Danıştay Kararı 12. Daire 2018/6086 E. 2021/5244 K. 20.10.2021 T.

Danıştay 12. Daire Başkanlığı         2018/6086 E.  ,  2021/5244 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONİKİNCİ DAİRE
Esas No : 2018/6086
Karar No : 2021/5244

TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN TARAFLAR :
1- (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

2- (DAVALI) : … Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, taraflarca aleyhe olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: İlkokul öğretmeni olarak görev yapan davacının, 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu’nun 105. maddesi uyarınca, yaş tashihinin 18 yaşından sonra yapıldığından bahisle, yaş tahsisinin emeklilik işlemlerinde dikkate alınmayarak, anılan Kanun’un 40. maddesine göre 65 yaşını doldurduğu tarih olan 20/07/2012 tarihi itibarıyla emekliye sevki gerektiği yönünde tesis edilen … tarih ve … sayılı işlemin iptali ile görevinden ayrıldığı 23/01/2015 tarihinden itibaren yoksun kaldığı maaş ve maaşa bağlı yoksun kaldığı parasal hakları için şimdilik 1.000,00-TL tazminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince; … Sulh Ceza Mahkemesinin … tarihli kararı ile … olan doğum tarihi 20/07/1951 şeklinde düzeltilen davacıya ait hizmet belgesi incelendiğinde, ilk defa 06/11/1972 tarihinde 5434 sayılı Kanun’a tabi bir görev olan ilkokul öğretmenliğine atanan davacının yaş düzeltmesinin, 18 yaşının tamamlandığı tarihten sonra yapılmasına rağmen, düzeltme tarihi itibarıyla henüz anılan Kanun’a tabi bir görevde bulunmadığının görüldüğü, iştirakçilerin yaş düzeltmesi dolayısıyla emekliye sevki hususunda 5510 sayılı Kanun’un 57. maddesiyle, 5434 sayılı Kanun’dan farklı bir hüküm getirildiğinden, söz konusu yeni hükmün 5434 sayılı Kanun’a tabi iştirakçilere de tatbikinin gerekeceği; bu durumda, 18 yaşın tamamlanmasından sonra, 5434 sayılı Kanun’a tabi bir göreve atanmadan önce gerçekleştirilen yaş düzeltmesine ilişkin olarak 5510 sayılı Kanun’un 57. maddesinin uygulanarak, davacının emeklilik yaş hesabında ilk defa çalışmaya başladığı tarihten önce tashih edilmiş yaşının gözetilmesi suretiyle emekliliğe sevk edilmesi gerektiği dikkate alındığında, 5434 sayılı Kanun’un 105. maddesi uyarınca davacının tashih öncesindeki doğum tarihi esas alınarak emekliliğe sevk edilmesinde hukuka uygunluk bulunmadığı; davacının 1.000,00-TL tutarındaki tazminat istemi hakkında ise, davalı idarenin 5510 ve 5434 sayılı Kanunlar yönünden yaptığı değerlendirme neticesinde, 5434 sayılı Kanun’un 105. maddesi kapsamında davacının emekliliğe sevkinin, olağan bir hukuki yanlışlık olduğu ve bu yanlışlığın tazminat gerektirir nitelikte bir hizmet kusuru olarak nitelendirilmesine olanak bulunmadığı gerekçesiyle, dava konusu işlemin iptaline, davanın tazminata ilişkin kısmı yönünden reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDEN TARAFLARIN İDDİALARI :
Davacı tarafından; yaş tashihi kararını 21/12/1992 tarihli dilekçesi ile görev yaptığı okul müdürlüğüne bildirmesine rağmen, idarenin kusurlu olarak emeklilik işlemini ihdas ettiği, ancak bu durumun hizmet kusuru kapsamında değerlendirilmeyerek, tazminat talebinin reddedildiği, bu nedenle, İdare Mahkemesi kararının, davanın tazminat yönünden reddine ilişkin kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından; davacı hakkındaki re’sen emeklilik işleminin, 5510 sayılı Kanun’un Geçici 4. maddesi gereğince 5434 sayılı Kanun’un 105. maddesine göre tesis edildiği, Mahkemenin gerekçesine esas alınan 5510 sayılı Kanun’un 57. maddesinin ise, iş kazası, meslek hastalığı, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarından elde edilen gelir ve aylık tahsisleri ile sermaye değerinin hesabında yapılmış olan yaş tashihlerinin ilk defa çalışmaya başlanılan tarihe göre hesaplanacağı hususunu düzenlediği, emeklilik yaşı hakkında bir kural içermediği, bu nedenle, yapılan işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığından, kararın dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

TARAFLARIN SAVUNMASININ ÖZETİ : Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: …
DÜŞÜNCESİ : İdare Mahkemesi kararının, dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısmının bozulması, davacının tazminat istemi yönünden davanın reddine ilişkin kısmının gerekçe ile onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacının, üzerine atılı ”Orman Yasasına Aykırı Eylem” suçundan dolayı yargılandığı … Sulh Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile, suç tarihinde henüz 15 yaşını doldurmadığından ve suçun farik ve mümeyyizi bulunmadığından, hakkında ceza tertibine yer olmadığına karar verilmiştir.
