Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2014/23706 E. 2014/25363 K. 24.09.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/23706
KARAR NO : 2014/25363
KARAR TARİHİ : 24.09.2014

MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 5. İş Mahkemesi
TARİHİ : 14/07/2014
NUMARASI : 2013/796-2014/366

Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, davacının 01.01.2003 – 01.08.2009 tarihleri arasında 1.500,00 TL ücretle çalıştığını, iş sözleşmesinin işverence haksız olarak feshedildiğini, fazla çalışma yaptığını, hafta tatilleri ile genel tatillerde çalıştığını, yıllık izinlerini kullanmadığını, alacak ve tazminatlarının ödenmediğini ileri sürerek, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla çalışma ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, yıllık ücretli izin ücreti ve hafta tatili ücreti alacaklarının faizleriyle birlikte davalıdan tahsilini istemiş, taleplerini bilirkişi raporu doğrultusunda ıslah ederek artırmıştır.
Davalı davanın reddini istemiş.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak, davalının işveren olarak 4857 sayılı İş Kanunu tabi olduğu, iş sözleşmesini haklı sebeple feshettiğini ispatlayamadığı, davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, yıllık izin, fazla mesai, hafta tatili ve genel tatil ücreti alacakları olduğu gerekçesiyle bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, süresi içinde davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında işçiye ödenen aylık ücretin miktarı ve fazla çalışma ücretine hak kazanılıp kazanılmadığı ile ödeme itirazının dikkate alınması gerekip gerekmediği konularında uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 32. maddesinin ilk fıkrasında, genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır.
İş sözleşmesinin tarafları, asgarî ücretin altında kalmamak kaydıyla sözleşme özgürlüğü çerçevesinde ücretin miktarını serbestçe kararlaştırabilirler. İş sözleşmesinde ücretin miktarının açıkça belirtilmemiş olması, taraflar arasında iş sözleşmesinin bulunmadığı anlamına gelmez. Böyle bir durumda dahi ücret, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 401. maddesine göre tespit olunmalıdır. İş sözleşmesinde ücretin kararlaştırılmadığı hallerde ücretin miktarı, asgari ücretten az olmamak üzere emsal ücret göz önünde tutularak belirlenir.
4857 sayılı Kanun’un 8. maddesinde, işçi ile işveren arasında yazılı iş sözleşmesi yapılmayan hallerde en geç iki ay içinde işçiye çalışma şartlarını, temel ücret ve varsa eklerini, ücret ödeme zamanını belirten bir belgenin verilmesi zorunlu tutulmuştur. Aynı Kanun’un 37. maddesinde, işçi ücretlerinin işyerinde ödenmesi ya da banka hesabına yatırılması hallerinde, ücret hesap pusulası türünde bir belgenin işçiye verilmesinin zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır. Usulünce düzenlenmiş olan bu tür belgeler, işçinin ücreti noktasında işverenden sadır olan yazılı delil niteliğindedir. Kişi kendi muvazaasına dayanamayacağından, belgenin muvazaalı biçimde işçinin isteği üzerine verildiği iddiası işverence ileri sürülemez. Ancak böyle bir husus ileri sürülsün ya da sürülmesin, muvazaa olgusu mahkemece re’sen araştırılmalıdır.
Çalışma hayatında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir.
Somut olayda, davacının, davalıya ait işyerinde 01.06.2004 – 28.07.2009 tarihleri arasında beş yıl bir ay yirmiyedi gün kasap olarak çalıştığı, davacının 1.500,00 TL ücretle çalıştığını, davalının ise asgari ücretle çalıştığını ileri sürdükleri, ücret bordrolarında ve Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarında ücretin asgari ücret olarak görüldüğü, davacı şahitlerinin davacıyı doğruladıkları, mahkemece davacının beyanına göre 1.500,00 TL ücretle çalıştığı kabul edilerek hüküm kurulduğu anlaşılmış olup, tarafların ücret konusunda anlaşamadıkları, ücret bordroları, Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtları ve tarafların beyanlarında bildirdikleri ücret miktarlarının birbiriyle çelişiyor olması karşısında, işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek, ilgili meslek kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olmuştur.
3-Öte yandan, davacı şahitlerinin beyanlarına göre davacının haftanın yedi günü 08:00-21:00 saatleri arasında, birbuçuk saat ara dinlenmesinin düşülmesiyle günlük onbirbuçuk saat çalıştığı, günlük dört saat fazla çalışma yaptığı tesbit edilerek, davacının günlük oniki saat çalıştığını beyan etmesi karşısında birbuçuk saat ara dinlenmesinin düşülmesiyle günlük üç saat fazla çalışma yaptığı kabul edilmiş ise de, davacı tanıklarının müşteri ve komşu işyeri çalışanı olduklarını beyan ettikleri halde buna dair belge sunulmadığı görülmüştür. Şahitler davacı ile birlikte çalışan kişiler olmadıkları gibi, davacının günlük onüç saat çalıştığını beyan etmişlerdir. Davacının günlük oniki saat çalıştığını beyan etmesi karşısısında şahitlerin işyerindeki çalışma saat ve sürelerini bilebilecek durumda olmadıkları anlaşılmaktadır. Buna göre, şahit beyanlarına itibar edilmeyerek, fazla çalışma yapıldığının ıspatlanamadığı düşünülmeden bu talebin reddi yerine kabulü doğru olmamıştır.
4-Ayrıca, davalının, davacının bir kısım alacaklarını günlük hasılattan tahsil ettiğini ileri sürerek, dosyaya fotokopi belgeler sunduğu anlaşılmış olup, davacıdan bu belgeler ile ilgili beyanı sorularak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 24.09.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.