YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/15429
KARAR NO : 2015/37253
KARAR TARİHİ : 05.11.2015
Tebliğname No : KD – 2014/59983
Konut dokunulmazlığını bozma suçundan sanık V.. Ç.. hakkında yapılan yargılama sonunda mahkumiyetine dair, Gökçebey Asliye Ceza Mahkemesince verilen 29.09.2010 gün ve 2010/47 esas, 2010/147 karar sayılı hükmün sanık tarafından temyizi üzerine,
Dairemizin 20.11.2013 gün ve 2012/29533 esas, 2013/29049 sayılı kararıyla;
“Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
1-Sanığa yükletilen konut dokunulmazlığının ihlali eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,
Cezanın kanuni bağlamda uygulandığı,
Anlaşıldığından sanık V.. Ç.. müdafiinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, tebliğnameye aykırı olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKMÜN ONANMASINA,
2-Yaralama suçundan kurulan hükme yönelik temyize gelince; başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Şikayetçilerin hükümden sonra 09.05.2011 havale tarihli dilekçeyle şikayetlerinden vazgeçtiklerini bildirmeleri karşısında, sanığın üzerine atılı takibi şikayete bağlı olan yaralama suçu açısından sanığın hukuki durumunun yeniden belirlenmesi zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş ve sanık V.. Ç.. müdafiinin temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, ” karar verilmiştir.
I- İTİRAZ NEDENLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 20/05/2015 gün ve 2014/59983 sayılı yazısı ile;
“Yüksek Yargıtay 4.Ceza Dairesi ile Cumhuriyet Başsavcılığımız arasındaki uyuşmazlık katılanın temyiz aşamasında şikayetten vazgeçmesi, sanık ile anlaştığını, sanığın kendisinin maddi ve manevi zararlarını giderdiğini beyan etmesi karşısında uzlaşma hususunun tekrar taraflara sorulması gerekip gerekmediğine ilişkindir.
Şöyle ki; Geceleyin konut dokunulmaslığını ihlal etme suçunun kovuşturulması şikayete bağlı olmamakla beraber CMK’nın 253/1-b-1.bent gereğince uzlaşma hükümlerine tabidir. Her ne kadar 2.Ceza Dairesi’nin 29/03/2010 tarihli bozma ilamına uyulmasından sonra sanık uzlaşmak istemiş ise de katılan taraf uzlaşmak istememiş bunun üzerine mahkemece mahkumiyet hükmü kurulmuş, bu kez temyiz aşamasında katılanlar 09/05/2011 tarihli dilekçe ile şikayetten vazgeçtiklerini beyan eden bir dilekçe vermişler, bu dilekçede sanık ile anlaştıklarını, sanığın maddi manevi zararlarını karşıladığı beyan etmişler ancak Yargıtay Yüksek 4.Ceza Daireniz bu dilekçeyi konut dokunulmazlığını bozma suçu için dikkate almayarak hükmü onamıştır. Katılan taraf uzlaşma iradesini hükümden sonra ortaya koymuştur. Sanık ve katılan taraf yeniden duruşmaya çağrılarak uzlaşmak isteyip istemedikleri sorulmalı ve uzlaşmaları halinde davanın düşmesine karar verilmelidir.
Sonuç ve istem: Yukarıda açıklanan nedenlerle; itirazın kabul edilmesi, Dairenizin 20/11/2013 tarihli ve 2012/29533 esas 2013/29049 karar sayılı kararının kaldırılması, Gökçebey Asliye Ceza Mahkemesi’nin 29/09/2010 tarihli ve 2010/47-2010/147 esas-karar sayılı kararının BOZULMASI, İtirazın yerinde görülmemesi halinde ise dava dosyasının Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na gönderilmesi,
İtirazen arz ve talep olunur.” isteminde bulunulması üzerine dosya Dairemize gönderilmekle, incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
II- İTİRAZIN KAPSAMI
İtiraz, konut dokunulmazlığını bozma suçundan sanık V.. Ç.. hakkında verilen mahkumiyet kararının onanmasına dair, Dairemizin 20.11.2013 tarihli kararına ilişkindir.
III- KARAR
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 22.01.2013 gün ve 2012/6-1142 Esas, 2013/17 sayılı kararında da açıklandığı üzere, CMK’nın 253. maddesinde düzenlenen uzlaşma asıl olarak soruşturma evresinin bir kurumu olarak düzenlenmiştir. Soruşturma konusu suçun uzlaşmaya tâbi olması halinde, Cumhuriyet savcısı veya talimatı üzerine adlî kolluk görevlisi, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar görene uzlaşma teklifinde bulunur. CMK’nın 253/16. fıkrasında: “Uzlaşma teklifinin reddedilmesine rağmen, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar gören uzlaştıklarını gösteren belge ile en geç iddianamenin düzenlendiği tarihe kadar Cumhuriyet savcısına başvurarak uzlaştıklarını beyan edebilirler” ve aynı maddenin 18. fıkrasında ise “Uzlaştırmanın sonuçsuz kalması halinde tekrar uzlaştırma yoluna gidilemez” hükmü getirilmiştir.
