Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2014/32507 E. 2014/32912 K. 24.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/32507
KARAR NO : 2014/32912
KARAR TARİHİ : 24.11.2014

MAHKEMESİ : Pertek Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 08/07/2014
NUMARASI : 2013/99-2014/96

Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; müvekkili ile davalı P.. B.. B.. arasında 01.10.2006-30.09.2007, 01.10.2007-30.09.2008, 01.10.2008-30.09.2009 ve 01.10.2009- 30.09.2011 yürürlük süreli toplu iş sözleşmeleri imzalandığını, davalıya bağlı işyerlerinde çalışmakta olan işçilerden sendikaya üye olanların isim listelerinin, üyelik ve dayanışma aidatı kesinti yazıları ile birlikte işverene bildirildiğini, mülga 2821 sayılı Sendikalar Kanunu’nun 61. maddesi ve toplu iş sözleşmelerinde yer alan düzenleme gereğince işveren tarafından, toplu iş sözleşmelerinden yararlanan işçilerin ücretlerinden kesilen üyelik ve dayanışma aidatlarının sendikaya ödenmediğini iddia ederek 15.03.2007-14.02.2011 tarihleri arası dönem için üyelik ve dayanışma aidatı asıl alacağının, dava tarihinden itibaren işleyen en yüksek işletme kredi faiziyle birlikte davalıdan tahsilini ve dava konusu üyelik ve dayanışma aidatlarının, ödemeleri gereken temerrüt tarihlerinden dava tarihine kadar işlemiş faiz alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı davaya cevap vermemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, 60.469,96 TL sendika üyelik ve dayanışma aidatı asıl alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek işletme kredisi faizi ile birlikte tahsiline ve işlemiş faiz alacağı talebinin atiye terki sebebiyle bu yönden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı taraflar temyiz etmiştir.
Gerekçe:
Dava, dava tarihinde yürürlükte bulunan mülga 2821 sayılı Kanun’un 61. maddesi kapsamında, sendika üyelik ve dayanışma aidat alacaklarının tahsili istemine ilişkindir.
Mülga 2821 sayılı Kanun’un 61. maddesinin birinci fıkrasına göre “İşyerinde uygulanan toplu iş sözleşmesini tarafı olan işçi sendikasının, toplu iş sözleşmesi yapılmamışsa veya sona ermişse yetki alan işçi sendikasının yazılı talebi ve aidatı kesilecek sendika üyesi işçilerin listesini vermesi üzerine, işveren sendika tüzüğü uyarınca üyelerin sendikaya ödemeyi kabul ettikleri üyelik aidatını ve Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu gereğince sendikaya ödenmesi gerekli dayanışma aidatını, işçilere yapacağı ücret ödemesinden kesmeye ve kestiği aidatın nevini belirterek tutarını ilgili sendikaya göndermeye mecburdur.” Aynı maddenin ikinci fıkrasında ise “Yukarıdaki fıkra gereğince sendika tüzüğüne uygun olarak kesilmesi istenen aidatı kesmeyen işveren ilgili sendikaya karşı kesmediği veya kesmesine rağmen bir ay içinde ilgili kuruluşa göndermediği miktar tutarınca genel hükümlere göre sorumlu olduktan başka aidatı sendikaya verinceye kadar bankalarca işletme kredilerini uygulanan en yüksek faizi ödemek zorundadır” hükmü yer almaktadır.
Buna göre, mülga 2821 sayılı Kanun’un 61/1. maddesine göre bir işyerinde veya işletmede toplu iş sözleşmesi yapmak için mülga 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu’nun 16. maddesi uyarınca yetki belgesi alan işçi sendikası, yetki belgesine konu işyeri veya işletmede çalışan üyesi işçilerin listesini ve sendika tüzüğüne göre üyelerin sendikaya ödemeyi kabul ettikleri üyelik aidatını işverene bildirmesi ve bu listeye göre üyelik aidatının kesilmesini ve sendikaya ödenmesini istemesi gerekir.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun “Borçlunun temerrüdü” başlıklı 101. maddesinin birinci fıkrasına göre de “Muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarı ile mütemerrit olur.” aynı maddenin ikinci fıkrasına göre ise “Borcun ifa edileceği gün müttefikan tayin edilmiş veya muhafaza edilen bir hakka istinaden iki taraftan birisi bunu usulen ihbarda bulunmak suretiyle tespit etmiş ise, mücerret bu günün hitamı ile borçlu mütemerrit olur.”
Toplu İş Sözleşmelerinde kesilen aidatın ne zaman sendikaya yatırılacağı hususu düzenlenmiş ise ayrıca ihtara gerek kalmadan bu tarihlerden itibaren faize karar verilmeli, düzenlenmemiş ise taraf sendikanın işvereni temerrüde düşürmesi gerekir. Dava tarihinden önce sendika tarafından işverenin temerrüde düşürülmesi söz konusu değil ise dava ve ıslah tarihi temerrüt tarihini oluşturmaktadır.
İnceleme konusu davada, mahkemece 60.469,96 TL asıl alacağın ve 27.277,70 TL işlemiş faiz alacağının tahsiline dair verilen ilk karar, sadece davalı tarafın temyizi üzerine 9. Hukuk Dairesinin 15.05.2012 tarihli ilâmıyla, davalı tarafından sunulan ödeme belgelerinin denetime elverişli bilirkişi raporu ile değerlendirilmesi ve işlemiş faiz hesabının fiilen uygulanan işletme kredisi faiz oranlarına göre yapılması gerektiği gerekçeleriyle bozulmuştur.
