Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2016/512 E. , 2021/3524 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2016/512
Karar No:2021/3524
TEMYİZ EDENLER : 1. (DAVALI) … Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …
2. (DAVACI) … Yazılım ve
Danışmanlık Hizmetleri Ltd. Şti.
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: … Üniversitesi Bilgi İşlem Daire Başkanlığı’nca gerçekleştirilen “Öğrenci İşleri Otomasyon Yazılımı Hizmet Alımı İşi” ihalesi üzerinde kalan ve sözleşme imzalayan davacı tarafından, taahhüdünü ihale dokümanı ve sözleşme hükümlerine uygun olarak yerine getirmediğinden bahisle 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu’nun 26. maddesi gereğince iki yıl süre ile ihalelerden yasaklanmasına ilişkin 30/03/2013 tarih ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan işlemin … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile iptal edildiği belirtilerek yasaklama istemi sebebiyle uğranıldığı ileri sürülen 20.000,00-TL maddi ve 500.000,00-TL manevi zararın ihalelerden yasaklama işlemi hakkında yürütmenin durdurulması kararının verildiği tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesi’nce verilen kararda; Maddi tazminat istemi yönünden;
İhalelere katılmaktan yasaklamaya ilişkin işlemlerden dolayı açılacak tazminat davalarında, bu işlemlerden dolayı uğranılan somut ve kesin zararlarla birlikte, ihaleye katılım için ihaleye özgü olarak yapılan ve ispatlanabilen zararların tazmininin istenilebileceği, davacı şirketce, iki yıl süreyle ihalelere katılmaktan yasaklanmasına dair işlemden dolayı uğradığı zararlara ilişkin somut herhangi bir bilgi ve belge sunulmadığı gibi, yasaklama dönemine ilişkin kâr kaybından dolayı uğradığını ileri sürdüğü zararın varsayıma dayandığı, varsayıma dayalı olarak tazminata hükmedilemeyeceğinden, davacı şirketin ihalelere katılmaktan yasaklanmasına ilişkin işlemden dolayı maddi tazminat isteminin reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Manevi tazminat istemi yönünden;
Davalı idarenin Resmî Gazetede yayımlanan ve ardından Mahkemece iptal edilen davacı şirketin kamu kurum ve kuruluşlarının ihalelerine katılmasının yasaklanmasına ilişkin kararı nedeniyle davacının ticarî itibarının zedeleyeceği, güvenirliğini azaltacağı açık olmakla birlikte, davacı tarafından istenilen manevi tazminat miktarının (500.000,00-TL), manevi tazminatın manevi tatmin amacını aşacak miktarda olduğu, ihaleden yasaklamaya işleminin uygulamada kaldığı süre (nitekim Ankara 15. İdare Mahkemesi’nin 15/07/2013 tarihli kararı ile işlemin yürütmesi durdurulmuştur) ve yargı kararı ile iptal edilen söz konusu işlemin davacı şirket üzerindeki olumsuz manevi etkileri dikkate alınarak işlem nedeniyle davacı şirketin uğramış olduğu manevi zarara karşılık olarak takdiren 50.000 TL manevi tazminatın davacıya ödenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle maddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminatın ise 50.000,00-TL’lik kısmının kabulüne ve manevi tazminatın tazminat istemiyle davalı idareye başvuru yapıldığı 17/04/2014 tarihinden itibaren işletilecek olan yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat ile faiz isteminin reddine, dava kısmen kabul kısmet ret ile sonuçlandığından 940,87-TL yargılama giderinin haklılık oranı dikkate alınarak %90’ı olan 846,70-TL’nin davacı üzerinde bırakılmasına, geri kalan 94,17-TL ile davanın manevi tazminat isteminin kabul kararı verilen kısmı yönünden belirlenen Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 10. maddesi uyarınca belirlenen 950,00-TL avukatlık ücretinin davalı idareden alınıp davacıya verilmesine, manevi tazminat isteminin reddedilen kısmı yönünden Tarifenin anılan maddesi uyarınca belirlenen 750,00-TL avukatlık ücreti ile davanın reddedilen maddi tazminat istemine yönelik kısmı yönünden A.A.