YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/23735
KARAR NO : 2015/27807
KARAR TARİHİ : 08.10.2015
Tebliğname No : KD – 2013/310968
MAHKEMESİ : Alanya 1. Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 19/03/2013
NUMARASI : 2012/17 (E) ve 2013/69 (K)
Dairemizin 02.07.2015 tarih 2014/42068 Esas – 2015/23413 Karar sayılı dosyasının kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 15/07/2015 tarih 3 – 2013/310968 sayılı itiraz talebi ile
“5320 sayılı Kanunun 13/1. maddesi sanıklara Baro tarafından atanacak müdafiler hakkında bir ayrıma gitmeksizin, bu müdafilere ödenecek ücretlerin yargılama giderlerinden sayılacağını, CMK’nin 325/1. maddesinin ise mahkumiyet halinde tüm yargılama giderinin sanıktan tahsiline karar verileceğini hüküm altına almıştır. Bu düzenlemelerin olduğu gibi uygulanması Anayasa’nın 90/5. maddesi gereği iç hukuk kuralına dönüşen ve iç hukukla çelişki halinde uygulanması gereken AİHS’nin 6/3-c maddesine aykırılık oluşturacağı zira sanık avukat tutmak için gerekli maddî olanaklardan yoksun ise ve adaletin yerine gelmesi için gerekli görüldüğünde, resen atanacak bir avukatın yardımından ücretsiz olarak yararlanabileceği, sanık mahkum olsa bile bu ücret yukarıda yazılı şartların varlığı halinde sanıktan tahsil edilemeyeceği. Ancak bir müdafiin hukuki yardımından yararlanmak yani mutlak bir hak niteliğinde olmadığı AİHS’nin 9/3-c maddesi sanığın bir müdafi atayacak maddi olanaklara sahip olmaması ve adaletin yerine gelmesi için gerekli görülmesi şartı ile re’sen atanacak bir avukatın hukuki yardımından ücret ödemeksizin yararlanabileceğinin belirtildiği CMK’nin 150/2. maddesi şüpheli ya da sanığın çocuk, kendini savunamayacak derecede malul veya sağır – dilsiz olması halleri ile şüpheli ya da sanığa isnat edilen suçun yasada öngörülen cezasının alt sınırının beş yıldan fazla olması halinde zorunlu müdafilik kapsamına alarak “adaletin yerine gelmesi için gerekli görülen halleri açıkça belirttiği bu kapsamda örneğin avukatlık ücretini karşılayacak düzenli bir geliri olmayan çocuklardan bu ücretin istenmesi söz konusu olmayacağı. Ancak bu ücreti karşılama imkanı olan kişilerden mahkum olmaları halinde müdafilik ücretinin tahsiline karar verilmesinde hem iç hukuk hem de AİHS bakımından hukuka aykırı bir durum oluşmayacağı “kasten adam öldürmeye teşebbüs” isnadı ile yargılanan sanık S.. B..’ün CMK’nin 150/3. maddesi gereğince soruşturma
ve kovuşturmada bir müdafi ile temsilinde zorunluluk bulunduğu, bu nedenle kendisine Baro tarafından bir müdafi atandığı, bu olayda “adaletin yerine gelmesi için gerekli görülen hal” koşulunun gerçekleştiği, ancak işçi olduğu ve aylık 500- 700.- TL. civarında geliri olduğunu beyan eden sanığın, müdafilik ücretini karşılayabilecek ekonomik durumuma sahip olması nedeniyle ücretsiz olarak bir avukatın yardımından yararlanabilmenin diğer koşulu olan ekonomik koşulun gerçekleşmediği, bu nedenle sanıktan müdafilik ücretinin alınmaması gerektiğine dair bozma nedeni yönünden Yüksek Daire kararına itiraz etmek gerekmiştir. Sanık S.. B.. hakkındaki Alanya 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 19/03/2013 gün ve 2012/17 Esas, 2013/69 Karar sayılı mahkumiyet kararının BOZULMASINA dair Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 02/07/2015 gün ve 2014/42068 Esas, 2015/23413 Karar sayılı kararının KALDIRILMASI, müdafilik ücretinin sanıktan tahsil edilemeyeceğine dair bozma nedeninin bozma ilamından çıkarılmak suretiyle suç vasfına ilişkin nedenden dolayı hükmün BOZULMASI, İtiraz kabul görmediği takdirde, itiraz hakkında bir karar verilmek üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na TEVDİİ”, talebiyle
05.07.2012 tarih ve 6352 sayılı Yasanın 99. maddesiyle 5271 sayılı CMK’nin 308. maddesine eklenen 2 ve 3. bentler ile aynı yasanın geçici 5. maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun Yürürlük ve Uygulama Şekli hakkındaki Kanuna eklenen geçici 5. madde hükmü uyarınca Yüksek Yargıtay Ceza Genel kurulunca henüz karara bağlanmayan dosyanın itirazen incelenmek üzere Dairemize gönderilmesi üzerine yapılan incelemede;
5271 sayılı CMK’nin 150/3. maddesi gereğince zorunlu müdafii tayin edildiğinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6/3-c maddesindeki düzenlemeye göre vekalet ücretinin sanığa yükletilmemesi gerekmektedir.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Dairemizin anılan kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması nedeniyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 15/07/2015 tarih 3 – 2013/310968 temyiz sayılı itiraz istemi yukarıda anlatılan gerekçede belirtildiği üzere yerinde görülmemiş olduğundan itirazın REDDİ ile 5271 sayılı CMK’nin 308/2. fıkrası uyarınca Dairemizin 02.07.2015 tarih 2014/42068 Esas, 2015/23413 Karar sayılı bozma kararı ile ilgili itirazın incelemek üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna GÖNDERİLMESİNE, zorunlu müdafii ücreti ile ilgili bozma gerekçesi yönünden Başkan vekili M.. M.. K.. ve Üye R.. Y..’ın karşı oyları üzerine oy çokluğu ile 08/10/2015 gününde karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ:
Dairemizdeki çoğunluk görüşünce verilen bozma kararında ki, zorunlu müdafilik ücretinin yargılama giderinden sayılmayacağı görüşüne katılmamaktayız.
