Danıştay Kararı 6. Daire 2019/19200 E. 2021/11634 K. 20.10.2021 T.

Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2019/19200 E.  ,  2021/11634 K.
T.C.

D A N I Ş T A Y

ALTINCI DAİRE

Esas No : 2019/19200

Karar No : 2021/11634

DAVACI : … Odası

VEKİLİ : Av. …

DAVALI : … Bakanlığı

VEKİLİ : …

DAVANIN KONUSU : 30/07/2019 tarih ve 30847 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Çevre Yönetimi Hizmetleri Hakkında Yönetmelik”in 6. ve 12. maddelerinin iptali istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI : Çevre yönetimi konusunda yeterlik belgesi alabileceklerin ve bunun koşullarının düzenlendiği 6. maddede, söz konusu hizmet alanında görev yapılabilmesi ve bunun gerektirdiği yeterlik belgesinin alınabilmesi konusunda üniversitelerin çevre mühendisliği bölümü mezunlarına ve çevre mühendisliği, çevre bilimleri veya çevre teknolojileri konularında lisansüstü eğitim almış olanlara ayrıcalık tanındığı, zira, bunların ilgili belgelerin alınması konusunda bakanlık tarafından yapılacak eğitimden ve sınavdan muaf tutulduklarını, oysa ki hizmetin verilmesi konusunda yeterli niteliğe ve eğitime sahip olan odalarına bağlı kimya mühendisleri ile biyomühendislerinin ise eğitim ve sınava tabi tutulduğunu, bu durumun ise Anayasanın “Çalışma ve sözleşme hürriyeti” başlıklı 48. maddesi ile 3458 sayılı Mühendislik ve Mimarlık Hakkında Kanunun 1. maddesine aykırılık teşkil ettiği, belirtilen nedenlerle sözü edilen maddenin ve sınav ayrıntılarının düzenlendiği 12. maddenin iptalinin gerektiği ileri sürmektedir.

DAVALININ SAVUNMASI : Öncelikle, usule ilişkin olarak, davacının dava açma ehliyetinin bulunmadığı, esasa ilişkin olarak, dava konusu Yönetmelik ile çevre yönetimi hizmetlerini vereceklerin taşıması gereken şartlar, belgelendirmeleri ve mükellefiyetleri düzenlenirken, üst norm hükümlerinin dikkate alındığı, idarenin karşılaştığı sorunlar ve kamu yararının değerlendirildiği, idarenin takdir yetkisi kapsamında dava konusu işlemin tesis edildiği, dolayısıyla düzenlemenin üst normlara uygun olduğu savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …’NUN DÜŞÜNCESİ : Kararda belirtilen gerekçelerle davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI …’IN DÜŞÜNCESİ : Dava, 30/07/2019 tarih ve 30847 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Çevre Yönetimi Hizmetleri Hakkında Yönetmelik”in 6 ve 12. maddelerinin iptali istemiyle açılmıştır.

Davalı idarenin usule yönelik itirazı yerinde görülmemiştir.

2872 sayılı Çevre Kanunu’nun tanımlar başlıklı 2. maddesinde, Çevre yönetim birimi/Çevre görevlisini; Bu Kanun ve Kanuna göre yürürlüğe konulan düzenlemeler uyarınca denetime tâbi tesislerin faaliyetlerinin mevzuata uygunluğunu, alınan tedbirlerin etkili olarak uygulanıp uygulanmadığını değerlendiren, tesis içi yıllık denetim programları düzenleyen birim ya da çevre mühendislerini, mevcut çevre görevlilerini ve Bakanlıkça usul ve esasları ilgili Yönetmelikle belirlenen görevliyi ifade edeceği belirtilmiştir.

