Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2014/18253 E. 2014/32459 K. 19.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/18253
KARAR NO : 2014/32459
KARAR TARİHİ : 19.11.2014

MAHKEMESİ : Bakırköy 15. İş Mahkemesi
TARİHİ : 18/04/2014
NUMARASI : 2013/108-2014/160

Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, davacının, davalı şirkette 15.07.2005 tarihinde çalışmaya başladığını, 13.06.2009 tarihinde emeklilik sebebiyle işten ayrıldığını, son ücretinin net 1.000,00 TL olduğunu, emeklilikten sonra sigortasız olarak çalışmaya devam ettiğini, emekli olduğu için tarafına kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı ödenmediğini, bu sebeple 23.08.2010 tarihinde işten ayrıldığını, alacak ve tazminatlarının ödenmediğini ileri sürerek, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ücret alacağı, fazla çalışma ücreti ve yıllık izin ücreti alacaklarının faizleriyle birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, davacının 26.08.2005 tarihinden itibaren emekli olduğu 13.06.2009 tarihine kadar davalı şirkette çalıştığını, emekli olduğunda bütün haklarının ödendiğini, emekli olduktan sonra sattığı mal karşılığında komisyon alarak çalışmaya devam ettiğini, işten ayrılış sebebinin bazı usulsüzlüklerinin davalı şirket tarafından tespit edilmesi olduğunu, müşterilerden açıktan para alıp davalı şirkete vermemekte olduğunu, iş yerinin adını kullanarak kendi özel işlerini yaptığını, parasını davalı şirkete vermediğini, kendi şahidi bir çok şirkete mal verdiğini, malların parasının alınmadığını, bu konuda icra takipleri yapıldığını, tahsilatın halen gerçekleşmediğini, davacının davalı şirkete zararlar verdiğini, şirketin arabasını özel işlerinde kullandığını, arabaya hasar verdiğini, telefonu özel işleri için kullandığını, aldığı tahsilatları zamanında şirkete vermediğini, bu hususlardan davalının haberinin sonradan olduğunu, davacı işten ayrılmamış olsa idi davalı şirket tarafından haklı sebeple iş sözleşmesinin feshedileceğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davacının emekli olarak davalı işyerinde çalışmasını sürdürdüğü, tazminat ve diğer alacaklarının ödenmemesi sebebi ile iş sözleşmesini haklı olarak feshettiği, kıdem tazminatına hakkazandığı, yıllık ücretli izin alacağı ve ücret alacağının bulunduğu ve fazla mesai yaptığı, ihbar tazminatına hak kazanamadığı gerekçesiyle, bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı kanuni süresi içinde taraflar temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacı ve davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
1-Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp ispatlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın bu tür yazılı belgelerle ispatlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları şahit beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille söz konusu olabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda dahi, işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille ispatlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda da ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
Fazla çalışmanın yazılı delil ya da şahitle ispatı imkan dahilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan şahitların anlatımlarına değer verilemez.
Somut olayda mahkemece, davalı şahidinin beyanına göre, davacının hafta içi 08:00-19:00 saatleri aralarında, günlük onbir saat çalıştığı, birbuçuk saat ara dinlenmesinin düşülmesiyle, günde dokuzbuçuk haftada kırkyedibuçuk saat, Cumartesi günleri ise 08:00-14:00 saatleri arasında yarım saat ara dinlenme düşüldüğünde beşbuçuk saat olmak üzere, haftada toplam elliüç saat çalıştığı, normal çalışma süresi olan haftalık kırkbeş saatlik çalışma süresinin düşülmesiyle, onüç saat fazla çalışma yaptığı kabul edilmiş isede, haftalık elliüç saat çalışma süresinden kanuni çalışma süresi olan kırkbeş saatin düşülmesiyle haftalık sekiz saat fazla çalışma yaptığı ortadadır. Hal böyle olunca, hesap hatası yapılarak yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.
2-Öte yandan, bir kısım alacaklara dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesine karar verilmesine rağmen dava tarihi belirtilmeyerek infazda tereddüt oluşturacak şekilde karar verilmesi doğru değildir.
3-Ayrıca, fazla çalışma alacağından 3.870,67 TL’lik kısmına ıslah tarihi olan 21.03.2014 yerine, 29.08.2008 tarihinden itibaren faize hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeple BOZULMASINA, 19.11.2014 gününde oybirliği ile karar verildi.