Ü.T. Uyarınca belirlenen 750,00-TL avukatlık ücretinin davacıdan alınıp davalı idareye verilmesine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, haksız ve yasaya aykırı şekilde verilen yasaklama kararı nedeniyle ve karar sonrasında davalı idare personelinin üniversite camiası içinde herkese mailler göndererek davacı şirketi kötülemesi nedeniyle davacının itibarı ve günelirliğinin yerle bir olduğu, mahkemece kabul edilen manevi tazminat bedelinin az olduğu, davacı şirketin çalışan sayısı, iş geçmişi, piyasadaki tanınırlığı, şirket itibarının yaratılması için harcanan emek ve zaman, davacının durumunun tüm üniversitelere duyurulmuş olması ve ortaya çıkan zararın uzun yıllara yayılacak olmasının da göz önünde bulundurulması gerektiği, maddi tazminat ödenmediğinin de göz önünde bulundurulması gerektiği, maddi zararın bilirkişi marifetiyle daha önce kamu üniversitelerine kesilen fatura bedellerine göre kârlılık durumu tespit edilerek hesaplanması ve ödenmesi gerektiği, vekâlet ücretinin nisbi olarak hesaplanması ve 5.800,00-TL vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiği; davalı idare tarafından, davacının yasaklama dönemine ilişkin uğradığını iddia ettiği kâr kaybının varsayım olduğu, … Asliye Hukuk Mahkemesi’nin E:… sayılı dosyasında davacı tarafından maddi ve manevi tazminat istemiyle açılmış dava bulunduğu, aynı olay nedeniyle birden fazla tazminatın talep edildiği, gönderilen maillerin yasaklılık süresinin başlangıcına ilişkin olduğu, davacıyı kötüleyen ifade bulunmadığı, davacının teknik şartname gereklerini yerine getirmediğinin bilirkişi raporu ile de sabit olduğu, 4735 sayılı Kanun uyarınca ihaleden yasaklama kararı tesis edildiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davalı idare tarafından, maddi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmın onanması, manevi tazminat isteminin kabulüne ilişkin kısmın bozulması gerektiği belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
Davacı tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin kısmen kabulü, kısmen reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi’nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
ESAS YÖNÜNDEN:
MADDİ OLAY:
Yalova Üniversitesi Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı’nca yapılan “Öğrenci İşleri Otomasyon Yazılımı Hizmet Alımı İşi” ihalesi davacı şirket üzerinde kalmış, davacı ile idare arasında sözleşme imzalanmış, sözleşmenin uygulanması aşamasında davacının ihale dokümanı ve sözleşme hükümlerine uygun olarak taahhüdünü yerine getirmediğinden bahisle iki yıl süreyle ihalelere katılmaktan yasaklanmasına karar verilmiştir.
Anılan işleme karşı davacı şirket tarafından açılan dava neticesinde … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E…., K:… sayılı kararı ile yasaklama işleminin iptaline karar verilmiş, iptal kararı onanarak kesinleşmiştir.
