YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/15345
KARAR NO : 2015/15657
KARAR TARİHİ : 16.09.2015
Tebliğname No : KYB – 2015/208557
Hırsızlık suçundan sanık P.. Y..’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/2-d, 35/2 ve 145. maddeleri uyarınca 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair, Sarıoğlan Asliye Ceza Mahkemesinin 15/11/2005 tarihli ve 2004/55 esas, 2005/128 sayılı karar
aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 02.06.2015 gün ve 2015/11182/36390 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 12.06.2015 gün ve 2015/208557 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosya kapsamına göre, sanık hakkında hırsızlık suçundan Akkışla Asliye Ceza Mahkemesince verilen 28/11/2001 tarihli ve 1999/34 esas, 2001/49 sayılı kararın sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine anılan mahkeme kararının yapılan incelemesi sonucunda Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 16/03/2004 tarihli ve 2002/23141 Esas, 2004/2858 Karar sayılı ilâmı ile, iddianamede 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 81/2. maddesinin uygulanmasının istenmediği, sanığa okunup, diyecekleri sorulan 08/06/1999 tarihli anne adının yanlış yazıldığı adli sicil kaydında sabıkasının olmadığının bildirildiği ve Cumhuriyet Savcısının esas hakkındaki görüşünü açıkladığı oturumda sanık veya savunmanı bulunmadığı halde, Ceza Muhakemeleri Usul Kanunu’nun 258. maddesi uyarınca ek savunma hakkı verilmeden anılan maddenin uygulandığı gerekçesi ile bozulmasına karar verildiği, bozma kararını müteakip dosyanın Sarıoğlan Asliye Ceza Mahkemesinin 2004/55 esasına kayden görülmeye devam ettiği esnada 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun yürürlüğe girmiş olması nedeniyle anılan Kanun’un lehe olduğu değerlendirilerek sanığın ifadesine başvurmadan savunma hakkını kısıtlayacak şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Hukuka aykırılıkların ciddi boyutlara ulaşması halinde başvurulabilecek olağanüstü bir yasa yolu olan kanun yararına bozma, kesin hükmün otoritesinin korunması gereği, temyiz incelemesi nedenlerine göre dar kapsamlı olup, hukuka aykırılığın, kanun yararına bozma yasa yoluna konu edilebilmesi, sanığın hukuki durumunu etkilemesi ya da değiştirmesine bağlıdır. Sanığın savunması alınarak kurulan 28.11.2001 tarihli mahkumiyet hükmünün, Yargıtay 6. Ceza Dairesince, ek savunma hakkı verilmeden 765 sayılı Yasa’nın 81/2. maddesi uyarınca cezada artırım yapılması gerekçesiyle bozulması üzerine, bozma ilamından sonra yürürlüğe giren 5237 sayılı Yasa’nın lehe olduğu değerlendirilerek, sanığın beyanı alınmadan hüküm kurulması, bozma ilamına konu artırım maddesinin de uygulama kapsamı dışında kalmış olması nedeniyle sanığın hukuki durumunu etkilemediğinden, (SARIOĞLAN) Asliye Ceza Mahkemesinin 15.11.2005 gün ve 2004/55, 2005/128 sayılı kararına yönelik kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, Sarıoğlan Cumhuriyet Başsavcılığının 21.05.2014 tarihli yazısında, … ve … kızı, 1966 doğumlu hükümlü P.. Y..’ın haymatlos olması sebebiyle açık ve kesin adres bilgisinin tespit edilemediği, 2006 yılından bugüne kadar cezanın infaz edilemeyip, farklı isimlerde sahte kimlik kullandığı, P.. Y.. isminin de sahte olduğu ve bu kişinin Isparta E Tipi Kapalı Ceza infaz Kurumunda bulunan … T.C. kimlik numaralı M.. Y.. olduğu, 08/05/2014 tarihli bilirkişi raporu ile M..Y.. ve P.. Y..’a ait parmak izlerinin aynı olduğunun ve fotoğraflarının benzerlik gösterdiğinin tespit edildiği, yine M.. Y..’ın da bu fotoğraflardaki kişinin kendisi olduğunu kabul ettiği belirtilmekle, infazda oluşan tereddütün ancak yeniden yargılama yapılıp, hükümlünün gerçek kimliğinin belirlenmesi suretiyle giderilmesi olanaklı bulunduğundan, Sarıoğlan Cumhuriyet Başsavcılığının 21.05.2014 tarihli isteminin, yargılamanın yenilenmesi olarak kabulü ile bu doğrultuda işlem yapılması için dosyanın yerel mahkemeye İADESİNE, 16.09.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.