Aynı Kanun’un ek 2. maddesinde “Faaliyetleri sonucu çevre kirliliğine neden olacak veya çevreye zarar verecek kurum, kuruluş ve işletmeler çevre yönetim birimi kurmak, çevre görevlisi istihdam etmek veya Bakanlıkça yetkilendirilmiş kurum ve kuruluşlardan bu amaçla hizmet satın almakla yükümlüdürler. Bu konuyla ilgili usûl ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.” hükmü getirilmiş; bu hüküm uyarınca, çevre yönetimi hizmeti vereceklerin taşıması gereken şartları, belgelendirilmeleri ve mükellefiyetlerine ilişkin usul ve esasları belirlemek amacıyla çıkarılan dava konusu Çevre Yönetimi Hizmetleri Hakkında Yönetmeliğin “tanımlar ve kısaltmalar” başlıklı 4. Maddesinin (d) bendinde, çevre görevlisi: Faaliyetleri sonucu çevre kirliliğine neden olan veya neden olabilecek, 2872 sayılı Çevre Kanunu ve bu Kanuna dayanılarak yürürlüğe giren düzenlemeler uyarınca denetime tâbi tesislerin faaliyetlerinin çevreye ilişkin kanun ve ikincil düzenlemelere uygunluğunu, alınan tedbirlerin etkili olarak uygulanıp uygulanmadığını değerlendiren, çevre mühendisi dışındaki çevre yönetimi hizmeti yeterlik belgesine sahip görevli; (e) bendinde, çevre mühendisi: Faaliyetleri sonucu çevre kirliliğine neden olan veya neden olabilecek, 2872 sayılı Çevre Kanunu ve bu Kanuna dayanılarak yürürlüğe giren düzenlemeler uyarınca denetime tâbi tesislerin faaliyetlerinin çevreye ilişkin kanun ve ikincil düzenlemelere uygunluğunu, alınan tedbirlerin etkili olarak uygulanıp uygulanmadığını değerlendiren, çevre yönetimi hizmeti yeterlik belgesine sahip çevre mühendisleri, (h) bendinde de, Çevre yönetimi hizmeti: Çevre kirliliğinin önlenmesi ve meydana geldiği hallerde kirlenmenin durdurulması, kirlenmenin etkilerini gidermek veya azaltmak için gerekli hukukî, ekonomik, sosyal tedbirlerin alınması, çevreye ilişkin kanun ve ikincil düzenlemeler ve bütün çevre yönetimine ilişkin işlemlerin çevre görevlisi, çevre mühendisi, çevre yönetim birimi veya firmalar tarafından yürütülmesi olarak tanımlanmış; dava konusu 6. Maddesinde, Yeterlik belgesi başvuru şartları açıklanmış, 1. Kısımda, “… Çevre Yönetimi Hizmeti Yeterlik Belgesi;

a) Üniversitelerin çevre mühendisliği bölümü mezunlarına ve çevre mühendisliği, çevre bilimleri veya çevre teknolojileri konularında lisansüstü eğitim almış olanlara, mezuniyet belgeleri ile başvuru yapmaları halinde verilir.

b) En az dört yıllık üniversite mezunu olup, Bakanlık veya mülga Çevre Bakanlığı veya mülga Çevre ve Orman Bakanlığı merkez ve taşra teşkilatlarının; çevre yönetimi, çevresel etki değerlendirmesi, çevre izni, çevre izin ve lisansı ve çevre denetimi ile ilgili teknik birimlerinde çevreye ilişkin kanun ve ikincil düzenlemeler uyarınca en az beş yıl çalışmış olanlara, durumlarını belgelendirerek başvuru yapmaları halinde, çevre görevlisi olarak çalışabilmeleri için verilir.

c) Üniversitelerin mühendislik bölümlerinden veya fen fakülteleri ve fen edebiyat fakültelerinin fizik, kimya, biyoloji, biyokimya, jeoloji bölümlerinden veya veterinerlik fakültelerinden mezun olanlardan, Bakanlıkça yapılacak veya yaptırılacak temel çevre bilimleri ve çevreye ilişkin kanun ve ikincil düzenlemeler konusunda eğitime katılarak, düzenlenecek sınavdan 100 üzerinden 70 ve üzeri puan alarak başarılı olanlara, başvuru yapmaları halinde çevre görevlisi olarak çalışabilmeleri için verilir.” kuralı getirilmiş; dava konusu 12. Maddede de, Çevre mühendisi ve çevre görevlisi eğitimi ve sınavına ilişkin düzenlemeler yer almıştır.

Yukarıda anılan kuralar uyarınca, çevre görevlilerinin, denetime tabi kurum, kuruluş veya işletmelerin faaliyetlerinin çevre mevzuatına uygunluğunu sağlayan, anılan tedbirlerin etkili olarak uygulanıp uygulanmadığını değerlendiren, tesislere ait çevre yönetim birimlerinde veya çevre danışmanlık firmalarında çalışan görevliler olduğu, bu anlamda fonksiyonlarının, genel itibarıyla davalı idarece yapılacak çevre denetimine yardımcı olmak olduğu dikkate alındığında; çevre görevlisi olarak görev yapacak kişilerin davalı idarenin belirlediği kriterlere göre seçilmesi ve bu kriterlere uygun oldukları anlaşılanlara davalı idare tarafından belge verilmesi, bir kamu hizmeti olan ve davalı idarenin yetki ve sorumluluğunda bulunan çevre denetiminin etkin bir şekilde yürütülmesi için bir gereklilik arz etmektedir.

İncelenen davada, çevre mühendisliği bölümü mezunlarına ve çevre mühendisliği, çevre bilimleri veya çevre teknolojileri konularında lisansüstü eğitim almış olanlara, mezuniyet belgeleri ile başvuru yapmaları halinde; Yönetmelikte belirlenen bölümlerden mezun olanların ise eğitime tabi tutularak düzenlenecek sınavdan başarılı olmaları halinde çevre yönetimi hizmeti yeterlik belgesi verilmesi yolundaki dava konusu Yönetmelik hükümlerinin 2872 sayılı Yasanın yukarıda anılan 2. Maddesine uygun olduğu gibi, çevre yönetim hizmetinin genel olarak mühendislik mesleğinin icrasına yönelik olmaması, çevre mühendisliği disiplinine ait faaliyet alanı olarak Bakanlığın görev alanı çerçevesinde yürütülen birçok yükümlülüğü ve sorumluluk alanını içerdiği, eğitim formasyonlarının da bu yönde olması, bu nedenle belirtilen nitelikteki formasyonu haiz çevre mühendislerinin çevre görevlisi olabilmek için uzmanlıklarını ve tecrübelerini ayrı bir sınav ile ortaya koymalarının gerekmemesi, öte yandan, çevre mevzuatı konusunda fazla eğitimi olmayan ancak Yönetmelikte sayılan meslek gruplarının çevre yönetimi hizmeti yeterlik belgesi alabilmesi için eğitim ve sınava tabi tutulması öngörülen dava konusu düzenlemelerde hukuka aykırı bir husus görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, davanın reddine karar verilmesi gerektiği, düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :

