Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2015/9305 E. 2015/30974 K. 09.11.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/9305
KARAR NO : 2015/30974
KARAR TARİHİ : 09.11.2015

Tebliğname No : 15 – 2013/362902

İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ : İstanbul 33. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 05/09/2013
NUMARASI : 2013/278 (E) ve 2013/541 (K)
SANIK : N.. C..
SUÇ : Mala zarar verme

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık hakkında hükmolunan beraat kararının dayanağını oluşturan 5271 sayılı CMK’nın 223/2-e maddesi, karar yerinde yazılmamış ise de, bu eksikliğin mahallinde tamamlanması mümkün görülmüştür.
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan,söz konusu suç,seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma,yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma,suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Sanıkla katılanlar arasında bir ev yapılması hususunda iş anlaşması yapılmasından sonra yapılan bu işteki aksaklık nedeniyle katılanların sanığa dava açtıkları, katılanların evde yaptıkları incelemede, boruların kesildiği, kalorifer tesisatına zarar verildiğinin görüldüğü, bu olay nedeniyle sanıktan şüpheledikleri, böylece sanığın mala zarar verme suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 31/03/2009 tarih ve 2008/6-256 Esas ve 2009/79 Karar sayılı kararında da vurgulandığı üzere, ceza yargılamasının en önemli ilkelerinden biri olan “şüpheden sanık yararlanır” kuralı uyarınca, sanığın bir suçtan cezalandırılmasının temel koşulunun, suçun kuşkuya yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesine bağlı olduğu, gerçekleşme şekli kuşkulu ve tam olarak aydınlatılmamış olan olaylar ve iddiaların, sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamayacağı, ceza mahkumiyetinin, yargılama sürecinde toplanan kanıtların bir kısmına dayanarak ve diğer bir kısmı gözardı edilerek ulaşılan ihtimali kanıya değil, kesin ve açık bir ispata dayanması gerektiği, bu ispatın, hiçbir kuşku ve başka bir türlü oluşa olanak vermeyecek açıklıkta olması gerektiği, yüksek de olsa bir olasılığa dayanılarak sanığı cezalandırmanın, ceza yargılamasının en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan, varsayıma dayalı olarak hüküm vermek anlamına geleceği dikkate alınarak; somut olayda, sanığın aşamalarda değişmeyen ifadesinde suçlamaları kabul etmediği, söz konusu zararın sanık tarafından meydana getirildiğine dair sanığın mahkumiyetine yeter kesin ve inandırıcı delil bulunmadığının anlaşılması karşısında, bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılanın temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 09/11/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.