CMK’nun 254. maddesi; “(1) Kamu davası açıldıktan sonra kovuşturma konusu suçun uzlaşma kapsamında olduğunun anlaşılması halinde, uzlaştırma işlemleri 253 üncü maddede belirtilen esas ve usûle göre, mahkeme tarafından yapılır.”
Ceza Muhakemeleri Kanununa göre Uzlaştırmanın Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 25. maddesi; “(1) Kamu davası açıldıktan sonra aşağıdaki durumların varlığı hâlinde, uzlaştırma işlemleri soruşturma aşamasında belirtilen esas ve usule göre, mahkeme tarafından yapılır:
a) Kovuşturma konusu suçun hukukî niteliğinin değişmesi nedeniyle uzlaşma kapsamında olduğunun anlaşılması,
b) Soruşturma aşamasında uzlaşma teklifinde bulunulması gerektiğinin ilk olarak mahkeme aşamasında anlaşılması,
c) Cumhuriyet savcısı tarafından iddianame düzenlenmeksizin doğrudan doğruya mahkeme önüne gelen uzlaşmaya tâbi bir fiilin varlığı,
ç) Mahkeme aşamasında kanun değişikliği nedeniyle fiilin uzlaşma kapsamına girmesi.
(2) Mahkeme, uzlaştırma işlemlerine ilişkin tebligat ve yazışmaları duruşma gününü beklemeksizin dosya üzerinden de yapabilir.
(3) Mahkeme aşamasında yapılan uzlaşma teklifi reddedilmesine rağmen, taraflar uzlaştıklarını gösteren belge ile en geç duruşmanın sona erdiği açıklanıp hüküm verilmeden önce mahkemeye başvurarak uzlaştıklarını beyan edebilirler.”
Buna düzenlemeler karşısında, mahkeme tarafından uzlaştırma işlemlerinin yapılabilmesi, ancak fiilin uzlaşma kapsamında olduğunun kovuşturma evresinde anlaşılması halinde mümkündür. Duruşmada delillerin ortaya konup tartışılması üzerine suçun niteliği değişebilir veya suçun uzlaşma kapsamında olduğunun ilk defa duruşmada anlaşılması halinde, uzlaşma imkânının bu aşamada da tanınması amaçlanmıştır. Buna göre uzlaştırmanın asıl olarak soruşturma safhasında yapılması gerektiği, kovuşturma aşamasında uzlaşma hükümlerinin uygulanmasının ise istisnai olarak “suçun uzlaşma kapsamında olduğunun ilk defa duruşmada anlaşılması halinde” mümkün olduğu ve “en geç duruşmanın sona erdiği açıklanıp hüküm verilmeden önce” tarafların uzlaştıklarını beyan etmeleri gerektiği açıkça anlaşılmaktadır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay ele alınıp değerlendirildiğinde; konut dokunulmazlığını ihlal suçundan 27.02.2007 tarihinde verilen mahkumiyet hükmü, Yargıtay Yüksek 2. Ceza Dairesi’nin 29.03.2010 gün, 2009/8343 esas, 2010/9595 karar sayılı ilamı ile uzlaştırma işlemlerinin yapılması gerektiğinin gözetilmemesi nedeniyle bozulduğu ve mahkemece de bozma ilamı doğrultusunda taraflara bu husus sorulduğunda katılanlar 21.06.2010 ve 29.09.2010 tarihli duruşmalarda uzlaşmak istemediklerini açıkça beyan etmişlerdir. Kovuşturma aşamasında usulüne uygun olarak uzlaştırma teklif edilmesine rağmen taraflarca kabul edilmemiş olması nedeniyle uzlaşma gerçekleşmemiş ve buna göre hüküm kurulmuş olduğu, temyiz aşamasında artık uzlaştırma işlemlerinin yapılması mümkün olmadığı anlaşıldığından,
Dairemizin 20.11.2013 gün ve 2012/29533 Esas, 2013/29049 Karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun bulunmakla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazları yerinde görülmediğinden REDDİNE, 6352 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı Kanunun 308. maddesinin 3. fıkrası gereğince itirazı incelemek üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna GÖNDERİLMESİNE, 05.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.