Çevre Kanununda, çevre mühendisleri doğrudan çevre görevlisi olarak ifade edilmiyor iken, 29/11/2018 tarih ve 7153 sayılı Çevre Kanunu ve Bazı Kanununlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 28. maddesinin 12. fıkrası ile, Çevre Kanununun 2. maddesinde yer alan “çevre yönetim birimi/çevre görevlisi” tanımınındaki görevliyi ibaresi “çevre mühendislerini, mevcut çevre görevlilerini ve Bakanlıkça usul ve esasları ilgili Yönetmelikle belirlenen görevliyi” şeklinde değiştirilmiştir.

Davalı idare tarafından, gerek Kanunda yapılan bu değişikliğin Yönetmeliğe yansıtılması ve gerekse çevre yönetimi hizmeti vereceklerin taşıması gereken şartları, belgelendirmeleri ve mükellefiyetlerine ilişkin usul ve esasları belirlemek amacıyla Çevre Kanununun Ek 2. maddesine dayanılarak dava konusu Yönetmelik yeniden hazırlanmıştır.

Bakılan dava, 30/07/2019 tarih ve 30847 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Çevre Yönetimi Hizmetleri Hakkında Yönetmelik”in 6. ve 12. maddelerinin hukuka aykırı olduğu iddialarıyla açılmıştır.

İNCELEME VE GEREKÇE:

USUL YÖNÜNDEN:

Davalı idarenin usule ilişkin itirazı yerinde görülmemiştir.

ESAS YÖNÜNDEN:

İlgili Mevzuat:

2872 sayılı Çevre Kanununun 2. maddesinde; “…Çevre yönetimi: İdarî, teknik, hukukî, politik, ekonomik, sosyal ve kültürel araçları kullanarak doğal ve yapay çevre unsurlarının sürdürülebilir kullanımını ve gelişmesini sağlamak üzere yerel, bölgesel, ulusal ve küresel düzeyde belirlenen politika ve stratejilerin uygulanmasını, Çevre yönetim birimi/Çevre görevlisi: Bu Kanun ve Kanuna göre yürürlüğe konulan düzenlemeler uyarınca denetime tâbi tesislerin faaliyetlerinin mevzuata uygunluğunu, alınan tedbirlerin etkili olarak uygulanıp uygulanmadığını değerlendiren, tesis içi yıllık denetim programları düzenleyen birim ya da çevre mühendislerini, mevcut çevre görevlilerini ve Bakanlıkça usul ve esasları ilgili Yönetmelikle belirlenen görevliyi,

… ifade eder.” tanımına, Ek 2. maddesinde; “Faaliyetleri sonucu çevre kirliliğine neden olacak veya çevreye zarar verecek kurum, kuruluş ve işletmeler çevre yönetim birimi kurmak, çevre görevlisi istihdam etmek veya Bakanlıkça yetkilendirilmiş kurum ve kuruluşlardan bu amaçla hizmet satın almakla yükümlüdürler. Bu konuyla ilgili usûl ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.” hükmü yer almıştır.

