YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/23504
KARAR NO : 2014/29127
KARAR TARİHİ : 27.10.2014
MAHKEMESİ : Bursa 3. İş Mahkemesi
TARİHİ : 27/03/2013
NUMARASI : 2012/476-2013/141
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, işçi tarafından talep edilmesi üzerine müvekkili şirketin davacıya sigortalılık süresinin 15 yıl prim ödeme gün sayısının üçbinaltıyüz gün olması nedeniyle mülga1475 sayılı İş Kanunu’nun 14/1. maddesinin 5. bendi gereğince kıdem tazminatı ödemesi yaptığını, ancak davalının şirketten başka bir işyerinde çalışmak amacıyla ayrıldığının sonradan anlaşıldığını belirterek, davalıya ödenen olan kıdem tazminatının davalıdan geri alınmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı işçi, mülga 1475 sayılı Kanun’a 4447 sayılı Kanun ile eklenen 5. bent hükmü uyarınca kıdem tazminatı ödenmesi gerektiğini, iş sözleşmesini başka işyerinde çalışmak için feshetmeyip, ihtiyacı nedeniyle yeni bir işe girdiğinden söz ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, mülga 1475 sayılı Kanun’un amacının emeklilik iradesi taşıyan kişiye kıdem tazminatı ödenmesi olduğu, başka bir işte çalışmak için emekli olunması halinde kıdem tazminatına hak kazanılamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı tarafından temyiz edilmiştir.
İş sözleşmesinin işçi tarafından yaşlılık aylığı tahsisi amacıyla feshedilip feshedilmediği ve buna göre kıdem hakkının doğup doğmadığı konularında taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 120. maddesi yollamasıyla, halen yürürlükte olan mülga 1475 sayılı Kanun’un 14. maddesinin birinci fıkrasının dördüncü bendinde, işçinin bağlı bulunduğu kurum veya sandıktan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla ayrılması halinde, kıdem tazminatına hak kazanılabileceği hükme bağlanmıştır. O halde anılan hüküm uyarınca, fesih bildiriminde bulunulabilmesi için işçinin bağlı bulunduğu kurum veya sandıktan yaşlılık, emeklilik, malullük ya da toptan ödemeye hak kazanmış olması şarttır. Bundan başka işçinin bağlı bulunduğu kurum ya da sandığa bahsi geçen işlemler için başvurması ve bu yöndeki yazıyı işverene bildirmesi gerekir.
Böylece işçinin yaşlılık, emeklilik, mamullük ve toptan ödeme yönlerinden bağlı bulunduğu mevzuata göre hak kazanıp kazanmadığı denetlenmiş olur. Öte yandan işçinin, sosyal güvenlik anlamında bu hakkı kazanmasının ardından, ilgili kurum ya da sandığa başvurmaksızın kıdem tazminatı talebiyle işyerinden ayrılması ve bu yolla hakkın kötüye kullanılmasının önüne geçilmiş olur. İşçi tarafından bağlı bulunduğu kurum ya da sandıktan tahsise ya da tahsis yapılabileceğine dair yazının işverene bildirildiği anda işverenin kıdem tazminatı ödeme yükümü doğar.
4447 sayılı Kanun’un 45. maddesi ile mülga 1475 sayılı Kanun’un 14. maddesinin birinci fıkrasına (5) numaralı bent eklenmiştir. Anılan hükme göre, işçinin emeklilik konusunda yaş hariç diğer kriterleri yerine getirmesi halinde kendi isteği ile işten ayrılması imkânı tanınmıştır. Başka bir anlatımla, sigortalılık süresini ve pirim ödeme gün sayısını tamamlayan işçi, yaş koşulu sebebiyle emeklilik hakkını kazanamamış olsa da, anılan bent gerekçe gösterilmek suretiyle işyerinden ayrılabilecek ve kıdem tazminatına hak kazanabilecektir. Ancak, işçinin işyerinden ayrılmasının yaş hariç emekliliğe dair diğer kriterleri tamamlaması üzerine çalışmasını sonlandırması şeklinde gelişmesi ve bu durumu işverene bildirmesi gerekir.
Somut olayda davalı, mülga 1475 sayılı Kanun’un 14. maddesinin birinci fıkrası (5) numaralı bendi uyarınca on beş yıl sigortalılık ve üçbinaltıyüz prim günü şartlarını sağladığı için işten ayrılmış, emeklilik nedeniyle işten ayrıldıktan kısa bir süre sonra başka bir işyerinde çalışmaya başlamıştır. Davalının işyerinden ayrıldıktan sonra başka bir işyerinde çalışması, bir hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilemez. Davalı, kanunun kendisine verdiği hakkı kullanmış olup, bu husus Anayasa’da düzenlenen çalışma hürriyeti kapsamında değerlendirilmelidir.
Kanunda tanınan bu hakkın amacı, işyerinde çalışarak yıpranmış olan ve bu arada sigortalılık yılı ile prim ödeme süresine ait yükümlülükleri tamamlamış olan işçinin emeklilik için bir yaşı beklemesine gerek olmadan iş sözleşmesini aktif iken sonlandırabilmesine imkân tanımaktır. Davacının kanundan kaynaklanan hakkını kullandığının anlaşılmasına göre artık sebepsiz zenginleşmeden söz edilemeyecektir. Açıklanan nedenlerle mahkemece davanın reddi yerine kabulüne karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgilgiliye iadesine, 27.10.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.