Bunun üzerine davacı tarafından, iki yıl süreyle ihalelere katılmaktan yasaklanmasına yönelik karar nedeniyle, olağan koşullarda katılabileceği ihalelere katılamadığı ve bu ihaleler nedeniyle kâr kaybına uğradığı, itibar kaybına uğradığı iddialarıyla, 20.000,00-TL maddi ve 500.000,00-TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinin son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kurala bağlanmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 12. maddesinde, ilgililerin haklarını ihlâl eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştay’a, idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası açabileceği gibi ilk önce iptal davası açıp bu davada verilen kararın tebliği üzerine dava açma süresi içerisinde tam yargı davası açabilecekleri; 24. maddesinin (f) bendinde, kararlarda yargılama giderleri ve hangi tarafa yükletildiğinin belirtileceği; 31. maddesinde, yargılama giderleri hususunda Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı kurala bağlanmış; anılan madde ile atıfta bulunulan Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Yargılama giderlerinin Kapsamı” başlıklı 323. maddesinin (a) bendinde, “Celse, karar ve ilam harçlar”; (b) bendinde, “Dava nedeniyle yapılan tebliğ ve posta giderleri”, (ğ) bendinde, “vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücreti” yargılama giderleri arasında sayılmış; 326. maddesinin 1. fıkrasında, yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği; 330. maddesinde, vekil ile takip edilen davalarda mahkemece kanuna göre takdir olunacak vekâlet ücretinin taraf lehine hükmedileceği; 332. maddesinin 1. fıkrasında ise, yargılama giderlerine mahkemece re’sen hükmedileceği belirtilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
1- İdare Mahkemesi kararının temyize konu 20.000,00-TL maddi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmında hukukî isabetsizlik görülmemiştir.
2- İdare Mahkemesi kararının temyize konu manevi tazminat isteminin 50.000,00-TL’lik kısmının kabulü yönünden incelenmesi;
İdare, kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idarî eylem ve işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya eksiklik şeklinde tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır.
İdarî işlemlerden doğan zararların tazmin edilmesi amacıyla açılan tam yargı davalarında, idarî işlemin hukuka aykırı olması ve bundan dolayı idarî yargı yerince iptal edilmesi idarenin hizmet kusurunun varlığını ortaya koymaktadır. Ancak, hizmet kusurunun bulunması yeterli olmayıp, genel sorumluluk koşullarının da somut olayda gerçekleşmiş olması aranmaktadır. Bu koşullar ise, idarî bir işlem ya da idareden sadır olan ihmalî veya icraî bir eylemin varlığı, tazmin isteminde bulunanın maddi veya manevi bir zararının bulunması ve söz konusu zararın idarenin işlem veya eyleminin bir sonucu olması, yani zarar ile idarî davranış arasında kurulabilen bir illiyet bağının mevcudiyetidir.
Manevi zarar, idarenin bir eylem veya işlemi ile bir kimsenin kişi olarak haiz olduğu ve hukukça korunan hayat, vücut bütünlüğü, sağlık, hürriyet, isim, şeref, haysiyet, cinsel ve ruhsal bütünlük gibi kişilik değerlerine yapılan saldırılar sonucu kişinin bu saldırıdan dolayı duyduğu bedeni ve/veya ruhsal acı ve üzüntü olarak tanımlanmakta, manevi tazminatla kişinin bu acı ve üzüntüsünün kısmen de olsa tatmin edilmesi amaçlanmaktadır. Bu anlamda; idarî işlem veya eylemin neden olduğu ticari itibar kaybının, gerçek ve tüzel kişiler bakımından tazmin edilmesi gereken manevi bir zarar olduğu açıktır.
Manevî tazminat, patrimuanda meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı olmayıp, manevî tatmin aracıdır.
Manevî tazminata hükmedilmesi için kişinin fizik yapısını zedeleyen, yaşama ve kazanma gücünün azalması sonucu doğuran olayların meydana gelmesi veya idarenin hukuka aykırı bir işlem veya eylemi sonucunda ağır bir elem ve üzüntünün duyulmuş olması veya şeref ve haysiyetinin rencide edilmiş bulunması gerekir.
Manevî tazminata hükmedilirken ilgililerin sosyal ve ekonomik durumu dikkate alınarak olay nedeniyle duyduğu elem ve ızdırabın kısmen giderilmesini ifade edecek, idarenin hukuka aykırılığını ortaya koyacak ve hukuka aykırılığı özendirmeyecek bir miktarın belirlenmesi gerekmektedir.
