Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2015/24498 E. 2015/37257 K. 05.11.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/24498
KARAR NO : 2015/37257
KARAR TARİHİ : 05.11.2015

Tehdit ve yaralama suçlarından sanık S.. C.. hakkında yapılan yargılama sonunda mahkumiyetine dair, Tarsus 3. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 10.11.2010 gün ve 2007/124 esas, 2010/566 karar sayılı hükmün sanık tarafından temyizi üzerine,
Dairemizin 14.05.2015 gün ve 2013/15286 esas, 2015/29123 sayılı kararıyla;
“Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvuruların süresi ve kararların niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
1-Temyiz dilekçesinin süresi içerisinde verilmediği anlaşıldığından, 5320 sayılı Kanunun 8/1 ve 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddeleri uyarınca, sanık S.. C.. müdafiinin, tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ İSTEĞİNİN REDDİNE,
2-O Yer Cumhuriyet Savcısının konut dokunulmazlığını ihlal suçuna ilişkin hükme yönelik temyizine gelince;
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede, başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Konutun aile bireylerinden ya da birden fazla kişi tarafından birlikte kullanılması durumunda, birlikte oturanlardan birinin konuta girme konusunda geçerli rızasından söz edebilmek için bu kişinin rızasına dayanarak giren failin konutta oturan diğerlerinin haklarını ihlal etmemesi gerekir. Başka bir anlatımla, konutu birlikte kullananların failin konuta girmesine ilişkin rızasının geçerli olması için, rıza açıklamasının meşru bir amaca yönelik, hukuka uygun olması yanında eylemin konutu kullanan diğer kişilerin haklarını ihlal edici nitelikte olmaması gerekir.
Bu açıklamalar ışığında, somut olayda, sanığın, katılanın eşi ile yaşadığı konutuna, katılanın eşinin çağırması üzerine gittiği, katılanın durumdan haberdar olmadığı ve sanığı evinin yatak odasında yatağın altında bulduğu, bu halde, katılanın eşinin rıza açıklamasının meşru bir amaca yönelik olmadığı, konut dokunulmazlığını ihlal suçunun unsurlarının oluştuğu gözetilmeden sanığın beraatine karar verilmesi,
Kanuna aykırı ve O Yer Cumhuriyet Savcısının temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, tebliğnameye uygun olarak, HÜKMÜNÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine” karar verilmiştir.
I- İTİRAZ NEDENLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 01/10/2015 gün ve 2015/293014 sayılı yazısı ile;
“Sanık S.. C.. hakkında Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığının 05/06/2007 tarih ve 2007/962 nolu iddianamesi ile silahla tehdit, kasten yaralama ve konut dokunulmazlığını ihlal suçlarından açılan kamu davası üzerine; Tarsus 3. Asliye Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda sanık hakkında tehdit suçundan 1 yıl 8 ay, kasten yaralama suçundan 5 ay hapis cezasına ilişkin mahkumiyet kararı, sanığın ve vekilinin yokluğunda verilmiş ve gerekçeli karar sanığa 29/12/2010 tarihinde tebliğ edilmiş, sanık tarafından 06/01/2011 tarihili temyiz dilekçesi ile hükmü temyiz edilmiştir. Sanık CMUK’un 310 maddesinde öngörülen bir haftalık süre geçtikten sonra hükmü temyiz ettiğinden, Cumhuriyet Başsavcılığımızca hazırlanan tebliğnamede temyiz süresi geçtiği için sanığın temyiz talebinin reddedilmesi talep edilmiş, Dairenizin 14/05/2014 gün ve 2013/15286 Esas, 2015/29123 sayılı kararı ile temyiz dilekçesi süresinde verilmediğinden sanığın temyiz isteğinin reddine karar verilmiştir.
Sanık vekili Av. M.. Ü..’ın 10/07/2015 tarihli dilekçe ile tebligatın usulsuz olduğunu ileri sürmesi üzerine yapılan araştırma sonucunda; Dosya arasında bulunan Tarsus 5. Noterliğine ait 18/07/2007 tarih ve 9307 nolu vekaletname ile sanık S.. C.. tarafından Av. M.. Ü..’ın vekil tayin edildiği anlaşılmıştır.7201 sayılı Tebligat Kanununun 11. maddesinede yer alan “vekil ile tayin edilen işlerde tebligat vekile yapılır” hükmü gereğince tebligatın sanık vekiline yapılmadığı tespit edilmiştir.
Sonuç ve istem: Tebligat Kanunu’nun 11. maddesi ve CMUK 310/1 fıkra hükmü göz önüne alınarak gerekçeli kararın, sanık vekiline tebliğ edilmesi gerekirken sanık vekiline tebliğ edilmediği hususu göz önüne alınarak sanığa yapılan tebligatın usulsüz olduğu kabul edilmiş olmakla; Dairenizin 14/05/2014 gün ve 2013/15286 Esas, 2015/29123 sayılı kararının kaldırılarak, yapılan yargılamaya, dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, oluşa ve mahkemenin soruşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, suçun oluşumuna ve niteliğine uygun kabul ve uygulamasına, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre sanık hakkındaki mahkumiyet hükümlerinin ONANMASI talep olunur.” isteminde bulunulması üzerine dosya Dairemize gönderilmekle, incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
II- İTİRAZIN KAPSAMI
İtiraz, tehdit ve yaralama suçlarından sanık S.. C.. hakkında verilen mahkumiyet kararlarına yönelik temyiz talebinin reddine dair, Dairemizin 14.05.2015 tarihli kararına ilişkindir.
III- KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itiraz gerekçeleri yerinde görülmekle, 6352 sayılı Kanunun 99. maddesiyle eklenen 5271 sayılı CMK’nın 308. maddesinin 3. fıkrası uyarınca İTİRAZIN KABULÜNE,
Dairemizce verilen 14.05.2015 gün ve 2013/15286 esas, 2015/29123 sayılı sayılı ret kararının KALDIRILMASINA,
Tarsus 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 10/11/2010 gün ve 2007/1124 Esas, 2010/566 karar sayılı hükmün yeniden incelenmesi sonucunda, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 11. maddesine göre “vekil ile tayin edilen işlerde tebligat vekile yapılır” hükmü gereğince, sanık S.. C..’ın yokluğunda verilen hükmün müdafiine tebliğ edilmesi gerekirken sanığa yapılan tebligatın hukuken geçersiz ve bu nedenlerle sanık müdafiinin öğrenme üzerine gerçekleştirdiği temyizinin süresinde olduğu kabul edilerek temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanığa yükletilen yaralama ve tehdit eylemleriyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemlerin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı,bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı; böylece olaylara ilişkin sorunlarda gerekçenin yeterli bulunduğu,
Eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tiplerine uyduğu,
Cezaların kanuni bağlamda uygulandığı,
Anlaşıldığından sanık S.. C.. müdafiinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, 05.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.