… Sulh Ceza Mahkemesince Cumhuriyet Savcılığına yazılan 11/09/1970 tarihli müzekkerede, sanığın 1947 doğumlu olmayıp 1951 doğumlu olduğu iddiası üzerine nasiyeyi haline göre suç tarihi olan 07/06/1964 günü işlediği suçun farik mümeyyizi bulunmadığı ve 15 yaşını da bitirmediği anlaşıldığından, hakkında ceza tertibine yer olmadığına ve sanığın yanlışlıkla 1947 olarak nüfus siciline geçen kaydının aysız ve günsüz 1951 olarak düzeltilmesine, 13/11/1968 tarihinde Cumhuriyet Savcısı ile nüfus müdürünün de bulunduğu duruşmada karar verildiğinden, doğum tarihinin nüfus siciline 1951 olarak işlenmesi hususu bildirilmiştir.
Dava dosyasında mevcut bilgi ve belgeler incelendiğinde; davacının 06/11/1972 tarihinde aday ilkokul öğretmeni olarak Emekli Sandığına tabi göreve başladığı, ilkokul öğretmeni iken 21/12/1992 tarihinde çalıştığı okul müdürlüğüne yaş tashihi hususunun ilgili kurumlara bildirimi için başvurduğu, okul müdürlüğünün de davacının yaş tashihine ilişkin dilekçesi ve eklerini aynı tarihte Gümüşhane İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne gönderdiği, buna rağmen, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının Gümüşhane Valiliği İl Milli Eğitim Müdürlüğüne hitaben yazdığı … tarih ve … sayılı yazıda, emeklilik işlemlerinde 20/07/1947 olan asıl doğum tarihine itibar edileceğinden, 20/07/1947 doğum tarihi itibarıyla 65 yaşını 20/07/2012 tarihinde dolduran davacı hakkında, 5434 sayılı Kanunda belirtilen yaş haddinden emeklilik işlemlerinin ivedilikle yapılmasının istendiği, bunun üzerine, Gümüşhane Valiliği İl Milli Eğitim Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı Olur’u ile davacının 5434 sayılı Kanun’un 40. maddesi gereğince emekliye sevkine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Davacının itirazı üzerine, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığınca davacının emeklilik sicil dosyası yeniden incelenmiş ise de, … tarih ve … sayılı dava konusu işlemle; ilgili mevzuat uyarınca yaş tashihi hakkındaki kararın dikkate alınamayacağı ve 20/07/1947 tarihi esas alındığında 65 yaşını 20/07/2012 tarihi itibarıyla doldurduğundan, emeklilik yönünden gerekli işlemlerin yapılması gerektiği bildirilmiş; Gümüşhane Valiliğince de emeklilik işlemleri sonuçlandırılmış ve davacı 23/01/2015 tarihinde görevinden ayrılmıştır.
Bunun üzerine bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT :
5510 sayılı Kanun’un 5434 sayılı Kanun’a ilişkin geçiş hükümlerinin düzenlendiği Geçici 4. maddesinin dördüncü fıkrasında “Bu Kanunda aksine bir hüküm bulunmadığı takdirde; iştirakçi iken, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamına alınanlar, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olarak çalışmış olup bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine tabi olarak yeniden çalışmaya başlayanlar ile bunların dul ve yetimleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır.” düzenlemesi yer almıştır.
