YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/30760
KARAR NO : 2014/33028
KARAR TARİHİ : 24.11.2014
MAHKEMESİ : Ankara 19. İş Mahkemesi
TARİHİ : 04/12/2013
NUMARASI : 2013/126-2013/1053
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, müvekkilinin iş sözleşmesinin haklı veya geçerli bir sebep olmaksızın feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğinin tespiti ile işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, “Hizmet aktinde 30.10, 5,7,8,9.11. 2012 tarihlerinde işe gelmemesinden dolayı artık kendisi ile çalışılmak istenmediği yazılıdır. Dinlenen davacı tanıkları iş yerine belli aralıklarla giden kursiyerler olup bu tarihlerde iş yerinde olduğunu bilmeleri olanağı yoktur. Davacı aynı konuda rahatsızlığına ve ameliyatına ilişkin belgeler sunmuştur. Ancak ameliyat tarihinin 26.06.2012 olduğu, sonrasında 15 gün rapor verildiği, ancak gelmediği yazılı olan günlere ait ve bu devamsızlığı haklı gösterecek rapor, tetkik gibi belgenin bulunmadığı görülmüştür. Diğer taraftan davacıya her isteğinde yıllık veya idari izin kullandırıldığı yine bu günlere ilişkin bir izin kaydının da bulunmadığı anlaşılmıştır.
Böyle olunca davacının davranışlarından kaynaklanan sebeplerle iş ilişkisini yürütmesinin işverenden beklenemeyeceği ve feshin geçerli nedene dayandığı görülmekle davanın davanın reddine ..” karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında, iş sözleşmesinin feshinin haklı veya geçerli nedene dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, kanuni dayanak 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. ve devamı maddeleridir.
4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin ikinci fıkrasına göre feshin geçerli nedene dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
4857 sayılı Kanun’un 19. maddesinin 1. fıkrasına göre işveren fesih bildirimini yazılı yapmak ve fesih sebebini açık ve kesin bir şekilde belirtmek zorundadır. Fesih bildirimi yazılı yapılmamışsa veya fesih sebebi açık ve kesin bir şekilde belirtilmemişse aynı Kanun’un 21. maddesi gereğince geçerli sebep gösterilmediği kabul edilir.
Buna karşılık, aynı Kanun’un 25. maddesinde öngörülen, işverenin haklı nedenle derhal feshinde ise yazılı şekil şartı aranmamaktadır. Keza, haklı nedenle fesihte, fesihten önce 4857 sayılı Kanun’un 19. maddesinde öngörülen savunma alma koşulu bulunmamaktadır.
Dosya kapsamından, devamsızlık, ilgili müdürülüğün davacıya çalışmak istememesi, davacıyı istihdam edecek vasıf ve kadro olmaması sebebiyle feshedildiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda, davalı işverenlikçe davacının devamsızlık yaptığı günlere ilişkin devam çizelgeleri dosyaya sunulmamış, 31.10.2012 tarihli tutanak hariç tutulan tutanaklarda davacının öğleden sonra işe gelmediği belirtilmiştir. Dinlenen tanıklar davacının işe devam ettiğini belirtmiş olup, Sosyal Güvenlik Kurumu yapılan bildirimlerde eksik gün bildirimi olmadığı görünmektedir. İşveren haklı veya geçerli feshi ispat edemediğinden davanın kabulü yerine yanılgılı değerlendirme ile davanın reddi hatalı olmuştur.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda belirtilen sebeplerle;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-İşverence yapılan FESHİN GEÇERSİZLİĞİNE ve İŞE İADESİNE,
3-Davacının kanuni sürede işe başvurmasına rağmen, işverenin süresi içinde işe başlatmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının işçinin dört aylık ücreti olarak belirlenmesine,
4-Davacının işe iade için işverene süresi içinde başvurması halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar doğmuş bulunan en çok dört aylık ücret ve diğer haklarının davacıya ödenmesi gerektiğinin belirlenmesine,
5-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
6-Davacı vekille temsil edildiğinden, karar tarihinde yürürlükte olan tarifeye göre 1.500,00 TL vekâlet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafından yapılan 80,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, davalının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
8-Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, kesin olarak oybirliğiyle 24.11.2014 tarihinde karar verildi.