30/07/2019 tarih ve 30847 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Çevre Yönetimi Hizmetleri Hakkında Yönetmelik”in 4. maddesinde; “… c) Çevre danışmanlık firması: Çevre yönetimi hizmeti vermesi için Bakanlık tarafından belgelendirilen tüzel kişiyi, ç) Çevre danışmanlık firması yeterlik belgesi: Çevre danışmanlık firmasına Bakanlık tarafından verilen yeterlik belgesini, d) Çevre görevlisi: Faaliyetleri sonucu çevre kirliliğine neden olan veya neden olabilecek, 2872 sayılı Çevre Kanunu ve bu Kanuna dayanılarak yürürlüğe giren düzenlemeler uyarınca denetime tâbi tesislerin faaliyetlerinin çevreye ilişkin kanun ve ikincil düzenlemelere uygunluğunu, alınan tedbirlerin etkili olarak uygulanıp uygulanmadığını değerlendiren, çevre mühendisi dışındaki çevre yönetimi hizmeti yeterlik belgesine sahip görevliyi, e) Çevre mühendisi: Faaliyetleri sonucu çevre kirliliğine neden olan veya neden olabilecek, 2872 sayılı Çevre Kanunu ve bu Kanuna dayanılarak yürürlüğe giren düzenlemeler uyarınca denetime tâbi tesislerin faaliyetlerinin çevreye ilişkin kanun ve ikincil düzenlemelere uygunluğunu, alınan tedbirlerin etkili olarak uygulanıp uygulanmadığını değerlendiren, çevre yönetimi hizmeti yeterlik belgesine sahip çevre mühendislerini, … g) Çevre yönetim birimi: 2872 sayılı Çevre Kanunu ve bu Kanuna dayanılarak yürürlüğe giren düzenlemeler uyarınca denetime tâbi tesislerin faaliyetlerinin, çevreye ilişkin kanun ve ikincil düzenlemelere uygunluğunu, alınan tedbirlerin etkili olarak uygulanıp uygulanmadığını değerlendiren ve işletme bünyesinde kurulan birimi, ğ) Çevre yönetim birimi yeterlik belgesi: Çevre yönetim birimine Bakanlık tarafından verilen yeterlik belgesini, h) Çevre yönetimi hizmeti: Çevre kirliliğinin önlenmesi ve meydana geldiği hallerde kirlenmenin durdurulması, kirlenmenin etkilerini gidermek veya azaltmak için gerekli hukukî, ekonomik, sosyal tedbirlerin alınması, çevreye ilişkin kanun ve ikincil düzenlemeler ve bütün çevre yönetimine ilişkin işlemlerin çevre görevlisi, çevre mühendisi, çevre yönetim birimi veya firmalar tarafından yürütülmesini, ı) Çevre yönetimi hizmeti yeterlik belgesi: Çevre yönetimi hizmeti vermek üzere, çevre mühendislerine veya çevre görevlilerine Bakanlıkça verilen yeterlik belgesini, … ifade eder.” tanımlarına, “Yeterlik Belgesi Başvuru Şartları” başlıklı 6. maddesinde; ” (1) Çevre Yönetimi Hizmeti Yeterlik Belgesi; a) Üniversitelerin çevre mühendisliği bölümü mezunlarına ve çevre mühendisliği, çevre bilimleri veya çevre teknolojileri konularında lisansüstü eğitim almış olanlara, mezuniyet belgeleri ile başvuru yapmaları halinde verilir. b) En az dört yıllık üniversite mezunu olup, Bakanlık veya mülga Çevre Bakanlığı veya mülga Çevre ve Orman Bakanlığı merkez ve taşra teşkilatlarının; çevre yönetimi, çevresel etki değerlendirmesi, çevre izni, çevre izin ve lisansı ve çevre denetimi ile ilgili teknik birimlerinde çevreye ilişkin kanun ve ikincil düzenlemeler uyarınca en az beş yıl çalışmış olanlara, durumlarını belgelendirerek başvuru yapmaları halinde, çevre görevlisi olarak çalışabilmeleri için verilir. c) Üniversitelerin mühendislik bölümlerinden veya fen fakülteleri ve fen edebiyat fakültelerinin fizik, kimya, biyoloji, biyokimya, jeoloji bölümlerinden veya veterinerlik fakültelerinden mezun olanlardan, Bakanlıkça yapılacak veya yaptırılacak temel çevre bilimleri ve çevreye ilişkin kanun ve ikincil düzenlemeler konusunda eğitime katılarak, düzenlenecek sınavdan 100 üzerinden 70 ve üzeri puan alarak başarılı olanlara, başvuru yapmaları halinde çevre görevlisi olarak çalışabilmeleri için verilir. (2) Çevre yönetim birimi yeterlik belgesi; Çevre İzin ve Lisans Yönetmeliği ek-1 veya ek-2 listesinde yer alan işletmelerin bünyesinde kurulan, sürekli istihdam edilmek üzere en az iki personelden oluşan ve bu personellerden en az birinin bu maddenin birinci fıkrasının (a) veya (b) bendi uyarınca belgelendirildiği ve diğerinin ise çevre ile ilgili en az üç yıllık mesleki tecrübeyi haiz olduğu birimlere, başvuru yapmaları halinde verilir. (3) Çevre danışmanlık firması yeterlik belgesi; a) Sürekli istihdam edilmek üzere en az dört personelden oluşan; 1) En az 3/4’ünün bu maddenin birinci fıkrasının (a) veya (b) bendi uyarınca belgelendirildiği, 2) En az birinin çevre ile ilgili beş yıl ve üzeri mesleki tecrübeyi haiz koordinatör olduğu, 3) En az birinin çevre ile ilgili üç yıl ve üzeri mesleki tecrübeyi haiz olduğu, 4) En az birinin çevre ile ilgili iki yıl ve üzeri mesleki tecrübeyi haiz olduğu, b) Çevre ile ilgili mühendislik, müşavirlik, araştırma geliştirme, etüt, fizibilite, proje, rapor, eğitim ve benzeri konularda çalıştığını gösteren Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nin bulunduğu, c) Verilen hizmetin özelliğine, personel sayısına ve çalışma şartlarına uygun olacak şekilde çalışma mekânları, toplantı salonu, arşiv odası ve hizmet aracına sahip, firmalara, başvuru yapmaları halinde verilir. (4) Şahıs şirketlerine çevre danışmanlık firması yeterlik belgesi verilmez.” hükmüne, “Çevre mühendisi ve çevre görevlisi eğitimi ve sınavı” başlıklı 12. maddesinde; “(1) 6 ncı maddenin birinci fıkrasının (a) veya (b) bentleri kapsamında yeterlik belgesi alacaklardan eğitim ve sınav şartı aranmaz. (2) 6 ncı maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında yeterlik belgesi alacakların temel çevre bilimleri ve çevreye ilişkin kanun ve ikincil düzenlemeler konusunda yapılacak eğitim ve sınava katılmaları zorunludur. Bu sınavdan 100 üzerinden 70 puan ve üzeri alanlar başarılı sayılır. Bu kişiler çevre görevlisi olarak çalışabilmeleri için çevre yönetimi hizmeti yeterlik belgesini almaya hak kazanır. (3) Sınav içeriği Bakanlıkça belirlenir. (4) Sınav Bakanlığın belirlediği usul ve esaslar çerçevesinde, Bakanlıkça yapılır veya yaptırılır. (5) Çevre görevlisi sınavı sonuçları ilân edildiği tarihten itibaren bir yıl geçerlidir.” hükmüne yer verilmiştir.