Bozma ilamına uyulduktan sonra, mahkemece verilen 26.03.2013 tarihli ikinci karar ile, 82,909,66 TL asıl alacağın ve 87,646,53 TL işlemiş faiz alacağının tahsiline hükmolunmuş, davalının temyizi üzerine bu ikinci karar da, Dairemizin 10.07.2013 tarihli ilâmıyla, aleyhe hüküm kurma yasağına aykırı davranıldığı, dosyaya sunulan yeni ödeme belgelerinin değerlendirilmesi gerektiği ve dosyada davacı vekilinin ıslah dilekçesine rastlanılmadığından bu hususun araştırılması gerektiği gerekçeleriyle bozulmuştur.
Bu maddi ve hukuki olgular ışığında tarafların temyiz itirazları değerlendirildiğinde;
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Dosyanın ve tarafların temyiz itirazlarının öncelikle asıl alacak miktarı açısından değerlendirilmesi gerekmektedir.
Somut olayda, dosyada bulunan kayıtlar ile deliller ve bilirkişi raporları karşısında, ilk iki mahkeme kararını sadece davalının temyiz etmesine göre usulî kazanılmış hak ilkesi de gözetildiğinde, dava konusu döneme dair asıl alacak miktarının 60.469,96 TL olduğu kesinleşmiştir.
Öte yandan, davalı tarafından dosyaya bir kısım ödeme belgeleri sunulmuş, ancak ikinci bozma ilamında da değinilmesine rağmen, bu ödemelerin mahkemece nazara alınmaması doğru olmamıştır. Dosya içeriğinden, davalı tarafından, dava tarihinden sonra olmak üzere, 06.04.2011 ilâ 01.04.2013 tarihleri arasında on seferde olmak üzere toplamda 105.454,18 TL’lik bir ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, söz konusu ödemelere karşı tarafların beyanları alınarak, ödemelerin dava konusu alacak tutarlarına mahsuben yapılıp yapılmadığı duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmeli ve sonucuna göre karar verilmelidir. Anılan husus gözetilmeksizin eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
3-Dosyanın ve tarafların temyiz itirazlarının ikinci olarak faiz uygulaması açısından değerlendirilmesi gerekmektedir.
İnceleme konusu davada, davacı tarafından, dava dilekçesi ile asıl alacak miktarı ve işlemiş faiz tutarı ayrı ayrı talep edilmiş, yargılama sırasında davacı vekili tarafından işlemiş faiz tutarının atiye terk edildiği beyan edilmiş ve asıl alacağın toplu iş sözleşmelerinde yer alan düzenlemeler doğrultusunda temerrüt tarihlerinden itibaren işleyecek en yüksek işletme kredisi faizi ile birlikte tahsili talep edilmiştir. Mahkemece, işlemiş faiz tutarı yönünden karar verilmesine yer olmadığına ve asıl alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek işletme kredisi faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiştir.
Bu noktada öncelikle şu hususu belirtmekte fayda vardır. İlk bozma ilamında, taraflar arasında imzalanan toplu iş sözleşmelerinde sendika aidatlarının ne şekilde ve hangi sürede davacı sendika adına yatırılacağının ayrıntılı ve açık şekilde düzenlenmiş olduğu ve sendikanın her toplu iş sözleşmesi döneminde yasa ve toplu iş sözleşmeleri uyarınca üyesi olan işçilerin listesini ve banka hesap numarasını davalı işverene gönderdiği anlaşıldığından, toplu iş sözleşmelerinde belirtilen tarihte temerrüt olgusunun gerçekleşeceği hususu açıkça belirtilmiştir. Buna göre, somut olayda, her ay tahakkuk eden üyelik ve dayanışma aidatı bedeline, toplu iş sözleşmesi hükmü doğrultusunda her ay itibariyle belirlenecek tarihten itibaren faiz işletilmesine karar verilmesi gerekmektedir.
Diğer taraftan, belirtmek gerekir ki, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 123. maddesine göre “Davacı, hüküm kesinleşinceye kadar, ancak davalının açık rızası ile davasını geri alabilir.”
Bu açıklamalar karşısında, mahkemece, öncelikle davalıya, davacının işlemiş faize dair “davayı geri alma” talebine açık rızası olup olmadığı sorulmalıdır.
Açık rıza söz konusu olduğu takdirde, şimdiki gibi işlemiş faiz talebi yönünden karar verilmesine yer olmadığı yönünde hüküm tesis etmekle birlikte, asıl alacak miktarı yönünden her ay tahakkuk eden aidat bedellerine ayrı ayrı, toplu iş sözleşmesi hükmü doğrultusunda belirlenen temerrüt tarihlerinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmesi gerekir.
Davalının açık rıza göstermemesi durumunda ise, aidat bedellerinin, toplu iş sözleşmesi hükmü doğrultusunda belirlenecek temerrüt tarihlerinden dava tarihine kadar olan işlemiş faiz miktarı tespit edilmelidir. Bu cümleden olarak, dosyada bulunan kayıtlar ile deliller ve bilirkişi raporları karşısında, ilk mahkeme kararını sadece davalının temyiz etmesine göre usulî kazanılmış hak ilkesi de gözetildiğinde, dava konusu işlemiş faiz tutarının 27.277,70 TL olduğu kesinleşmiştir. Ancak, davacının, davasını ıslah etmemiş olması nazara alındığında, taleple bağlılık ilkesi gereğince, işlemiş faiz tutarı olarak 1.000,00TL’nin hüküm altına alınması gerekmektedir.
Mahkemece, yukarıda belirtilen hususlar gözetilmeksizin, yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 24.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.