YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/10091
KARAR NO : 2015/12622
KARAR TARİHİ : 17.06.2015
Tebliğname No : KYB – 2015/73050
Hırsızlık ve konut dokunulmazlığının ihlali suçlarından suça sürüklenen çocuk M.. O..’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/1-b, 143, 116/4, 119/1-c, 31/2 (iki kez) ve 62. (iki kez) maddeleri uyarınca 1 yıl 15 gün hapis ve 10 ay hapis cezaları ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 3 yıl denetim süresine tabı tutulmasına dair SÖKE Çocuk Mahkemesinin 13/10/2010 tarihli ve 2009/185 esas, 2010/136 sayılı kararını müteakip, suça sürüklenen çocuğun denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlediğinden bahisle önceki hüküm açıklanarak 5237 sayılı Kanun’un 142/1-b, 143, 168/1, 116/4, 119/1-c, 31/2 (iki kez), 62 (iki kez), 50/1-a (iki kez) ve 52. (iki kez) maddeleri uyarınca 3.500 Türk lirası adli para ve 6.000 Türk lirası adli para cezalan ile cezalandırılmasına ilişkin SÖKE 3. Asliye Ceza Mahkemesinin (Çocuk Mahkemesi sıfatı ile) 26/06/2014 tarihli ve 2014/180 esas, 2014/218 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 18/02/2015 gün ve 2015-4357/12963 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 06/03/2015 gün ve 2015/73050 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosya kapsamına göre;
Suça sürüklenen çocuk ve arkadaşı olan diğer sanığın müştekiye ait iki adet ata binerek, ikamet ettikleri………… İlçesi’nden İzmir otobanına çıkıp seyir halinde oldukları halde ……….. ilçesi………… Jandarma Komutanlığı görevlilerince durdurulmaları üzerine atların müştekiye ait olan atlar olduğunun anlaşıldığı, bu sırada müştekinin de atlarının ahırda bulunmadığını fark ederek ……….. İlçesinde kolluğa müracaat etmiş olduğu, atların bulunduğu ahırın kapısı kilitli olmayıp iple bağlı olduğu ve yine müştekinin beyanına göre atların da iple bağlı olarak durdukları, atların müştekiye teslim edilmiş olduğu ve müştekinin şikayetçi olmadığı, suça sürüklenen çocuk ve diğer sanığın atları gezme amaçlı alıp müştekiye iade etme niyetinde olduklarını beyan ettikleri, dosya kapsamında mevcut delil durumu ve somut olayın meydana geliş şekli değerlendirildiğinde suça sürüklenen çocuk ve diğer sanığın eyleminin müştekiye ait atlara bir süre binmek üzere bulundukları yerden almak şeklinde olduğu ve 5237 sayılı Kanun’un 146. maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğu gözetilerek şikayet yokluğu nedeni ile düşme kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde mahkumiyete karar verilmesinde,
Hırsızlık suçundan dolayı 5237 sayılı Kanun’un 142/1-b, 143, 168/1, 31/2 ve 62. maddelerine göre verilen 4 ay 5 gün hapis cezası, anılan Kanun’un 50/1-a ve 52/2. maddesi gereğince günlüğü 20 Türk lirasından hesaplanmak suretiyle sonuç olarak 2.500 Türk lirası adlî para cezasına çevrilmesi gerekirken yazılı şekilde fazla ceza tayininde,
3-Hırsızlık suçundan geri bırakılmasına karar verilen hüküm açıklanırken hükümde değişiklik yapılarak, ilk kararda yer almayan etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına karar verilerek cezada indirim yapılmasında,isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
5271 sayılı CMK’nun 309.maddesinde düzenlenen kanun yararına bozma, kesinleşmiş kararlara karşı başvurulan olağanüstü bir yasa yolu olup, bu yolla kanunların aynı şekilde uygulanması, Yargıtay denetiminden geçmeksizin kesinleşen kararlardaki hukuka aykırılıkların giderilmesinin sağlanması amaçlanmaktadır.
Kanun yararına bozmanın konusu hukuka aykırılıkların giderilmesi olunca, ayrıntıları 26.10.1932 gün ve 29/12 sayılı içtihadı birleştirme kararında açıklandığı üzere, yasaya aykırılık halleri uygulamadaki yanlışlıklar ile esasa etkili usul hatalarından ibarettir.
Olayla ilgili tüm kanıtlar toplanıp değerlendirildikten sonra verilen kararlarla ilgili olarak, kanıtların takdir ve değerlendirilmesinde yanılgıya düşüldüğünden söz edilerek kanun yararına bozma yasa yoluna başvurma olanağı bulunmadığından, TCK’nun 146. maddesinin uygulanma koşullarının oluştuğuna ilişkin kanun yararına bozma isteminin REDDİNE,
Açıklanması geri bırakılan ve önceki haliyle açıklanması gereken hükmün, TCK’nun 168. maddesi uyarınca hapis cezasında indirim yapılıp, sonuç cezanın paraya çevrilmesi suretiyle değişiklik yapılarak açıklanması nedeniyle bu konudaki ikinci kanun yararına bozma istemi bu itibarla yerinde görüldüğünden (SÖKE) 3.Asliye Ceza Mahkemesinden verilip kesinleşen 26.06.2014 gün ve 2014/180, 2014/218 sayılı kararın, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309.maddesinin 4.fıkrasının (c) bendi uyarınca aleyhe sonuç doğurmamak ve yeniden yargılama yapılmamak üzere BOZULMASINA,
Hırsızlık suçundan fazla adli para cezasına hükmolunmasına ilişkin kanun yararına bozma istemine gelince;
Hırsızlık suçundan hükmolunan 4 ay 5 gün hapis cezası TCK’nun 50/1-a maddesi uyarınca paraya çevrilmesi sırasında 2.500,00 TL. yerine 3.500,00 TL. olarak fazla adli para cezasına hükmolunması nedeniyle 2 no’lu kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden (SÖKE) 3. Asliye Ceza Mahkemesinden verilip kesinleşen, 26.06.2014 gün ve 2014/180, 2014/218 sayılı kararın 5271 sayılı
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309.maddesinin 3. fıkrası uyarınca BOZULMASINA, aynı maddenin 4.fıkra (d) bendinin verdiği yetkiyle; hırsızlık suçundan TCK’nun 142/1-b, 143, 168/1, 31/2, 62. madderi uyarınca hükmolunan 4 ay 5 gün hapis cezasının aynı Yasa’nın 50/1-a ve 52/2. maddeleri uyarınca günlüğü 20,00 TL.’den hesaplanarak, 2.500,00 TL adli para cezasına çevrilmesine, infazın bu miktar üzerinden yapılmasına, hükmün diğer bölümlerinin aynen korunmasına, 17.06.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.