5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu’nun 105. maddesinin birinci fıkrasında ise; bu Kanunun iştirakçilere ait çeşitli hükümlerinin tatbikinde; emeklilik hakkı tanınan bir vazifeye ilk defa tayin sırasında kurumlara gösterilen nüfus hüviyet cüzdanlarında yazılı doğum tarihlerinin, eğer 18 yaş tamamlandıktan sonra yaş düzeltilmesi yapılmış ise, 18 yaşın doldurulduğu tarihdeki doğum tarihlerinin, dul ve yetimler hakkındaki hükümlerin uygulanmasında da, dul ve yetim aylıklarına veya (Toptan ödeme)ye hak kazanıldığı tarihlerde, bunların kayıtlı bulundukları nüfus idarelerindeki doğum tarihlerinin esas tutulacağı, ikinci fıkrasında; nüfus hüviyet cüzdanlarındaki doğum tarihleri ile nüfus kayıtlarındaki doğum tarihleri arasında fark varsa, nüfus kayıtlarındaki tarihin, birden fazla nüfus kaydı bulunanların bu kayıtları arasında fark varsa, tarihi eski olan kaydın; sonraki kaydın idare veya kaza mercilerinden verilmiş bir karar ile yapılmış veya düzeltilmiş olması halinde ise, kararların nüfus kayıtlarına henüz geçirilmemiş olsa bile iştirakçiler için bu kararın 18 yaşının doldurulmasından evvel alınmış olmak şartıyla bu kaydın esas olacağı hükme bağlanmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
5434 sayılı Kanun’a tabi iştirakçi iken, 5510 sayılı Kanun kapsamına alınarak sigortalı sayılanlar yönünden, 5510 sayılı Kanun’un Geçici 4. maddesi ile özel düzenlemeler getirilmiş olduğundan, bunlar hakkında anılan geçici madde hükmü gereği, bu Kanun’la yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.
5434 sayılı Kanun’un 105. maddesi uyarınca 18 yaşından sonra yapılan yaş tashihinin, emeklilik için gerekli olan yaş haddinin tespitinde dikkate alınması mümkün bulunmamaktadır.
İdare Mahkemesince; davacının 18 yaşın tamamlanmasından sonra ve fakat 5434 sayılı Kanun’a tabi bir göreve atanmadan önce gerçekleştirilen yaş düzeltmesine ilişkin olarak, 5510 sayılı Kanun’un 57. maddesi hükmünün uygulanması suretiyle, davacının emeklilik yaş hesabında ilk defa çalışmaya başladığı tarihten önce tashih edilmiş bulunan yaşının gözetilmesi suretiyle emekliliğe sevk edilmesi gerekirken, davacının yaş tahsisi öncesi doğum tarihi olan 20/07/1947 tarihi esas alınarak emekliliğe sevk edilmesine dair işlemde hukuki ve mevzuata uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş ise de; davacının, ilk defa 06/11/1972 tarihinde göreve başladığı ve 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi iştirakçi statüsünde olduğu açık olup, dava konusu uyuşmazlık hakkında uygulanacak kural ve mevzuat 5434 sayılı Kanun olduğundan, uyuşmazlığa uygulanacak mevzuatta 5510 sayılı Kanun hükümlerine yer verilmek suretiyle iptal hükmü kurulmasında hukuki isabet görülmemiştir.
Dava, davacının dava konusu işlem nedeniyle yoksun kaldığını öne sürdüğü parasal haklara ilişkin kısmı yönünden incelendiğinde;
Temyize konu idare mahkemesi kararının incelenmesi ve hukuki denetiminin yapılması sonucu dava konusu işlemin hukuka uygunluğu saptanmak suretiyle kararın işlemin iptaline ilişkin kısmının yukarıda belirtilen gerekçe ile bozulmasına karar verilmiş olması karşısında, davacının dava konusu işlem nedeniyle yoksun kaldığını öne sürdüğü parasal haklara ilişkin isteminin haklı ve hukuki dayanağı bulunmamaktadır.
Bu duruma göre, idare mahkemesince davacının 1.000,00-TL tutarındaki tazminat istemi hakkında 5434 sayılı Kanun’un 105. maddesi kapsamında davacının emekliliğe sevkinin, olağan bir hukuki yanlışlık olduğu ve bu yanlışlığın tazminat gerektirir nitelikte bir hizmet kusuru olarak nitelendirilmesine olanak bulunmadığı gerekçesine yer verilmesinde hukuk isabet görülmemiş ise de; davacının parasal haklara ilişkin istemi yönünden davanın reddine karar verilmiş olması nedeniyle, sonucu itibarıyla hukuka uygun bulunan kararın bu kısmının bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısmının yukarıda belirtilen gerekçe ile BOZULMASINA,
2. Davacının temyiz isteminin reddi ile Mahkeme kararının, davacının tazminat istemi yönünden davanın reddine ilişkin kısmının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA,
3. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 20/10/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.