Uyuşmazlığa Konu Yönetmeliğin İptali İstenilen Düzenlemelerinin İncelenmesi:

Dava konusu Yönetmeliğin 6. maddesinin 1. fıkrasının (a) ve (c) bentleri ile 12. maddesinin 1. ve 2. fıkraları yönünden;

Davacı tarafından, dava konusu düzenleme ile çevre mühendisliği bölümünden mezun olanlarla çevreyle ilgili konularda lisansüstü eğitim almış olan, mühendis olup olmadığına bakılmaksızın, başka ünvana sahip kişilerin mezuniyet belgeleriyle başvuru yapmaları halinde eğitim ve sınav koşulu getirilmeksizin doğrudan çevre yönetimi hizmeti yeterli belgesi düzenleneceği, ancak maddede sayılan diğer tüm meslek grubu mensupları için eğitim ve sınav şartının getirildiği, böylelikle aynı görevi yürütme yeterliliği bulunan davacının farklı koşullara tabi tutulduğu, oysaki Yönetmeliğin 7. maddesinde sayılan yükümlülüklerin kimya mühendisleri ile biyomühendislerin aldıkları lisans eğitimi ile yerine getirebilecekleri, çevre ile ilgili yasal mevzuatta Bakanlığın eğitim vermesi ile yapacağı veya yaptıracağı sınavda başarılı olanlara belge vereceği hususunda yetki verilmediği, 3458 sayılı Mühendislik ve Mimarlık Hakkında Kanun uyarınca mühendis ünvanıyla görev yapılabilmesi için ilgili üniversiteden mühendis ünvanıyla diploma almış olmanın yeterli olduğu, bu yönüyle Anayasaya “Çalışma ve sözleşme hürriyeti” başlıklı 48. maddesine aykırı olduğu, nitekim dava konusu düzenlemelerle çalışmalarının engellendiği ileri sürülmektedir.

Davalı idare tarafından ise, muaf tutulan meslek grubu dışındakiler için mesleklerini icra etmeleri konusunda herhangi bir sınırlama ve kısıtlama getirilmediği, çevre mevzuatıyla tanımlanan çeşitli sorumluluklar ve yükümlülükler kapsamında çevre görevlisi olarak yeterli olup olmadıklarını değerlendirmek maksadıyla sınav yapıldığı, dolayısıyla Kanunda çevre mühendisleri çevre görevlisi olarak açıkça belirtildiğinden, çevre mühendislerinin herhangi bir sınava tabi tutulmadığı, tüm mühendislik gruplarının lisans eğitimin içeriğinin aynı olmadığı, Yönetmelikte belirli bir yeterliliğin sağlandıktan sonra farklı meslek gruplarının çalışabilmesine imkan sağlandığı, eğitime ve sınava tabi tutulmanın, takdir yetkisi kapsamında olduğu ve düzenlemelerin üst hukuk normları dikkate alınarak yapıldığı savunulmuştur.

Çevre görevlilerinin; denetime tabi kurum, kuruluş veya işletmelerin faaliyetlerinin çevre mevzuatına uygunluğunu sağlayan, anılan tedbirlerin etkili olarak uygulanıp uygulanmadığını değerlendiren, tesislere ait çevre yönetim birimlerinde veya çevre danışmanlık firmalarında çalışan görevliler olduğu, bu anlamda fonksiyonlarının, genel itibarıyla davalı idarece yapılacak çevre denetimine yardımcı olmak olduğu dikkate alındığında, çevre görevlisi olarak görev yapacak kişilerin davalı idarenin belirlediği kriterlere göre seçilmesi ve bu kriterlere uygun oldukları anlaşılanlara davalı idare tarafından belge verilmesi, bir kamu hizmeti olan ve davalı idarenin yetki ve sorumluluğunda bulunan çevre denetiminin, etkin bir şekilde yürütülmesi için gerekli olduğu sonucuna varılmıştır.

