Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2014/15787 E. 2015/12247 K. 03.11.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/15787
KARAR NO : 2015/12247
KARAR TARİHİ : 03.11.2015

MAHKEMESİ : Adana 7. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 20/12/2013
NUMARASI : 2012/427-2013/681

Davacı T.. K.. vekili Avukat M..G..tarafından, davalılar H.. Y.. ve diğerleri aleyhine 06/04/2012 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 20/12/2013 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılar . vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, basın yoluyla kişilik haklarına saldırıdan dolayı uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davalılar H.. Y.. ile G..Ş.. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalı H.. Y..’nın imtiyaz sahibi olduğu E..G..15/12/2011 ve 29/02/2012 tarihli sayılarında davalı O.. R..tarafından P..köşesinde yazılan yazıların kişilik haklarına saldırı içermesi nedeniyle uğradığı manevi zararın ödetilmesi isteminde bulunmuştur.
Davalı H.. Y.. vekili zamanaşımı definde bulunarak, usulden ve esastan davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, dava konusu yazılarda öz ve biçim dengesinin bozulduğu, gerekli olmayan yakıştırmalar yapıldığı gerekçesi ile istemin bir bölümünün ödetilmesine karar verilmiştir.
Basın özgürlüğü, Anayasanın 28. maddesi ile 5187 sayılı Basın Kanunu’nun 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu nedenle ayrı bir konumu bulunmaktadır. Bunun içindir ki, bu tür davaların çözüme kavuşturulmasında ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması, genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerin değerlendirilmesinden farklı bir yöntemin izlenmesi gerekmektedir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir.
Ne var ki basın özgürlüğü sınırsız olmayıp, yayınlarında Anayasanın Temel Hak ve Özgürlükler bölümü ile Türk Medeni Kanununun 24 ve 25. maddesinde yer alan ve yine özel yasalarla güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunulmaması da yasal ve hukuki bir zorunluluktur.

Basın özgürlüğü ile kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiği, bunun sonucunda da, daha az üstün olan yararın daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Bunun için temel ölçüt kamu yararıdır. Gerek yazılı ve gerekse görsel basın bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli, haberi verirken özle biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır. Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır. O anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından da basın sorumlu tutulmamalıdır.
Somut olaya gelince; 15/12/2011 tarihli köşe yazısında davacının Ç.. A.. çalışmalarının, 29/02/2012 tarihli köşe yazısında ise davacının da malikler arasında bulunduğu Kat Mülkiyeti Kanununa tabi taşınmazdaki kuaför olarak çalıştırılan bağımsız bölümün işyeri olarak kullanılmasının önlenmesi için dava açmasına rağmen göç ve işsizlik konusunda büyükşehir belediye başkan vekiline yapılan ziyarette davacınında yer almasının eleştirildiği anlaşılmaktadır.
Şu durumda, mahkemece, dava konusu yazılar bir bir bütün olarak ele alındığında, eleştiri sınırları içerisinde kaldığı, davacının kişilik haklarına bir saldırı bulunmadığı sonucuna varılarak istemin tümden reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabulü doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalıların diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 03/11/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.