde belirtilen ve büyük kısmı e-posta aracılığı ile kendisine bildirilen ve esasen ilgili mevzuat düzenlemeleri dikkate alındığında, mutat olarak ilgili yılın başında düzenlenmesinin zaten bilinmesi ve resen takip edilmesi gereken marka kullanım ücretlerine konu faturaların düzenlenmesini sağlamadığı, düzenlemesini engellediği ve/veya TSE alacaklarına ait faturaların kendince belirlediği bir politika doğrultusunda geç düzenlenmesine neden olduğu, yine raporun 2.2.2. Bölümünde belirtilen ve faturaları düzenlenmeyen hizmetlerle ilgili 7 adedi hakkında kendisine bilgi verildiği ve bu bilgiler uhdesine girdiği halde fatura düzenlenmediği, söz konusu hizmetlerden raporun 2.2.2. Bölümünde belirtilen tablodaki 2, 3 ve 16 sıra numarasında bulunanların zamanaşımına uğramadığı dikkate alındığında, verilen emir ve görevlerin tam ve zamanında yapılmamasından dolayı kusurlu olduğundan bahisle, Türk Standardları Enstitüsü Personel Yönetmeliği’nin 109. maddesinin birinci fıkrasının (B) bendinin (a) alt bendi uyarınca kınama cezası ile cezalandırılmasının teklif edildiği ve bu teklif doğrultusunda davacının Türk Standardları Enstitüsü Personel Yönetmeliği’nin (B) bendinin (a) alt bendi uyarınca kınama cezası ile cezalandırılması gerekmekte ise de, geçmiş çalışmalarının olumlu olması ve daha önce disiplin cezası almamış olması nedeniyle bir alt ceza olan uyarma cezası ile cezalandırıldığı görülmektedir.
Bu duruma göre, davacının üzerine atılı eylemi nedeniyle hakkında yapılan soruşturma sonucu hazırlanan raporda yer alan tanık ifadeleri, davacının beyanları ile soruşturma dosyasında yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacıya isnat edilen fiilin sübuta erdiği anlaşıldığından, davacının üzerine atılı eylemin sübut bulması nedeniyle, uyarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin bireysel işlem ile bu işleme karşı yaptığı itirazın reddine ilişkin işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.14/07/2002 tarih ve 24815 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Türk Standardları Enstitüsü Personel Yönetmeliği’nin 109. maddesinin birinci fıkrasının (A) bendi yönünden oyçokluğuyla DAVANIN REDDİNE,
2. Türk Standardları Enstitüsü Personel Yönetmeliği’nin 109. maddesinin birinci fıkrasının (B) bendinin (a) alt bendi uyarınca davacının kınama cezası ile cezalandırılması gerekmekte ise de geçmiş çalışmalarının olumlu olması ve daha önce disiplin cezası almamış olması nedeniyle bir alt ceza olan uyarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlem ile bu işleme karşı yaptığı itirazın reddine ilişkin işlem yönünden oybirliğiyle DAVANIN REDDİNE,
3. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı idarece temyiz aşamasında yapılan … TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir edilen …- TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde davacıya iadesine,
6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 26/10/2021 tarihinde karar verildi.

(X) KARŞI OY :
Dava; Türk Standardları Enstitüsü Belgelendirme Merkezi Başkanlığı … Belgelendirme Müdürlüğünde … olarak görev yapan davacının, Türk Standardları Enstitüsü Personel Yönetmeliği’nin 109. maddesinin birinci fıkrasının (B) bendinin (a) alt bendi uyarınca tesis edilen kınama cezası ile cezalandırılması gerekmekte ise de geçmiş çalışmalarının olumlu olması ve daha önce disiplin cezası almamış olması nedeniyle bir alt ceza olan uyarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin ve bu işleme karşı yapılan itirazın reddine ilişkin işlemin iptali ve disiplin cezasına dayanak teşkil eden Türk Standardları Enstitüsü Personel Yönetmeliği’nin 109. maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin iptali ve 132 sayılı Türk Standardları Enstitüsü İle İlgili Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun’un “Personel” başlıklı 10/A maddesinin yedinci fıkrasında yer alan, “Enstitü personelinin izin, disiplin, intibak işleri ile diğer hususlar yönetmelikle belirlenir.” şeklindeki hükümde geçen “disiplin” ibaresinin itiraz yolu ile iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması istemiyle açılmıştır.