Diğer taraftan, 2872 sayılı Çevre Kanununun Ek 2. maddesinde; faaliyetleri sonucu çevre kirliliğine neden olacak veya çevreye zarar verecek kurum, kuruluş ve işletmelerin çevre yönetim birimi kurmak, çevre görevlisi istihdam etmek veya Bakanlıkça yetkilendirilmiş kurum ve kuruluşlardan bu amaçla hizmet satın almakla yükümlü olduklarının ve bu konuyla ilgili usûl ve esasların ise Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirleneceğinin düzenlendiği göz önüne alındığında, davalı idareye çevre görevlisi olarak görev alacak kişilere yönelik olarak Yönetmeliğin 6. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde sayılan söz konusu meslek gruplarının çevre alanındaki uzmanlıkları ile tecrübelerini ölçmeye yönelik olarak sınav yapma yetkisini veren dava konusu düzenlemelerin yasal dayanağı olmadığından ve dayanağı Kanuna aykırı olduğundan söz etmek olanaklı değildir.

Uyuşmazlıkta; diğer mühendislik dallarından farklı olarak, mesleki anlamda çevre görevlisi yükümlülüklerinin yerine getirilmesi sırasında ihtiyaç duyulacak birçok konunun, çevre mühendisliği bölümünün lisans ve lisansüstü eğitim konuları arasında yer aldığı, yüksek lisans ve üzeri eğitimler ile de genel olarak mesleki konuda derin bilgi, bilgiyi değerlendirme ve yorumlama yeteneğinin kazanıldığı, çevre mühendisliği bilimine yönelik olarak alınan bu eğitimler ile eğitimler sonucu ortaya çıkan faaliyet alanlarının, Bakanlığın görev alanı çerçevesinde yürütülen birçok yükümlülüğü ve sorumluluk alanını içerdiği, ayrıca Çevre Kanununda da çevre mühendisinin doğrudan çevre görevlisi olarak belirtildiği dikkate alındığında, bu nitelikteki formasyona haiz bir meslek grubunun, çevre görevlisi olabilmek için uzmanlıklarını ve tecrübelerini ayrıca eğitim ve sınav ile ortaya koymalarının gerekmediği sonucuna varılmıştır.

Yönetmeliğin söz konusu maddelerinde, çevre mühendisliği dışında, düzenlemede sayılan meslek grubu mensuplarına da, çevre alanındaki yeterliliklerini ortaya koymak suretiyle, çevre görevlisi olabilme imkanı tanınmakla birlikte, söz konusu bölümlere ilişkin lisans eğitim programlarında temel çevre bilimleri ve çevre mevzuatı ile ilgili konulara yer verilmemesi veya çevre denetimi görevini yerine getirebilecek yeterlilikte yer verilmemesi nedeniyle, bu konulara yönelik olarak Bakanlıkça yapılacak/yaptırılacak eğitime katılma ve eğitim sonucunda yeterliliklerini ölçmek amacıyla sınav koşulunun öngörüldüğü anlaşılmaktadır.

Bu durumda; çevre mühendisliği disiplinine yönelik lisans eğitiminin niteliği gereği, bu bölümden mezun olan veya belirtilen alanlarda lisansüstü eğitim alanların uzmanlıklarını ve tecrübelerini ayrıca eğitim ve sınav ile ortaya koymalarının gerekmediği halde, maddede sayılan çevre mühendisliği dışındaki diğer meslek gruplarının aldıkları lisans eğitiminin niteliği ve kapsamı dikkate alınarak, belirtilen konularda eğitim ve sınav koşulu öngörülmesinin, işin doğası gereği olması, öngörülen sınavın genel olarak bir mesleğin icrasına yönelik olmaması ve bu konuda herhangi bir sınırlama ve kısıtlama getirmemesi, sınav şartının çevre görevlisi olarak çalışabilmenin bir koşulu olarak getirilmesi karşısında, bu yönüyle söz konusu fıkranın Anayasaya ve diğer üst hukuk normlarına aykırı bir yönünün bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

Dava konusu Yönetmeliğin 6. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi ile 12. maddesinin 1. fıkrası yönünden;

Davacı tarafından, hangi meslek ünvanına sahip olduğuna bakılmaksızın en az dört yıllık üniversite mezunu olup, Bakanlık veya merkez ve taşra teşkilatlarında çevre ile ilgili konularda en az beş yıl çalışmış olanların eğitim ve sınav şartına tabi olmaksızın durumu belgelendirerek başvurmaları halinde, çevre yönetimi hizmeti yeterlik belgesi verilmesine ilişkin düzenleme ile, davalı idare dışındaki kamu kurum ve kuruluşları ile özel sektörde aynı görevlere sahip olanlara tanınmayan ayrıcalığın, Bakanlık çalışanlarına getirildiği ileri sürülmüştür.

