Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2019/6909 E. , 2021/4863 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No: 2019/6909
Karar No: 2021/4863
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : Kendi adına asaleten, … ve … ‘e
velayeten …
VEKİLLERİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN_KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, murisleri olan … ‘in, Dr. Lütfi Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesine ilk müracaatında gerekli ve yeterli tedavi uygulanmaması, ikinci müracaatında ise durumunun kritik ve acil yoğun bakım ihtiyacı olmasına rağmen, yoğun bakım ünitesinde yer olmadığından yakınlardaki bir hastane yerine uzaktaki özel bir hastaneye sevk edilmesi sonucu yaşamını yitirmesinde idarenin hizmet kusurunun bulunduğundan bahisle uğranılan zararlara karşılık davacılardan her biri için 1.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi olmak üzere toplamda 303.000,00 TL tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesi’nce; dosyada dosyadaki mevcut bilgi ve belgelere göre dava konusu olayda, davacılar yakınının hastaneye başvurduğu 27/12/2013 tarihi saat 13.51’den özel sağlık kuruluşuna sevk edildiği saat 17.15’e kadar gerekli bütün muayene, tetkik ve müdahalelerin yapıldığı, bu nedenle davalı idare personelinin herhangi bir kusurunun bulunmadığı, tedavi sürecine katılan özel sağlık kuruluşları, serbest meslek icra eden hekimler aleyhine adli yargıda açılan davanın devam ettiği ve sorumluluk tespiti halinde burada tazminata hükmedilebileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, uyuşturucu bağımlısı olan yakınları … ‘e serbest hekimlik yapan Prof. Dr. Ö.A.K. tarafından düzenlenen reçete doğrultusunda, Özel Galata Alman Polikliniği’nde “cilt altı patch” olarak adlandırılan çip takma işleminin uygulandığı, taburculuk sonrası 26/12/2013 tarihinde yakınlarının fenalaştığı, kusma şikayeti ile Dr. Lütfi Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesine başvurdukları, yapılan enjeksiyondan sonra tekrar eve gittikleri, ertesi gün 27/12/2013 tarihinde aynı şikâyetlerin tekrarlaması ve kusmanın çok artması üzerine önce Özel Alman Galata Polikliniğine gittikleri, burada herhangi bir tetkik ya da işlem yapılmaması üzerine Dr. Lütfi Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesine başvurdukları, ilaç zehirlenmesi, akut böbrek yetmezliği ve asidoza bağlı solunum yetmezliği olan hastanın yoğun bakıma alınması gerektiği halde hastanenin yoğun bakım ünitelerinde boş yer olmadığı için yakınlarının ambulansla Özel Güngören Hastanesine sevk edildiği, Özel Göngören Hastanesinde yapılan tüm müdahalelere rağmen vefat etmesine sevk zincirindeki olumsuzlukların neden olduğu, hastanın en kritik saatlerinin sevk esnasında yolda geçtiği, iki saate yakın zaman kaybedilmesinin tedavide gecikmeye neden olduğu, davalı Bakanlığın bu noktada sorumluluğunun olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, davacıların temyiz istemlerinin reddi ile Mahkeme kararının onanması gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Dosyadaki bilgi ve belgelere göre, davacıların yakını … ‘e 25/12/2013 tarihinde Özel Alman Galata Polikliniği’nde “uyuşturucu kullanımı” tanısı ile kendisinin getirdiği “Naltrexone” isimli ilacın uygulaması yapılmış, uygulamayı takiben taburcu olan hasta 