YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/21709
KARAR NO : 2014/36165
KARAR TARİHİ : 22.12.2014
MAHKEMESİ : Batman İş Mahkemesi
TARİHİ : 24/12/2013
NUMARASI : 2012/1051-2013/543
Hüküm süresi içinde davalı T. P. Anonim Ortaklığı Genel Müdürlüğü avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; müvekkilinin iş sözleşmesinin fesih sebepleri açık ve kesin bir biçimde yazılı olarak bildirilmeden, savunması dahi alınmaksızın feshedildiğini, davalılar arasında imzalanan sözleşmelerin muvazaalı olduğunu belirterek davanın kabulü ile; feshin geçersizliğine, davacının işe iadesine karar verilerek, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı T. P. Anonim Ortaklığı Genel Müdürlüğü vekili; davacının müvekkili ile yüklenici firma arasında imzalanan sözleşme gereğince yüklenici firma elemanı olarak çalıştığını, kamu kurum ve kuruluşlarında hizmet alımı amacıyla yapılan sözleşmeler kapsamında yüklenici aracılığıyla çalıştırılanların kurum, kuruluş veya ortaklıklarda çalışanlar için imzalanmış toplu iş sözleşmesinden yararlanamayacaklarını beyanla davanın reddini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece verilen 27.09.2011 tarihli 2009/896 esas 2011/731 sayılı karar, Dairemizin 08.10.2012 tarihli 2012/22950 esas 2012/21427 karar sayılı ilamı ile bozulmakla, bozma ilamına uyma kararı doğrultusunda yeniden yapılan yargılama neticesinde davalılar arasındaki hukuki ilişkinin muvazaalı olduğu ve davalının feshin geçerli sebebe dayandığını ispatlayamadığı gerekçeleriyle davalı A.. B.. aleyhine açılan davanın husumet yokluğundan reddine, davalı T. P.Anonim Ortaklığı Genel Müdürlüğü aleyhine açılan davanın kabulü ile davacının T. P. Anonim Ortaklığına iadesine karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar davalı T. P.Anonim Ortaklığı Genel Müdürlüğü vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
Taraflar arasında temel uyuşmazlık davalılar arasındaki asıl işveren-alt işveren ilişkisinin muvazaaya dayanıp dayanmadığı noktasında toplanmaktadır.
Alt işveren, bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik sebeplerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve görevlendirdiği işçileri sadece bu işyerinde çalıştıran diğer işveren olarak tanımlanabilir. Alt işverenin iş aldığı işveren ise, asıl işveren olarak adlandırılabilir. Bu tanımdan yola çıkıldığında asıl işveren alt işveren ilişkisinin unsurları, iki ayrı işverenin olması, mal veya hizmet üretimine dair bir işin varlığı, işçilerin sadece asıl işverenden alınan iş kapsamında çalıştırılması ve tarafların muvazaalı bir ilişki içine girmemeleri gerekir. Alt işverene yardımcı iş, ya da asıl işin bir bölümü, ancak teknolojik sebeplerle uzmanlık gereken işin varlığı halinde verilebilecektir. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 2. maddesinde asıl işveren alt işveren ilişkisini sınırlandırılması yönünde kanun koyucunun amacından da yola çıkılarak asıl işin bir bölümünün alt işverene verilmesinde “işletmenin ve işin gereği” ile “teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler” ölçütünün bir arada olması gerektiği belirtilmelidir. 4857 sayılı Kanun’un 2. maddesinin 6. ve 7. fıkralarında tamamen aynı biçimde “işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler” sözcüklerine yer verilmiş olması bu kararlılığı ortaya koymaktadır.
Dosya içeriğine göre; mahkemece bozma ilamına uyulduğu, bozma sonrası yapılan yargılama kapsamında, taraf teşkilinin sağlandığı görülmektedir.
Somut olayda; davacı 01.10.2007-16.08.2009 tarihleri arasında davalı T.P. Anonim Ortaklığı Genel Müdürlüğü ile hizmet alım sözleşmesi imzalayan diğer davalı A.. B..’e ait işyerinde saha ustabaşı olarak çalışmıştır. Davalılar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesi çerçevesinde yapılan işin niteliği göz önüne alındığında, davalılar arasındaki asıl işveren-alt işveren ilişkisinin kanuna uygun şekilde kurulduğu, muvazaaya dayanmadığı anlaşılmaktadır. Öte yandan davacının iş sözleşmesinin, haklı bir sebebe dayanılmaksızın, yazılı fesih bildirimi yapılmadan ve 4857 sayılı Kanun’un 19. maddesindeki şekle aykırı olarak feshedildiği sabittir. Bu sebeple davacı davalı şirkete ait işyerine iade edilmeli, mali sonuçlardan ise davalıların müştereken ve müteselsilen sorumluluğuna karar verilmelidir.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda belirtilen sebeplerle;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-İşverence yapılan FESHİN GEÇERSİZLİĞİNE VE DAVACININ A.. B..’E AİT İŞYERİNDEKİ İŞİNE İADESİNE,
3-Davacının kanuni sürede işe başvurmasına rağmen, işverenin süresi içinde işe başlatmaması halinde davalılar tarafından müştereken ve müteselsilen ödenmesi gereken tazminat miktarının fesih sebebi ve kıdemi dikkate alınarak dört aylık ücreti olarak belirlenmesine,
4-Davacının işe iade için işverene süresi içinde başvurması halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar doğmuş bulunan en çok dört aylık ücret ve diğer haklarının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesi ./gerektiğinin belirlenmesine, davacının işe başlatılması halinde varsa ödenen ihbar ve kıdem tazminatının bu alacaktan mahsubuna,
5-Karar tarihi itibariyle alınması gerekli olan 25,20 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 24,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 0,90 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
6-Davacı vekille temsil edildiğinden, karar tarihinde yürürlükte olan tarifeye göre 1.500,00 TL vekâlet ücretinin davalılardan alınıp davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafından yapılan 229,70 TL yargılama giderinin davalılardan alınıp davacıya verilmesine, davalının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
8-Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, kesin olarak, oybirliğiyle 22.12.2014 tarihinde karar verildi.