Davalı idare tarafından ise; Bakanlık, merkez veya taşra teşkilatlarında çevre ile ilgili birimlerde beş yıl çalışanların, çevre mevzuatının uygulanmasından sorumlu kişiler olduğu, bu kişilerin mesleki yeterliliğinin sorgulanmasının, aynı zamanda idarenin yeterliliğinin ve tercihlerinin sorgulanması anlamına geldiği, dolayısıyla idarenin takdir yetkisinin bu yönde olduğu savunulmuştur.

Uyuşmazlıkta, 644 sayılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 2. maddesinde; Çevre ve Şehircilik Bakanlığının görevleri sayılmıştır. Anılan görevlerin merkez ve taşra teşkilatı ile bağlı kuruluşlardan meydana gelen bakanlık teşkilatı tarafından ifa edileceği açık olup, bu kapsamda, Bakanlığın 644 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede çerçevesi belirlenen görev ve sorumlulukları dahilinde çevre yönetimi, çevresel etki değerlendirmesi, çevre izni, çevre izni ve lisansı, çevre denetimi alt dallarındaki teknik birimlerde çalışanların zaten çevre mevzuatının uygulanmasından sorumlu kişiler olduğu, kaldı ki bu çalışanlar bakımından da en az 5 yıllık mesleki tecrübenin arandığı dikkate alındığında, çevre görevlisi olabilmek için uzmanlıklarını ve tecrübelerini ayrıca eğitim ve sınav ile ortaya koymalarının gerekli olmadığı sonucuna varılmıştır.

Dava konusu Yönetmeliğin 6. maddesinin 2. fıkrası yönünden;

Davacı tarafından, çevre yönetim biriminde istihdam edilmesi gereken iki personelden birinin, eğitim ve sınav şartından muaf tutulan (çevre mühendisi, çevreyle ilgili konularda lisansüstü eğitim almış olan veya en az dört yıllık üniversite mezunu olup, Bakanlık veya merkez ve taşra teşkilatlarında çevre ile ilgili konularda en az beş yıl çalışmış olanlar) mühendislerin olması ile diğer mühendislik grupları arasında ayrım yapıldığı, öte yandan, istihdam edilmesi zorunlu ikinci personelin ise en az üç yıllık mesleki tecrübeye sahip olması yönünde muğlak bir düzenleme yapıldığı, böylece çevre görevlisi olarak çalışacak olan diğer mühendislerin zorunlu personel arasında sayılmadığı gibi, ikinci personel yönünden eğitim koşulu dahi aranmayarak “göstermelik” kişilerin bu birimlerde çalışmasının önünün açıldığı öne sürülmüştür.

Davalı idare tarafından ise, mühendislik dallarına ilişkin lisans düzeyinde eğitim programlarına bakıldığında, ilk yıl Türkçe, matematik, genel fizik, genel kimya, bilgisayar ve yabancı dil gibi ortak dersler alındığı, daha sonraki yıllarda ağırlıklı olarak mesleki derslerin verildiğinin görüldüğü, dolayısıyla çevre mühendislerinin mesleki anlamda çevre görevlisi iş ve işlemleri yürütülürken ihtiyaç duyulacak birçok konuya ilişkin lisans ve lisansüstü düzeyinde eğitim alındığı savunulmuştur.

Uyuşmazlıkta; çevre mühendislerinin, diğer mühendislik dallarından farklı olarak mesleki anlamda çevre görevlisi yükümlülüklerinin yerine getirilmesi sırasında ihtiyaç duyulacak birçok konuya ilişkin bilgileri lisans ve lisansüstü eğitim sırasında aldıkları, çevre mühendisliği bilimine yönelik olarak alınan bu eğitimler ile alınan eğitimler sonucu ortaya çıkan faaliyet alanlarının, Bakanlığın görev alanı çerçevesinde yürütülen birçok yükümlülüğü ve sorumluluk alanını içerdiği, söz konusu eğitim formasyonlarının da bu çerçevede belirtilen nitelikteki formasyona haiz olması ile en az dört yıllık üniversite mezunu olup, Bakanlık veya merkez ve taşra teşkilatlarında çevre ile ilgili konularda en az beş yıl çalışmış olanların çevre mevzuatının uygulanmasından sorumlu kişiler olması ve beş yıllık mesleki tecrübe aranması nedeniyle, Çevre İzin ve Lisans Yönetmeliği ek-1 veya ek-2 listesinde yer alan işletmelerin bünyesinde kurulan ve çevre yönetim birimi yeterlik belgesi almak isteyen birimde, en az iki personelden birinin, söz konusu meslek gruplarından istihdam edilmesinin zorunlu olmasının, hukuka aykırı bir yönünün bulunmadığının kabulü gerekmektedir.

Kaldı ki, maddenin 1. fıkrasının (c) bendinde sayılan bölümlerinden mezun olanların da çevre mühendisliği, çevre bilimleri veya çevre teknolojileri konularında lisansüstü eğitim alarak veya Bakanlığın çevre ile ilgili teknik birimlerinde beş yıl süreyle çalışarak, zorunlu olarak istihdam edilen grubun içerisinde yer alabileceği anlaşılmıştır.

