Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2013/8275 E. 2015/23377 K. 04.03.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/8275
KARAR NO : 2015/23377
KARAR TARİHİ : 04.03.2015

Tebliğname No : 4 – 2011/47663
MAHKEMESİ : Manavgat 3. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 30/04/2010
NUMARASI : 2009/383 (E) ve 2010/480 (K)
SUÇ : Tehdit

Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
İddianame anlatımı, mağdur S.. Y.., tanıklar C.. K.., M.. K.., Y.. D..’in beyanlarında, sanığın tanık C.. K.. için yaptığı demir doğramalarının parasını almak amacıyla gittiği işyerinde parasını alamaması nedeniyle aralarında çıkan tartışma sırasında eline aldığı sopa ile mağdurun üzerine yürüdüğünü ancak olay yerinde bulunan kişilerin araya girmesi üzerine eylemini tamamlayamadığını ileri sürmeleri, sanık ve kardeşi tanık C.. A..’in beyanlarında, olayın gerçekleştiğini kabul etmekle birlikte mağdurun eline keserte alması üzerine sanığın sopa ile kendini korumaya çalıştığını ileri sürmeleri karşısında, Mahkemece olayın çıkış sebebi üzerinde de durularak, haksız tahrik ve meşru müdafaa hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı tartışılarak TCK’nın 86/2,3-e,35 maddelerinde düzenlenen silahla yaralamaya teşebbüs suçundan hüküm kurulması gerekirken, hukuki nitelendirilmede hataya düşülerek ve yetersiz gerekçeyle silahla tehdit suçundan beraat kararı verilmesi,
Kanuna aykırı ve O Yer Cumhuriyet Savcısı’nın temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 04/03/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

KARŞI OY:
Mağdur S.. Y.. beyanlarında “sanık C. benim üzerime yürüdü ve sinkaflı küfürler etmeye başladı, abisi K. da kardeşiyle birlikte üzerime yürüdü ancak ben ona sen büyüksün karışma dedim ve geri çekildi, bir ara C. isimli kişi arabaya gitti ve 50-60 cm büyüklüğünde bir sopayı alarak benim üzerime doğru yürüdü, bu sopayla bana vurmaya çalışacaktı ancak otelin güvenlik görevlileri engel olduğundan vuramadı, bana o anki sinirle seni yaşatmayacağım diyerek sinkaflı küfürler etti, sanıklar hakkındaki şikayetimden vazgeçiyorum, davaya katılmak ve uzlaşmak istemiyorum” şeklinde ifade vermiştir.
Mağdurun açıkça temyiz incelemesine konu edilen sanık K.hakkında “sanık C. benim üzerime yürüdü ve sinkaflı küfürler etmeye başladı, abisi K.da kardeşiyle birlikte üzerime yürüdü ancak ben ona sen büyüksün karışma dedim ve geri çekildi” beyanında bulunması karşısında, sanık K.’ın yaralamaya teşebbüs ettiğine ilişkin delil bulunmaması, bir kimsenin üzerine yürümenin, vurmaya veya yaralamaya kalkışma ve dolayısıyla yaralama suçunun icra hareketlerinin başlangıcı olarak kabul edilemeyeceği, bir kimsenin üzerine yürünmüş olunsa bile, yanına ulaştığında herhangi bir saldırı gerçekleştirmeden eylemden vazgeçebilecek durumda olan failin, daha bu evreye ulaşmadan niyet okumak suretiyle ve varsayımda bulunarak saldıracağı sırada engellendiğinin kabulüyle ve mağdurun bile, sanık K.’ın geri çekildiğini ve vurmaya kalkışmadığını açıkça belirttiği gözetilmeden, suçun yaralamaya teşebbüs olarak nitelenmesinin hukuka uygun olmadığı kanaatiyle sayın çoğunluğun bozma kararına katılamıyorum.