YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/21992
KARAR NO : 2014/33038
KARAR TARİHİ : 24.11.2014
MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. İş Mahkemesi
TARİHİ : 03/04/2013
NUMARASI : 2011/1179-2013/234
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davalının müvekkili şirkette 27.08.2008 tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesi ile 01.01.2011’e kadar tıbbi mümessil ve bu tarihten istifa ile ayrıldığı 06.07.2011’e kadar da ürün müdürü olarak görev yaptığını, taraflar arasındaki rekabet yasağı konulu sözleşmede, iş sözleşmesinin sona ermesinden itibaren bir yıl süre ile İstanbul ilinde geçerli olmak üzere rekabet yasağı ve bunu ihlalin yaptırımı olarak 15.000,00 TL tutarında cezai şart öngörüldüğünü, buna rağmen davalının istifasından hemen sonra rakip Sanovel İlaç firmasında aynı unvan ile çalışmaya başladığını, davalının müvekkili nezdinde ürün müdürü olarak sorumlu olduğu ilacın muadilinin yeni işvereni tarafından pazarlandığını, davalının pozisyonu itibariyle müşteri çevresine pazarlama stratejilerine hakim olduğunu, 22.08.2011 düzenleme ve 26.08.2011 tebliğ tarihli ihtarname ile davalıdan rekabet yasağını ihlale son vermesinin ve 15.000,00 TL tutarındaki cezai şartı ödemesinin talep edildiği halde davalı tarafından bir ödeme yapılmadığını iddia ile cezai şart alacağından şimdilik 1.000,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesi ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 29.06.1960 tarihli 1960/13 ve 1960/15 sayılı kararında; İş Mahkemelerinin, işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında “iş akdinden doğan” veya “iş kanuna dayanan” her türlü hak iddialarından doğan hukuki uyuşmazlıkların bu mahkemelerde çözümleneceği açıklanmıştır.
O halde, 1950 yılında yürürlüğe giren 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu uyarınca; bir uyuşmazlığın iş mahkemelerinde görülebilmesi için, işçi sayılan kişilerle işveren arasında iş sözleşmesinden doğan veya iş kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuki uyuşmazlığın bulunması gerekir.
Rekabet etmeme borcu ise işçinin öteki borçları gibi her iş sözleşmesi için söz konusu olan borçlardan değildir. İş sözleşmesinin devamı süresince işçinin işverenle rekabet etmemesi sadakat borcu içinde yer alan bir yükümlülüktür. Buna karşılık, taraflar iş ilişkisi devam ederken sözleşmenin bitiminden sonra işçinin rekabet etmeyeceğine ilişkin bir hükmün iş sözleşmesine konulmasını veya bu konuda ayrı bir sözleşme (rekabet yasağı sözleşmesi) yapılmasını kararlaştırabilirler. İş sözleşmesi sona erdikten sonra işçinin işverenle rekabet etmeme borcu ancak böyle bir yükümlülük sözleşme ile kararlaştırıldığı takdirde söz konusu olmaktadır.
Bu noktada, iş görme ve sadakat borçları ile rekabet etmeme borcu (rekabet yasağı) arasındaki ayrıma değinilmesinde yarar bulunmaktadır:
İş görme ve sadakat borçları, açıkça kararlaştırılmasa bile her iş sözleşmesinde vardır. Rekabet etmeme borcu ise, ancak iş sözleşmesi taraflarının açıkça kararlaştırmaları halinde ortaya çıkar.
Bundan başka, iş görme ve sadakat borçlarının yerine getirilmesi sadece sözleşmenin yürürlüğü sırasında söz konusudur. Buna karşılık Borçlar Kanunu’nda düzenlenmiş olan rekabet etmeme borcu ise iş sözleşmesinden sonraki süre içinde yerine getirilir. Rekabet etmeme yükümüne ilişkin sözleşmenin yazılı şekilde yapılması, iş ve süre ile sınırlandırılmış olması, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye sokmaması ve işçinin reşit olması gerekir.
Yukarıdaki ayrıntılı açıklamalar göstermektedir ki, iş sözleşmesinin devamı sırasında işçinin sadakat borcundan kaynaklanan rekabet etmeme yasağına aykırılık halinde, bu tür davalara bakmakla görevli mahkeme iş mahkemesidir. İş sözleşmesinin sona ermesinden sonra rekabet yasağına aykırı hareket edilmesi halinde ise, buna dayalı olarak açılacak davalar, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4/1-3. maddesinin açık hükmü karşısında tarafların sıfatına bakılmaksızın mutlak ticari davalardan olmakla, bu tür davaların ticaret mahkemesinde incelenip karara bağlanması gerekir.
Somut olayda davalının, iş sözleşmesinin sona ermesinden sonra rekabet yasağına aykırı davranması sebebiyle cezai şart alacağı talep edilmektedir. Yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, somut durumda görevli mahkeme Ticaret Mahkemesidir. Görev hususu, dava şartı olduğundan, mahkemece yargılamanın her aşamasında re’sen gözetilmesi gerekir. Bu anlamda mahkemece, görevsizlik sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 24.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.