YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/8692
KARAR NO : 2015/12643
KARAR TARİHİ : 17.06.2015
Tebliğname No : 2 – 2015/90292
MAHKEMESİ : Düzce 1. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 05/04/2007
NUMARASI : 2005/783 (E) ve 2007/169 (K)
SUÇ : Hırsızlık
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak,
01.06.2005 tarihinden önce kesinleşen ve 765 sayılı TCK ile 5237 sayılı TCK’nın karşılaştırılması için yapılan uyarlama yargılaması sonucu verilen 15.07.2005 tarihli Düzce 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 2002/381-418 sayılı kararı hukuken geçerli olup, bundan sonra kurulan Düzce 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 26.10.2005 tarih ve 2002/381-418 sayılı ek kararı ile 05.04.2007 tarih ve 2005/783 sayılı kararının hukuken geçersiz olduğu belirlenerek, hükümlüler V.. K.. ve M.. A.. vekillerinin temyiz itirazları üzerine 15.07.2005 tarihli hükmün incelenmesinde,
01.06.2005 tarihinden önce kesinleşen ve 765 sayılı TCK ile 5237 sayılı TCK’nın karşılaştırılması için yapılan uyarlama yargılamasının 5252 sayılı Yasa’nın 9. maddesinin birinci fıkrasında öngörülen usule tabi olduğu ve bu şekilde yapılan uyarlama yargılaması sonucu verilen kararların ise temyiz yasa yoluna tabi olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
I-5252 sayılı Kanun’un 9/1. maddesi, 01.06.2005 tarihinden önce kesinleşmiş hükümlerle ilgili olarak 5237 sayılı TCK’nın lehe olan hükümlerinin derhal uygulanabileceği hallerde duruşma yapılmaksızın da karar verilebileceğini öngörmüşse de; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.12.2005 gün ve 162/173 sayılı kararında açıklandığı gibi lehe olan yasanın belirlenmesi herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmasını, takdir hakkının kullanılmasını gerektiriyorsa veya cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin hükümlerin uygulanması olanağı sonraki yasa ile doğmuşsa yargılamasının duruşmalı yapılması zorunludur. Evrak üzerinde inceleme yapılabilmesi ise ancak belirtilen bu haller dışında söz konusu olabilecektir. Hükümlü hakkında lehe olan yasanın saptanabilmesi için takdir hakkının kullanılması gerekeceğinden duruşma açılıp, gerekçeleri açıklanmak suretiyle karar verilmesi gerekirken evrak üzerinde yazılı şekilde hüküm kurulması,
2-Hükümlünün eylemine uyan 765 sayılı TCK’nın 493/1-son ve 522 maddeleri ile 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’nın 142/1-b, 143/1, 151/1, 116/1-4,119/1-c maddeleri olaya ayrı ayrı uygulanarak, mala zarar verme suçunun soruşturulması ve kovuşturulmasının şikayete bağlı olması ve mağdurun şikayetçi olmadığını beyan etmesine göre bu suçtan dolayı ceza tayin edilemeyeceğinin ve işyeri dokunulmazlığını bozma suçunun birden fazla kişiyle birlikte işlemesi nedeniyle 5237 sayılı TCK’nın 119/1-c maddesi kapsamında olması nedeniyle uzlaşma kapsamında olmadığının anlaşılmasına göre, sonuç cezaların karşılaştırılması ve sonucuna göre lehe olan kanunların belirlenmesi gerekirken açıklanan şekilde ve denetime olanak verecek biçimde değerlendirme yapılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması,
3-Kabule göre de, 5237 sayılı TCK’nın 145. maddesindeki suçun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı kavramından, daha çoğunu alabilme imkanı varken sadece gereksinimi kadar ve değer olarak da az şeyi alma durumunun anlaşılması ve suçun işleniş şekli ile özellikleri de nazara alınarak uygulanabileceğinden, söz konusu olayda 5237 sayılı TCK’nın 145. maddesinin uygulama imkanı olmadığı gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, hükümlüler vekillerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 17/06/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.