Diğer istihdam edilmesi zorunlu personelin ise çevre ilgili konularda üç yıllık mesleki tecrübeye sahip kişilerden seçilmesi yönündeki düzenlemede, davacının iddia ettiği gibi, açıkça eğitim ile ilgili bir husus belirtilmemiş ise de, maddenin bir bütün olarak yorumlanması ile bu personelin, çevre konusunda çalışabilecek uzmanlığa ve tecrübeye sahip kişiler olarak anlaşılması gerektiği, bu yönüyle iddia edilenin aksine, düzenlemenin belirsiz olmadığı sonucuna varılmış olup, bir önceki mülga Yönetmelikte de benzer yönde düzenlemenin olduğu görülmüştür.

Dava konusu Yönetmeliğin 6. maddesinin 3. fıkrasının (a) bendi yönünden;

Davacı tarafından, çevre danışmanlık firması yeterlik belgesi almak isteyen danışmanlık firmasında en az 3/4 personelin eğitim ve sınav şartından muaf tutulan mühendislerden istihdam edilmesi gerektiği yönündeki düzenlemeyle bu meslek grubu ile diğer meslek grubu mensupları ile arasında ayrım yapıldığı, kimya mühendisleri ile biyomühendislerinin bu istihdam alanında çalışmalarının engellendiği ileri sürülmüştür.

Davalı idare tarafından ise, birden farklı sektörde ve faaliyet alanında farklı meslek grubundaki çevre görevlisine, belirli bir yeterliliğin sağlanmasından sonra hizmet yürütülmesine imkan sağlandığı savunulmuştur.

Uyuşmazlıkta; çevre mühendislerinin, diğer mühendislik dallarından farklı olarak mesleki anlamda çevre görevlisi yükümlülüklerinin yerine getirilmesi sırasında ihtiyaç duyulacak birçok konuya ilişkin bilgileri lisans ve lisansüstü eğitim sırasında aldıkları, çevre mühendisliği bilimine yönelik olarak alınan bu eğitimler ile alınan eğitimler sonucu ortaya çıkan faaliyet alanlarının, Bakanlığın görev alanı çerçevesinde yürütülen birçok yükümlülüğü ve sorumluluk alanını içerdiği, söz konusu eğitim formasyonlarının da bu çerçevede belirtilen nitelikteki formasyona haiz olması ile en az dört yıllık üniversite mezunu olup, Bakanlık veya merkez ve taşra teşkilatlarında çevre ile ilgili konularda en az beş yıl çalışmış olanların çevre mevzuatının uygulanmasından sorumlu kişiler olması ve mesleki tecrübe aranması nedeniyle, birden çok ve farklı sektörlere hizmet vereceği açık olan çevre danışmanlık firmalarında çevre görevlisi olarak çalışacakların en az 3/4’ünün çevre mühendisleri veya çevre mühendisliği, çevre bilimleri veya çevre teknolojileri konularında yüksek lisans ve üzeri eğitim almış olanlar ile en az 5 yıl süreyle Bakanlığın belirtilen teknik birimlerde çalışanlardan seçilmelerinin hukuka aykırı bir yönünün bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

Ayrıca kimya mühendisleri ile biyomühendisler gibi maddenin 1. fıkrasının (c) bendinde sayılan bölümlerinden mezun olanlar da çevre mühendisliği, çevre bilimleri veya çevre teknolojileri konularında lisansüstü eğitim alarak veya Bakanlığın çevre ile ilgili teknik birimlerinde beş yıl süreyle çalışarak, 3/4 olarak istihdam edilen grubun içerisinde yer alabileceği gibi, dava konusu fıkranın diğer alt bentleri uyarınca belirtilen sürelerle çevre ile ilgili konularda tecrübeli olanların da istihdam edilmesinin öngörülmesi nedeniyle 1/4 olarak istihdam edilecek grubun içerisinde de yer alabilecekleri anlaşıldığından, davacının kimya mühendisleri ile biyomühendislerin bu istihdam alanında çalışmalarının engellendiği yönündeki iddiasına itibar edilmemiştir.

Dava konusu Yönetmeliğin 6. maddesinin 3. fıkrasının (b) ve (c) bentleri ile 4. fıkrasına ve 12. maddenin 3., 4. ve 5. fıkralarına gelince;

Davacı tarafından, bu bent ve fıkralara yönelik ayrıca bir hukuka aykırılık iddiası ileri sürülmemiş ise de, Yönetmeliğin 6. maddesi ile 12. maddesinin tamamının iptali istenildiğinden, bu yönüyle yapılan değerlendirmede, söz konusu bentlerin ve fıkraların dayanağı Çevre Kanununa ve ilgili diğer mevzuata uygun olduğu anlaşılmış olup, iptalini gerektiren bir yönünün bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

KARAR SONUCU:

Açıklanan nedenlerle;

1. DAVANIN REDDİNE,

2. Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,

3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen …-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,

4. Varsa posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,

5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 20/10/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.