Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/17885 E. 2015/31459 K. 26.11.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/17885
KARAR NO : 2015/31459
KARAR TARİHİ : 26.11.2015

Tebliğname No : 11 – 2012/95551

İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ : Samsun 1. Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 08/12/2011
NUMARASI : 2011/196 (E) ve 2011/343 (K)
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Somut olayda; Sanığın, akrabaları olan (mağdur F… ise komşusu) mağdur-gerçek kişilerin T.C. Kimlik no’larını kullanıp, onların bilgileri ve rızaları dışınhda; muhtelif tarihlerde, muhtelif sağlık kuruluşlarında görev yapan hekimlere, aslında mağdurlar tarafından hiç kullanılmayan (kendi kullandığı) “Stablon 60” isimli ilacın da dahil olduğu, reçeteleri yazdırıp, muhtelif eczanelerin bu reçeteleri karşılamalarını sağlayarak, mağdurların maaşlarından kesintiler yapılmasına neden olması yanında, eczanelerce karşılanan ve fatura edilen reçeteler nedeniyle katılan S.G.K.’nın zarara uğramasına sebebiyet vererek haksız yararlar sağlaması eylemlerinin “zincirleme nitelikli dolandırıcılık” ve değişen vasfa göre “zincirleme resmi belgede sahtecilik” suçlarını oluşturduğunu takdir eden (SGK İl Müdürlüğünün dosyada bulunan 13.01.2010 tarihli cevabi yazısı içeriğinde belirtilen toplam zarar miktarı ile 12.05.2011 tarihli iddianamedeki tavsif nazara alındığında) mahkemenin kabul ve uygulamalarında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık ve katılan SGK vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA, 26.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.