Danıştay 12. Daire Başkanlığı 2021/6980 E. , 2021/5296 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONİKİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/6980
Karar No : 2021/5296
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : …Genel Komutanlığı / …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : …Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:…, Temyiz No:…sayılı, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 48. maddesinin altıncı fıkrası uyarınca verilen, temyiz isteminin reddine ilişkin kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: …Genel Komutanlığının Uzman Çavuşluk alımlarına başvurarak tüm yazılı ve sözlü sınavlarda başarılı olan davacı tarafından, Uzman Erbaş Yönetmeliğinin 2. Bölümünün 6. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) ve (h) bentlerinde belirtilen şartları taşımadığından bahisle eğitim yerine ataması yapılmayarak işlemlerin sonlandırılmasına ilişkin 06/09/2018 tarihinde telefon mesajıyla bildirilen işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …. İdare Mahkemesince verilen …tarih ve E:…, K:…sayılı kararla; 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu’nun 4. maddesinde iki tip başvurunun düzenlendiği, bunlardan birinin halihazırda askerlik hizmetini yapan erbaş ve erlerin müracaatı, diğerinin ise sözleşmeli er olarak görev yapan kişilerin müracaatı olduğu, davacının sözleşmeli er statüsünde Milli Savunma Bakanlığına bağlı olarak görev yaptığı ve dava konusu müracaatını sözleşmeli er kapsamında değil, genel alım kapsamında yaptığını belirtmesine rağmen, idarece bunun aksini ortaya koyan herhangi bir belge sunulmadığından, adı geçenin 3269 sayılı Kanunun 4. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde geçen “terhisinin üzerinden beş yıldan fazla geçmemiş ve başvurduğu yılın ocak ayının ilk günü itibariyle 27 yaşını bitirmemiş” olma şartını sağlayıp sağlamadığının değerlendirilmesi gerektiği, Mahkemelerinin 27/11/2019 tarihli ara kararı ile davacının askerlik hizmetinden terhis olduğu tarihin bildirilmesinin istenildiği, Milli Savunma Bakanlığı’ndan gelen 13/12/2019 tarihli cevapta, 03/03/1991 tarihinde doğan davacının, er olarak 21/02/2013 tarihinde terhis olduğunun bildirildiği, dolayısıyla başvurduğu tarih itibariyle terhisinin üzerinden 5 yıl geçmediği ve başvurduğu 2017 yılının Ocak ayı itibariyle 27 yaşını doldurmadığı, dolayısıyla genel alım kapsamında başvuru yapan davacının 3269 sayılı Kanunun 4. maddesinde aranılan şartları taşıdığı anlaşıldığından, işlemlerinin sonlandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk görülmediği; öte yandan, Mahkemece verilen kararın davacının doğrudan atanması sonucunu doğurmayacağı, belirtilen hususlar göz önüne alınmak suretiyle idarece yeniden bir değerlendirme yapılacağı, davacının atanıp atanamayacağı ve hangi tarihte atanacağı belirsiz olduğundan, davacının parasal hakka ilişkin isteminin bu aşamada karşılanma olanağının bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline, davacının yoksun kaldığı parasal haklarının geriye dönük yasal faiziyle birlikte ödenmesine ilişkin kısmı hakkında ise karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: …Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararıyla; uyuşmazlık konusu olayda, davacı Uzman Erbaş Kanununun 4. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi uyarınca açıktan atama kapsamında başvurduğunu ileri sürmekte ise de, adıgeçenin 30/10/2017 tarihinde 2017 Yılı 10. Dönem Jandarma Uzman Erbaş temini sınavına katılmak için yaptığı başvuru tarihi itibarıyla sözleşmeli er olarak çalıştığı, başka bir ifadeyle halen görevinde olduğu, dolayısıyla başvurusunun Uzman Erbaş Kanununun 4. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi kapsamında bulunduğunun görüldüğü; Uzman Erbaş Kanununun 4. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendine göre ise, sözleşmeli er ve erbaşların uzman erbaş olarak atanabilmesi için başvuru tarihi itibarıyla en az üç yıl sözleşmeli erbaş veya sözleşmeli er olarak görev yapmış olması, yani bu mesleklerin birinde üç yılını doldurmuş olması gerektiği; bu durumda, davacının 27/03/2015 – 27/03/2018 tarihleri arasında sözleşmeli er olarak görev yapması nedeniyle 3 yıllık sözleşme süresini 27/03/2018 tarihi itibarıyla tamamlaması karşısında, başvuru tarihi olan 30/10/2017 tarihi itibarıyla Kanunda belirtilen 3 yıllık sözleşme süresinden daha az çalıştığı sabit olan davacı hakkında, Uzman Erbaş Kanununun 4. maddesinde öngrülen “başvuru tarihi itibarıyla en az üç yıl görev yapmış olma” koşulunu taşımadığından bahisle tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulüne, istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve esastan incelenen davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı tarafından, anılan kararın temyiz edilmesi üzerine, Bölge İdare Mahkemesinin temyize konu kararıyla; Mahkemece verilen karara yönelik istinaf başvurusu üzerine verilen kararın kesin olduğu ve 2577 sayılı Kanun’un 46. maddesinde sayılan temyize tabi davalardan olmadığı anlaşıldığından, kesin olarak verilen karara karşı temyiz başvurusunda bulunulması mümkün olmadığı gerekçesiyle temyiz isteminin reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, Mahkeme kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan temyize konu kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra ilk derece Mahkemesince davacının adli yardım isteminin kabulüne karar verildiği görüldüğünden ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 335. maddesinin 3. fıkrasında, adli yardımın, hükmün kesinleşmesine kadar devam edeceği belirtildiğinden, davacının adli yardım istemi hakkında yeni bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Yukarıda özetlenen gerekçeyle temyiz isteminin reddine ilişkin …Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:…, Temyiz No:…sayılı temyize konu kararın ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Temyiz istemi adli yardımlı olarak incelendiğinden, temyiz giderlerinin davacıdan tahsili için İdare Mahkemesince vergi dairesine müzekkere yazılmasına,
5. 2577 sayılı Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de …Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın …. İdare Mahkemesine gönderilmesine, 21/10/2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.