27/12/2013 tarihinde bulantı ve kusma şikayetiyle Dr. Lütfi Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesine getirilmiş, şuuru kapalı, genel durumu kötü, solunum yetmezliği olan ve tansiyon alınamayan hastanın Glasgow Koma Skoru (GKS) 5 olarak değerlendirilmiş, EKG (elektrokardiyografi) ve kan gazı takibine alınan, ilgili tetkikleri istenilen hasta fışkırır tarzda kusması nedeniyle entübe edilmiş, yoğun bakım desteği gerektiren hastaya Anesteziyoloji ve Reanimasyon Kliniğinden konsültasyon istenmiş, yoğun bakım ünitesinde boş yatak ve ventilatör bulunmaması nedeniyle 112 Komuta Kontrol Merkezi ile iletişime geçilmiş, kamu hastanelerinde yer olmaması, Özel Güngören Hastanesinde yer bulunması üzerine hasta 112 ambulans aracılığıyla saat 17.15’te entübe halde akut böbrek yetmezliği, ilaç zehirlenmesi, asidoza bağlı solunum yetmezliği ön tanılarıyla Özel Güngören Hastanesine sevk edilmiş, saat 18.40 itibarıyla (112 ambulans transfer formuna göre özel hastaneye varış saat 19.10’da, Özel Güngören Hastanesi Epikriz Raporuna göre ise saat 18.40’ta gerçekleşmiş olup, davacılar tarafından saat 18.40’ta varıldığı belirtilmiştir.) Özel Güngören Hastanesi’ne varılmış, anılan hastanenin yoğun bakımında devam eden takip ve tedavi sürecinde gelişen kardiyak arrest sonrası yapılan müdahalelere rağmen 28/12/2013 tarihinde saat 08.35’te vefat etmiştir.
Davacılar tarafından, yakınlarının vefatı ile sonuçlanan olayda tedavi sürecine katılan özel sağlık kuruluşları ve serbest meslek icra eden hekimler ile Sağlık Bakanlığı aleyhine … Asliye Hukuk Mahkemesinin … sayılı esasına kayden açılan tazminat davasında, Sağlık Bakanlığı açısından dosya ayrılarak, Mahkemenin … sayılı esasına kaydedilen davada verilen … tarih ve K:… sayılı kararla, yargı yolu yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmiş, 11/09/2015 tarihinde davacılara tebliğ edilen kararın temyiz edilmeden kesinleşmesi üzerine 23/09/2015 tarihinde bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davalarıdır. Bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, başka bir ifadeyle zararı doğuran işlem veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit edecektir.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetimi yapılacağından mahkemece, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
İdarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütmek yükümlülüğünün bulunduğu da tartışmasızdır.
Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesiyle “bilirkişi” konusunda atıfta bulunulan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 450. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış ve aynı Kanun’un 447. maddesinin 2. fıkrası ile mevzuatta 1086 sayılı Kanun’a yapılan atıfların, 6100 sayılı Kanun’un bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılacağı hüküm altına alınmıştır.
6100 sayılı Kanun’un “Bilirkişi raporunun verilmesi” başlıklı 280. maddesinde; bilirkişinin, raporunu, varsa kendisine incelenmek üzere teslim edilen şeylerle birlikte bir dizi pusulasına bağlı olarak mahkemeye vereceği; raporun verildiği tarihin rapora yazılacağı ve duruşma gününden önce birer örneğinin taraflara tebliğ edileceği, “Bilirkişi raporuna itiraz” başlıklı 281. maddesinin 1. fıkrasında ise; tarafların, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri düzenlenmiştir.