1) Avrupa İnsan hakları sözleşmesinin 6/3-c maddesi aynen şöyledir:
Bir suç ile itham edilen herkes aşağıdaki asgari haklara sahiptir.
Kendisini bizzat savunmak veya seçeceği bir müdafinin yardımından yararlanmak; eğer avukat tutmak için gerekli maddi olanaklardan yoksun ise ve adaletin yerine gelmesi için gerekli gördüğünde, resen atacak bir avukatın yardımından ücretsiz olarak yararlanabilmek, hakkına sahip bulunduğu.
Madde içeriğinden anlaşıldığı gibi, avukat yardımından ücretsiz yararlanabilmek için, bir suç ile itham altında olmak gerekir. Bir suçla itham altında olan bu kişi, yargılama sonunda beraat edebilir. Dolayısıyla maddi olanaksızlıklar yüzünden beraat edecek bu kişiyi, avukatın yardımından mahrum etmemek için avukatlık ücretini devlet karşılamaktadır. Devlet de yargılama sonunda bu giderlerini suç ile itham edilen kişiden değil, mahkum durumuna düşen kişiden tahsil etmektedir.
Şüpheli veya sanık olarak yargılanan kişi, müdafi tutacak maddi olanaklardan yoksun ise veya resen müdafi atanması gerektiren bir kişi ise, atanan müdafinin yardımından, yargılama aşaması boyunca ücretsiz yararlanır. Adaletin gerçekleşmesi ve adil yargılanmanın oluşması için, sanığa bu olanaklar tanınmaktadır. Sanığa bu olanaklar tanınmadığı takdirde, silahların eşitliği kuralı gerçekleşmeyeceğinden, sanık yargılama sonunda, avukat yardımından yararlanamadığını ileri sürüp, savunma hakkının kısıtlandığını iddia edebilir. İlerde ileri sürülebilecek bu iddialara karşı, sanığa bu haklar tanınmıştır.
Devletin sanığa yaptığı bu yardım, maddi olanaklardan yoksun oluşu nedeniyle, ücreti ödeme olanağına sahip bulunmaması, sanığın yaşının küçüklüğü veya isnat edilen cezanın ağırlığı gibi nedenler arasında bir ayırım yapılmamıştır. Sanığın savunmasız kalmaması için, AİHS’ne uyum sağlamak için yargılamaya gölge düşürmemek için re’sen müdafi tayin edilmesi cihetine gidilmiştir.
Yargılama süresi devam ettiğinden, sanık sıfatı bulunduğu müddetçe bu kişiden avukatlık ücreti istenemez. Yargılama sonunda kim mahkum olursa, otopsi giderleri gibi yargılama giderleri ile baro tarafından atanan müdafinin ücreti de mahkum olan kişiden tahsil edilmelidir.
2) Baro tarafından ödenen müdafi giderlerinin, yargılama gideri sayılıp sayılmayacağı sorunu:
-5320 sayılı Yasanın 13. maddesi
-5271 sayılı Yasanın 324-325-327. maddeleri
-Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafii ve Vekillerin Görevlendirilmeleri ile Yapılacak Ödemelerin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmeliğin. 5. maddesi ile 8/3. ve 11/7. maddeleri, ayrı ayrı incelendiğinde, baro tarafından ödenen bu müdafi ücretinin, yargılama sonucunda, yargılama giderleri gibi, mahkum olan kişilerden tahsil edilmesi gerekmektedir.
Kanun koyucu yukarıda belirtilen kanun maddelerini yürürlüğe koyarken, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne uyum sağlamak için bu kanun ve yönetmelikleri yürürlüğe koymuştur. Baro tarafından görevlendirilen müdafiye ödenen ücret de yargılama giderlerindendir. Yargılama sonunda sanık hakkında beraat kararı verildiğinde, tüm yargılama giderleri, Devlet Hazinesince üstlenir. Buna karşılık, mahkumiyeti halinde, hükmün kesinleşmesi ile bu sefer bütün yargılama giderleri (örneğin otopsi giderleri) gibi resen atanan müdafi ücreti de mahkum olan hükümlüye yüklenir.
Anayasa mahkemesi; 5320 sayılı Yasanın 13. maddesinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırı olmadığına karar vermiştir. 12.03.2009 tarih 2007-43 Esas, 2009-51 sayılı Kararı aynen şöyledir. “Ceza Muhakemesi Kanununa göre, yargılama sürecinde hüküm kesinleşinceye kadar şüpheli veya sanıktan müdafi ücreti istenmemektedir. Hüküm kesinleştikten sonra ise yargılama giderleri içerisinde, müdafi ücreti istenen şahıs, şüpheli veya sanık değil artık hükümlü sıfatını taşımaktadır.
Düzenleme ile amaçlanan sanığa adil bir şekilde savunma imkanlarının sağlanmasıdır. Soruşturma ve kovuşturma evrelerinde bu imkan sağlandıktan sonra, yardım kapsamında ödenen ücretin yargılama gideri olarak hükümlüden tahsilinin öngörülmesinin Anayasanın adil yargılanma hakkına aykırılığından sözedilemez.” şeklindedir.
Tüm bu açıklamalar karşısında itirazın kabulüne karar verilmesi görüşünde bulunduğumuzdan çoğunluk görüşüne katılmamaktayız.