YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/15332
KARAR NO : 2015/15829
KARAR TARİHİ : 17.09.2015
Tebliğname No : KYB – 2015/186618
Hırsızlık suçundan sanık O.. Ş..’in, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 494/1, 522, 55/3, 59/2 ve 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun’un 4/1. maddeleri uyarınca 60,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, 647 sayılı Kanun’un 6. maddesi
gereğince cezasının teciline, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 23. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, suça sürüklenen çocuğun 3 yıl süreyle denetim süresine tâbi tutulmasına dair İSTANBUL 2. Çocuk Mahkemesinin 17/04/2008 tarihli ve 2006/21 esas, 2008/202 sayılı kararının kesinleşmesini müteakip, sanığın denetim süresinde işlediği suçtan mahkumiyetine karar verildiğinden bahisle yeniden duruşma açılarak, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 494/1, 522, 55/3, 59/2 ve 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun’un 4/1. maddeleri uyarınca 60,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, 647 sayılı Kanun’un 6. maddesi gereğince cezasının teciline ilişkin anılan Mahkemenin 17/10/2014 tarihli ve 2002/794 esas, 2014/451 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 18/05/2015 gün ve 2015-10249/32369 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 05/06/2015 gün ve 2015/186618 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 23/05/2012 tarihli ve 2012/12146 esas, 2012/15476 sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, 5271 sayılı Kanun’un 231. maddesinin 8. fıkrasında, hükmün açıklanmasının geri bırakılması halinde, denetim süresi içinde dava zamanaşımının duracağı ve aynı maddenin 11. fıkrasında, denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmesi halinde mahkemece hükmün açıklanacağı düzenlenmiş olup, duran zamanaşımının, denetim süresi içinde işlenen suçtan dolayı verilen hükümlülük kararının kesinleşmesi koşuluyla suçun işlendiği tarihte yeniden işlemeye başlayacağı kabul edilerek yapılan incelemede,
Sanığa atılı hırsızlık suçunun gerektirdiği cezanın miktar ve nev’i itibariyle tabi olduğu 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 102/4 ve 104/3. maddelerine göre hesaplanan yedi yıl altı aylık zamanaşımının suç tarihi olan 12/07/2002 tarihi ile hükmün açıklanması karar tarihi olan 17/10/2014 tarihleri arasında gerçekleştiği anlaşılmakla, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Suç tarihinde 15-18 yaş grubunda olan suça sürüklenen çocuğun, diğer iki sanık ile birlikte gece sayılan saat 01.00-2.45 sıralarında müştekinin kilitli vaziyette park ettiği aracının kapısını tornavida ile kanırtıp açarak düz kontak yapmak suretiyle çaldıktan sonra yolda seyir halinde iken kuşku üzerine devriye görevini yapan polisler tarafından yakalanmaları şeklinde gerçekleşen olayda, her ne kadar kesinleşen kararda 765 sayılı TCK’nın 494/1. maddesi uyarınca hüküm kurulmuş ise de; eylemin 765 sayılı TCK’nın 493/1-son, 522 ile 5237 sayılı TCK’nın 142/1-b, 143. maddelerine uyan hırsızlık suçlarını oluşturduğu, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11.12.2012 tarih ve 2012/1247 esas ve 2012/1842 karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; 5237 sayılı TCK’nın 143. maddesinde düzenlenen “suçun gece vakti işlenmesinin suçun daha ağır ceza verilmesini gerektiren nitelikli hâli olması nedeniyle aynı Kanun’un 66/3. maddesi uyarınca dava zamanaşımı sürelerinin hesabında dikkate alındığında, suça sürüklenen çocuğun 5237 ve 765 sayılı TCK’na göre hesaplanan 15 yıllık asli zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşıldığından kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 17/09/2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.