YARGITAY KARARI
DAİRE : 23. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/7094
KARAR NO : 2014/2292
KARAR TARİHİ : 26.03.2014
MAHKEMESİ : Ankara 18. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 02/04/2013
NUMARASI : 2010/82-2013/179
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-K A R A R-
Taraflar arasındaki uyuşmazlık; arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi nedeni ile davacı yüklenici tarafından açılan tapu iptali ve tescil talebine ilişkindir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; taraflar arasında arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi ve ek sözleşme imzalandığı, ek sözleşmede dava konusu taşınmazlardan 14 numaralı bağımsız bölümün arsa sahiplerine ait olduğunun kararlaştırıldığı, bu nedenle bu bağımsız bölümle ilgili davanın yerinde olmadığı, diğer dava konusu edilen 3 numaralı bağımsız bölümün ise davacı yüklenici şirkete isabet ettiği ve davacı tarafından, davalı R.. E..’e sattıldığı, dosyaya sunulan 24.05.2008 tarihli belgede bu hususun açıklandığı, dava konusu edilen 1 ve 2 numaralı bağımsız bölümler hakkında Ankara 6. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2006/118 E. sayılı dosyası ile satış için yetki ve izin talepli dava açıldığı, davacı yüklenicinin eksik işler yaptığı, Sosyal Güvenlik Kurumuna borcu olup olmadığı, ayrıca yapı denetim masraflarının ödenip ödenmediğinin sabit olmadığı ve tescil şartlarının oluşmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Taraflar arasında Ankara 6. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2006/118 E. sayılı dosyası ile dava konusu 1 ve 2 numaralı bağımsız bölümler ile dava konusu edilmeyen 15 numaralı bağımsız bölümün nama ifaya izin satış talebi ile dava açıldığı ve halen derdest olduğu anlaşılmaktadır. Eldeki davada da aynı binadaki 1 ve 2 numaralı bağımsız bölümler için davacı yüklenici tarafından tapu iptali tescil talep edilmiştir. Hal böyle olunca, her iki davanın sonucunun birbirini etkileyeceği kuşkusuzdur.
Bu durumda, mahkemece 6100 sayılı HMK’nın 166. maddesi uyarınca her iki davanın birleştirilmesi, şayet yukarıda belirtilen dava sonuçlanmamış ise sonucunun beklenerek buna uyar şekilde hüküm kurulması gerekirken, bu hususun düşünülmemesi usul ve yasaya aykırı görüldüğünden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 26.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.