YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/20856
KARAR NO : 2014/32429
KARAR TARİHİ : 18.11.2014
MAHKEMESİ : Ankara 6. İş Mahkemesi
TARİHİ : 27/03/2013
NUMARASI : 2010/716-2013/290
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı, 2006, 2007 ve 2008 yıllarına ait temettü alacağına hak kazandığı halde davalı işveren tarafından ödenmediğini belirterek davalıdan alacakların tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, davacının her sene yenilen belirli süreli iş sözleşmesindeki hükümler kapsamında çalıştığını, sözleşmede temettü ödeneceğine dair bir düzenleme bulunmadığını, ayrıca Banka Ana Sözleşmesinin 54. maddesinde “personele” ibaresinin olduğunu, davacının personel olmayıp işyeri hekimi olduğunu, sözleşmelerinde ücretleri dışında başkaca ödeme yapılmasına dair bir madde bulunmadığını, yine Banka Ana Sözleşmesinin 54. maddesine göre temettü alacağına hak kazanabilmek için belirli süreli iş sözleşmesi ile çalışmamak gerektiğini, davacının belirli süreli iş sözleşmesi ile çalıştığını, alacağın zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının temyiz itirazları yersizdir.
2-Taraflar arasında davacının temettü alacağına hak kazanıp kazanmadığı hususu tartışmalıdır.
Davalı işveren, davacının belirli süreli iş sözleşmesi ile çalıştığını ileri sürmüş ise de, iş sözleşmesinin belirli süreli olması için objektif koşullar bulunmadığı gibi davacı ile birden çok kez belirli süreli iş sözleşmesi imzalandığından iş sözleşmesini belirsiz süreli olarak Kabul etmek gerekir. Mahkemenin bu husustaki kabulü yerindedir.
Kaldı ki, hükme esas alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, aksinin kabulü halinde dahi 4857 sayılı İş Kanunu’nun 5/2. maddesi gereğince işverenin eşit davranma borcu bulunmaktadır. Tüm bu açıklamalar muvacehesinde davacının temettü alacağına hak kazandığı açıktır.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, Ücret ve Diğer Ödemeleri Tespit Esaslarının “Diğer Ödemeler” başlıklı 10. maddesinde belirtilen “Hiçbir personelin aylık temel ücreti ve tüm diğer yan ödemeleri toplamının Genel Müdür aylık toplam ücretini geçemez” kural gereğince davacının ücretlerine ikramiye tutarının eklenmesinin uygun görülmediği, ayrıca bordrolarda ikramiye veya tazminat ödemelerine de rastlanılmadığı değerlendirilmesinde bulunulmuş ve ikramiye ödemesi eklenmeksizin belirlenen miktar üzerinden temettü alacağının hesaplanması yoluna gidilmiştir.
Somut olayda, dosyadaki bilgi ve belgelerden davalı işyerinde ikramiye ödemesinde bulunulduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece Ücret ve Diğer Ödemeleri Tespit Esaslarının “Diğer Ödemeler” başlıklı 10. maddesindeki hüküm de göz önünde bulundurularak, mevcut deliller çerçevesinde, ikramiye ödemesinin eklenmesi suretiyle belirlenecek ücret üzerinden talep konusu temettü alacağı hesaplanmalı ve hüküm altına alınmalıdır.
Eksik inceleme ile sonuca gidilmesi isabetli görülmediğinden davacının temyiz itirazı yerinde görülmüş ve hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 18.11.2014 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
Somut olayda davacı, işyeri hekimi olarak görev yapmıştır.
Davalı işyeri, banka olarak faaliyet gösteren bir işyeridir.
Davacı açtığı dava ile temettü alacağı talep etmiştir.
Taraflar arasındaki iş sözleşmesinde temettü ödeneceğine dair herhangi bir düzenleme yoktur.
Banka yönetim kurulunun kararı ile banka personeline temettü ödenmesi sözkonusudur.
Burada geçen banka personeli deyiminden işyerinde bankacılık faaliyeti ile ilgili çalışanlar anlaşılmalıdır.
İşyeri hekiminin yaptığı iş klasik anlamda bir bankacılık faaliyeti değildir.
İşyeri hekimi banka personeli kavramına dahil olmadığından açılan davanın reddi gerekirken, kabul edilmesi hatalı olmuştur.
Bu nedenlede yerel mahkeme kararının bozulması gerektiği kanısında olduğumdan, sayın çoğunluğun görüşünden kısmen farklı düşünmekteyim.18.11.2014