15/07/2018 tarih ve 30479 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 4 no.lu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile yapılan değişiklik neticesinde yeniden düzenlenen Adli Tıp Kurumuna ilişkin olarak Kararnamenin 2. maddesinde; adalet işlerinde bilirkişilik görevi yapmak üzere Adalet Bakanlığına bağlı Adli Tıp Kurumu kurulduğu; 3. maddesinde, Adli Tıp Kurumunun, mahkemeler ile hakimlikler ve savcılıklar tarafından gönderilen adli tıp ile ilgili konularda bilimsel ve teknik görüşlerini bildirmekle yükümlü olduğu; 16. maddesinde, Adli Tıp Üst Kurullarının, adli tıp ihtisas kurulları ve ihtisas daireleri tarafından verilip de mahkemeler, hâkimlikler ve savcılıklarca kapsamı itibarıyla yeterince kanaat verici nitelikte bulunmadığı, sebebi de belirtilmek suretiyle bildirilen işleri, adli tıp ihtisas kurullarınca oybirliğiyle karara bağlanamamış olan işleri, adli tıp ihtisas kurullarının verdiği rapor ve görüşleri arasında ortaya çıkan çelişkileri, adli tıp ihtisas kurulları ile ihtisas dairelerinin rapor ve görüşleri arasında ortaya çıkan çelişkileri, adli tıp ihtisas kurulları ile Adli Tıp Kurumu dışındaki sağlık kuruluşlarının heyet hâlinde verdikleri rapor ve görüşler arasında ortaya çıkan çelişkileri konu ile ilgili uzman üyelerin katılımıyla inceleyeceği ve kesin karara bağlayacağı; “İhtisas Dairelerinin Görevleri” başlıklı 17. maddesinin (g) bendinde Sekizinci İhtisas Kurulu’nun görevi, ölümle sonuçlanan tıbbî uygulama hatalarına ilişkin işler hakkında bilimsel ve teknik görüşlerini bildirmek olarak düzenlenmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Uyuşmazlıkta, davacılar tarafından, uyuşturucu bağımlılığının tedavisi için yakınlarına 25/12/2013 tarihinde “cilt altı patch” olarak adlandırılan çip takma işleminin uygulandığı, işlemden bir gün sonra 26/12/2013 tarihinde müteveffanın fenalaşması üzerine Dr. Lütfi Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesine kusma şikayetiyle gidildiği ve burada iğne yapıldıktan sonra taburcu edildiği, ertesi gün 27/12/2013 tarihinde aynı şikâyetlerin tekrarlaması ve kusmanın çok artması üzerine önce çipin takıldığı Alman Galata Polikliniği’ne, buradan da Dr. Lütfi Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesine başvurdukları, ilaç zehirlenmesi, akut böbrek yetmezliği ve asidoza bağlı solunum yetmezliği olan yakınlarının yoğun bakım ihtiyacının doğduğu, fakat hastanenin yoğun bakım ünitelerinde boş yer olmadığından hastanın aynı gün Özel Güngören Hastanesine saat 18.40’ta sevk edildiği, sevk için daha yakın bir hastane ile irtibat kurulabilecek iken, yaklaşık 1.5 saatlik mesafedeki hastaneye sevkin hatalı olduğu, sevk zincirindeki bu olumsuzluklar nedeniyle yakınlarının hayatını kaybettiği iddia edilmektedir.
Buna göre, uyuşmazlığın çözümü için;
1- Davacılar tarafından, Dr. Lütfi Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesine yapıldığı iddia edilen 26/12/2013 tarihli ilk başvuru neticesinde hastaya sadece iğne yapılarak taburcu edildiği ileri sürüldüğünden; söz konusu başvurunun olup olmadığının araştırılması, varsa bu başvuruya ilişkin evrakın da hastaneden temin edilmek suretiyle ilk başvuruda yapılan tıbbi uygulamaların tıp kurallarına uygun, gerekli ve yeterli olup olmadığının, herhangi bir eksiklik varsa bu eksikliğin zararlı sonuca (davacıların yakınlarının vefatına) olan etkisinin ortaya konulması,
2- Davacıların Dr. Lütfi Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesine başvurduğu 27/12/2013 tarihi saat 13.51’den, hastanın özel hastaneye sevk edildiği saat 17.15’e kadar yapılan tıbbi müdahalelerin tıp kurallarına uygun, gerekli ve yeterli olup olmadığının, herhangi bir eksiklik varsa bu eksikliğin zararlı sonuca (davacıların yakınlarının vefatına) olan etkisinin ortaya konulması,
