YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/28007
KARAR NO : 2014/29117
KARAR TARİHİ : 27.10.2014
MAHKEMESİ : İzmir 5. İş Mahkemesi
TARİHİ : 30/06/2014
NUMARASI : 2013/725-2014/429
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı; davalıya ait işyerinde bir yıl on aydan beri çalışmakta iken 02.10.2013 tarihinde iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğinin tespiti ile davacının işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili; davacının, müvekkili şirketin iş ilişkisi içerisinde olduğu T… projesi kapsamında çalışmakta iken, şirketçe hazırlanan yemeklerde bozuk ve kalitesiz ürünler kullanıldığı konusunda yanıltıcı bilgiler verdiğinin anlaşılması üzerine söz konusu gerçeğe uygun olmayan bilgi ve sözlerle müvekkilinin müşterisini yanılttığı gibi aynı davranışlarla işverenin güvenini kötüye kullanıp doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlar sergilediği, ayrıca bu proje kapsamında servis elemanı olarak görevlendirildiği işinde verimli çalışmadığı, çalışma arkadaşlarıyla uyumsuz olduğu, verilen görevleri yerine getirmediği gerekçeleriyle iş sözleşmesinin haklı sebeple feshedildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, fesih bildiriminde belirtilen nedene ilişkin e-posta çıktıları dışında davacının çalıştığı T… projesi yetkililerine davalının merkez mutfağında bozuk et kullanılarak yemek hazırlandığını söylediğine ilişkin, T… yetkilileri tarafından hazırlanmış herhangi bir yazılı belge sunulmadığı, yine e-posta yazılarında söz konusu fiilin diğer bir şirket işçisi ile davacının birlikte işledikleri iddia edildiği halde bu işçi ile ilgili yapılan işleme ilişkin olarak dosyaya belge sunulmadığı, bu suretle davalı işveren tarafın iddialarını somut delillerle ve tereddüte yer bırakmayacak şekilde ispatlayamadığı gerekçeleriyle feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
İş sözleşmesinin, davacının ahlak ve iyiniyet kurallarına aykırı davranışları sebebiyle işverence haklı olarak feshedilip feshedilmediği noktasında taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur.
4857 sayılı Kanun’un 25. maddesinin (II) numaralı bendinde, ahlâk ve iyi niyet kurallarına uymayan haller sıralanmış ve belirtilen durumlarla benzerlerinin varlığı halinde, işverenin iş sözleşmesini haklı fesih imkânının olduğu açıklanmıştır. Yine değinilen bendin (e) alt bendinde, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan işçi davranışlarının da işverene haklı fesih imkânı verdiği ifade edilmiştir. Görüldüğü üzere kanundaki haller sınırlı sayıda olmayıp genel olarak işçinin sadakat borcuna aykırılık oluşturan söz ve davranışları işverene fesih imkânı tanımaktadır.
İşçinin eleştiri sınırları içinde kalan söz ve davranışları ise, işverene haklı fesih imkânı vermez.
Somut olayda; davacı, davalı işverenliğe ait işyerinde 28.11.2011- 02.10.2013 tarihleri arasında servis personeli olarak çalışmış; iş sözleşmesi, davalı müşterisi olan T… yetkililerine davalı şirketin hazırladığı yemeklerde bozuk ve kalitesiz ürünler kullanıldığı konusunda yanıltıcı bilgiler aktardığı, bu suretle işverenin güvenini kötüye kullanıp doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlar sergilediği gerekçesiyle 4857 sayılı Kanun’un 25/II-(e) maddesi gereğince feshedilmiştir.
Dosya içeriğine göre, davalı tarafın delilleri arasında sunulmuş olan fesih bildiriminde ileri sürülen eyleme ilişkin olarak e-posta yazışmaları bulunmaktadır. Bunlara göre; 30.09.2013 tarihli “Hatice hanım” başlıklı ve Proje Müdürü H.. A.. imzalı e-postada T… projesinde çalışan ve B.. merkeze transferleri gerçekleşen H.. S.. ve (davacı) M.. U..’ın 30.09.2013 tarihinde T.. idarecilerine kendilerine haksızlık yapıldığını ve B.. merkezden taşıma yemek yapıldığı dönemde “kötü malzeme ile üretim yapılıp gönderildiğini” söyledikleri, aynı gün davalı şirketin İnsan Kaynakları Müdürlüğüne T… Proje Müdür Yardımcısı L.. Y.. tarafından yazılan e-postada 30.09.2013 tarihinde T… idare personeli tarafından görüşmeye çağrıldığı, bozuk et ürünü kullanıp kullanmadıklarına dair birtakım soruları cevaplamasının istendiği, böyle bir durumun gerçekleşmediğine dair gerekli açıklamaların tarafından yapıldığı, “davalı firmayı şaibeli bir durum içerisine iten bu ve benzeri ithamların TÜPRAG projesinden ayrılıp merkez fabrikaya gönderilen H.. S.. ve M.. U.. isimli iki personel tarafından yapıldığının anlaşıldığı” ifade edilerek kendisini ve firmalarını lekelemeye yönelik bu davranışların neticesinde iki personel için de gereğinin yapılmasının istendiği, Proje Müdürü H.. A.. tarafından davalı şirketin İnsan Kaynakları Departmanına 30.09.2013 günü saat 16:00’da gönderilen e-postada ise 30.09.2013 tarihinde T… idari işler yetkilileri tarafından görüşmeye çağrıldığı, B.. merkez mutfağa transfer edilen 2 personelin neden gönderildiği ile ilgili açıklamanın istendiği, H.. S.. ve M.. U.. isimli personellerin verimli çalışmadıkları, arkadaşlarıyla uyumsuz oldukları, verilen görevleri yerine getirmedikleri, işyerinde amirlerinin söylediklerine uymadıkları için gönderildiklerinin iletildiği belirtilmiştir.
Davacı 01.10.2013 tarihli yazılı savunmasında, “30.09.2013 tarihinde çalışmakta olduğu T… yemekhanesinden vardiya bitiminde çıkarken artık fabrikada çalışacağının söylendiği, kendisinin de T… yetkilisine mevcut yerinde çalışmak istediğini beyan ettiğini, kimseyi şikayet etmediğini” ifade etmiştir. Savunma yazısının altına davalı şirketin genel müdür yardımcısı C.. Ş..’nun “Müşterimizin yetkilileri ile gerçekle hiç ilgisi olmayan, şirketimizi küçük düşürecek ve müşterinin aklında olumsuz düşünceler oluşturabilecek konuşmalar yapılmıştır. T… yetkilileri bu konuda proje müdürümüz ve asistan proje müdürümüze bilgi vermiştir. Bu bağlamda savunması geçersizdir.” açıklamasını yazdığı görülmektedir.
Mahkemece beyanlarına başvurulan davalı tanıklarının yukarıda bahsi geçen e-posta içeriklerini teyit eder açıklamalarda bulundukları, davacı tanıklarının ise fesih bildiriminde belirtilen eyleme ilişkin beyanlarının bulunmadığı görülmektedir. Bu nedenle davacının davranışının, doğruluk ve bağlılığa uymayan davranış niteliğinde olduğu ve fesih için haklı neden oluşturduğu açıktır. Buna rağmen yazılı gerekçeyle davanın kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç:
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda belirtilen sebeplerle;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 150,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.500,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde ilgiliye iadesine, kesin olarak 27.10.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.