Dairemizin 20/02/2018 tarih ve E:2017/3047 sayılı kararıyla; 22/11/1960 tarih ve 10661 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 132 sayılı Türk Standardları Enstitüsü İle İlgili Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun’un “Personel” başlıklı 10/A maddesinin yedinci fıkrasında yer alan “disiplin” ibaresinin, Anayasa’nın 38. ve 128. maddelerine aykırı olduğundan bahisle iptali istemiyle itiraz yolu ile Anayasa Mahkemesine başvurulmasına karar verilmiş olup, Anayasa Mahkemesinin 12/02/2019 tarih ve 30684 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 20/12/2018 tarih ve E:2018/107, K:2018/114 sayılı kararıyla; itiraz konusu kuralın, yaptırım türlerini ve yaptırım konusu eylemleri belirlemediğinden ilgililerin hangi somut fiil ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun uygulanacağını belirli bir açıklık ve kesinlikte öngörebilmelerine yasal çerçevede imkân tanımadığı, bu nedenle kuralın, suçun ve cezanın kanuniliği ilkesinin düzenlendiği Anayasa’nın 38. maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle “disiplin” ibaresinin oybirliğiyle iptaline karar verildiği görülmektedir.
132 sayılı Türk Standardları Enstitüsü İle İlgili Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun’un işlem tarihinde yürürlükte olan haliyle “Personel” başlıklı 10/A maddesinin yedinci fıkrasında, “Enstitü personelinin izin, disiplin, intibak işleri ile diğer hususlar yönetmelikle belirlenir.” düzenlemesine yer verilmiştir. Anılan fıkra, 09/07/2018 tarih ve 30473 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 02/07/2018 tarih ve 703 sayılı Anayasada Yapılan Değişikliklere Uyum Sağlanması Amacıyla Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 96. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış, 15/07/2018 tarih ve 30479 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 4 sayılı Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum Ve Kuruluşlar İle Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin Türk Standardları Enstitüsünü düzenleyen 39. bölümünde yer alan “Personel” başlıklı 561. maddenin beşinci fıkrasında aynı haliyle yeniden düzenlenmiştir.
Anayasa Mahkemesinin 12/02/2019 tarih ve 30684 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 20/12/2018 tarih ve E:2018/107, K:2018/114 sayılı kararıyla; 132 sayılı Kanun’un “Personel” başlıklı 10/A maddesinin mülga yedinci fıkrasında geçen “disiplin” ibaresinin, Anayasa’nın 38. maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmesinden sonra, 26/03/2020 tarih ve 31080 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7226 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 3. maddesi ile de, 132 sayılı Kanun’un 10/A maddesine son fıkra olarak, “2/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında istihdam edilenler haricindeki Enstitü personeline uygulanacak disiplin cezaları ile ceza gerektiren fiil ve haller hususunda 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125 inci maddesi uygulanır. Ancak aynı maddede yer alan aylıktan kesme cezası brüt ücretten 1/30-1/8 arasında kesinti yapılması; Devlet memurluğundan çıkarma cezası Enstitüye bir daha atanmamak üzere işten çıkarma şeklinde uygulanır. Enstitü personelinin disiplin ile ilgili işlemlerini yürütmek üzere merkezde disiplin kurulu ve yüksek disiplin kurulu kurulur. Bu personelin disiplin işlemlerine ilişkin diğer hususlarda bu Kanunda yer alan hükümler dışında, Enstitünün teşkilat yapısı ve personelinin statüsü göz önüne alınarak, 657 sayılı Kanunun Dördüncü Kısmının “Disiplin” başlıklı Yedinci Bölümünde yer alan hükümler uygulanır.” düzenlemesi eklenmek suretiyle, Türk Standardları Enstitüsü personeline uygulanacak disiplin hükümleri yönünden 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na atıf yapıldığı görülmektedir.
Bu duruma göre; davacıya verilen disiplin cezasının yasal dayanağı olan 132 sayılı Türk Standardları Enstitüsü Kuruluş Kanunu’nun “Personel” başlıklı 10/A maddesinin yedinci fıkrasında yer alan “disiplin” ibaresinin, Anayasaya ve hukuka aykırı olduğunun, yukarıda belirtilen Anayasa Mahkemesi kararı ile ortaya konulması ve 7226 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 3. maddesi ile 132 sayılı Kanun’un 10/A maddesine son fıkrası olarak eklenen düzenleme ile personele uygulanacak disiplin hükümleri yönünden 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na atıf yapılmış olması karşısında dava konusu olan ve 14/07/2002 tarih ve 24815 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Türk Standardları Enstitüsü Personel Yönetmeliği’nin 109. maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin hukuksal dayanaktan yoksun kaldığı gerekçesiyle iptaline karar verilmesi gerektiği görüşüyle, aksi yöndeki çoğunluk kararının bu kısmına katılmıyoruz.