3- Davacılar yakınını Dr. Lütfi Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesinden Özel Güngören Hastanesine transfer eden 112 ambulans formunda, “vaka bildiriş tarihi: 27/12/2013, vakaya çıkış saati: 16.55, olay yerine varış saati: 16.59, olay yerinden ayrılış saati: 17.15, özel hastaneye varış saati: 19.10” bilgilerine yer verildiği; Özel Güngören Hastanesinin yoğun bakım ünitesi epikriz raporunda ise, hastanın geliş saatinin 18.40 olarak yazıldığı, davacıların savunmaya cevap dilekçesinde de yakınlarının özel hastaneye saat 18.40’ta vardığının belirtildiği görülmektedir. Bu itibarla, davacılar yakınının Özel Güngören Hastanesine saat 18.40’ta vardığı kabul edilmiştir. Ayrıca Dr. Lütfi Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Tıp Kliniği eğitim sorumlusunca olayla ilgili hazırlanan notta, olay tarihinde hastanenin yoğun bakım ünitesinde boş yatak ve ventilatör bulunmadığı, bu nedenle 112 Komuta Kontrol Merkezi ile iletişime geçildiği ve yoğun bakımda boş yer olan tek hastanenin Özel Güngören Hastanesi olması nedeniyle sevkin buraya gerçekleştirildiği belirtilmiştir. Bu çerçevede, Mahkemece, yoğun bakım ihtiyacı olan hastanın sevki için Dr. Lütfi Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesince gerekli görüşme ve işlemlere ne zaman başlandığının, sevk kararının verilmesinde ve işlemlere başlanmasında gecikme olup olmadığının, Dr. Lütfi Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi yoğun bakım ünitesinde yer ve ventilatör olmamasına rağmen saat 13.51’den 17.15’e kadar sevk için beklemesinin, davacılar yakınının tedaviye erişim gereksinimi ve aciliyeti yönünden makul ve kabul edilebilir olup olmadığının; ayrıca olay tarihinde daha yakınlarda yoğun bakımda boş yatak ve ventilatör olan başka hastaneler bulunup bulunmadığının, bu açıdan Özel Güngören Hastanesinin anılan koşulları haiz en yakın hastane olup olmadığının, sevk zincirinin düzgün işletilip işletilmediğinin, sevk işlemlerinde gecikme ve hata söz konusu ise bekleme süresinin ve/veya hatanın davacıların yakınının ölümüne etkisinin araştırılması gerekmektedir.
Bu itibarla; yukarıda bahsedilen hususların açıklığa kavuşturulmasını teminen Adli Tıp Kurulu’ndan konu hakkında rapor alınarak yapılan işlemlerde idarenin hizmet kusuru bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekirken, uyuşmazlığın çözümü için yeterli olmayan, davalı idarece sunulan eğitim sorumlusu görüşüne dayalı olarak eksik inceleme sonucu verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.
Öte yandan, davacılar tarafından, hastanın tedavisinin gerçekleştirildiği özel sağlık kuruluşunda hatalı tedavi uygulandığı iddialarıyla adli yargıda dava açılmış olup, burada yapılan yargılamada ilgili sağlık kuruluşlarının tedavi ve uygulamalarının tıbbi yönden uygunluğunun incelenerek sorumluluklarının tespit edilmesi halinde haklarında tazminata hükmedileceği açıktır.
Ayrıca, davalı idare tarafından, Dr. Lütfi Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Tıp Kliniğinde görevli olan Uzm. Dr. …’ya davanın ihbar edilmesi talep edilmesine rağmen Mahkemece bu talebin karşılanmadığı görülmektedir. Bozma üzerine yeniden yapılacak yargılamada davanın ihbarı için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesi ile anılan maddenin atıfta bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 61. ve devamı maddeleri hükümleri uyarınca gerekli koşulların oluştuğu anlaşılmakta olup, karar verilmeden önce dava konusu olayda idare ile arasında rücu ilişkisi doğabilecek kişi veya kişilerin tespit edilerek davaya müdahil olabilme haklarını kullanabilmelerini teminen davanın ilgililere re’sen ihbarı gerektiği açıktır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacıların temyiz istemlerinin kabulüne,
2. Davanın reddine ilişkin temyize konu … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (on beş) gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 18/10/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.