Olayda, bahsi geçen yasaklama işlemi nedeniyle davacı şirketin ticarî itibarının zedeleneceği, güvenirliliğinin azalacağı tartışmasız olup, bu nedenle davacı lehine manevî tazminata hükmedilmesi yerinde ise de, hükmedilen miktar davacının zenginleşmesine yol açacak ve manevî tazminatın manevî tatmin amacını aşacak miktarda olup, temyize konu kararda bu yönüyle hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Öte yandan, Yalova Üniversitesi personelince diğer üniversitelere davacı şirket hakkında aslı olmayan, karalama amaçlı mailler gönderilerek davacının ticari itibarının zedelendiği iddiasının, bakılan davada değerlendirilemeyeceği, bakılan davanın Milli Eğitim Bakanlığı’nca tesis edilen yasaklama işleminden kaynaklanan zararlarının tazminine yönelik olduğu, yasaklama işleminden sonra başka bir idare personeli tarafından diğer üniversitelere davacı şirket hakkında mail gönderilmesinin ayrı bir fiil olduğu açıktır.
3- İdare Mahkemesi kararının kabul edilen manevi tazminat nedeniyle davacı lehine maktu vekâlet ücretine hükmedilmesine ilişkin kısmının incelenmesi;
İdari Yargılama Usulü Kanunu ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yargılama giderlerine ilişkin hükümlerine göre, vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücreti yargılama giderlerinden olup, vekâlet ücretinin tutarı ve hangi tarafa yükletildiğinin kararda gösterilmesi gerekmektedir.
Takdir olunacak vekâlet ücretinin tutarı, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi esas alınmak suretiyle tespit edilmelidir.
Kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan ve 31/12/2014 tarih ve 29222 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin, “Tarifelerin üçüncü kısmına göre ücret” başlıklı 13. maddesindeki düzenlemede, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukukî yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise Tarife’nin üçüncü kısmına göre, yani nispi avukatlık ücretine hükmedileceği, belirlenecek ücretin ikinci kısma göre hükmedilen maktu ücretten az olamayacağı, ancak, hükmedilen ücretin kabul veya reddedilen miktarı geçemeyeceği kuralı yer almıştır.
Tarife’deki düzenleme, tazminat talebiyle açılan davalarda, kısmen kabul edilen tazminat miktarı üzerinden nispi avukatlık ücretine hükmedileceğini öngördüğünden, İdare Mahkemesi’nce yeniden yapılacak değerlendirme sonucu verilecek kararda bu hususun da göz önünde bulundurulması gerekmektedir.
4- İdare Mahkemesi kararının yargılama giderlerinin paylaştırılmasına ilişkin kısmına gelince;
Yargılama nedeniyle alınan harçlar, yapılan tebliğ ve posta giderleri gibi kanunda sayılan sair masraflardan oluşan toplam yargılama gideri tutarı ve hangi tarafa yükletildiği kararda gösterilecektir. Ancak, konusu belli bir miktarı içeren davalarda, yargılama gideri içinde yer alan kalemlerden nispi karar harcı dışındaki harç ve posta giderinden oluşan yargılama giderinin haklılık oranına göre davanın taraflarına yükletilmesi; hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu miktar üzerinden hesaplanacak nispi karar harcının ise, hükmedilen miktar yönünden haksız çıkmış olan davalı idareye yükletilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, temyize konu mahkeme kararında davacı lehine hükmedilen manevi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan nispi karar harcının yargılama giderleri kalemleri arasından çıkarılması sonucunda kalan tutarın haklılık oranına göre davanın taraflarına, davada hüküm altına alınan miktar yönünden hesaplanan nispi karar harcının ise haksız çıkan davalı idareye yükletilmesi gerekmektedir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının maddi tazminat talebinin reddine ilişkin kısmında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından anılan Mahkeme kararının maddi tazminat talebinin reddine ilişkin kısmının ONANMASINA,
3. Davalının temyiz isteminin kabulüne;
4. … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne ilişkin kısmının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
5. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkeme’ye gönderilmesine,
6. 2577 sayılı Kanun’un Geçici 8. maddesi uyarınca, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (on beş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 25/10/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.