Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2014/27871 E. 2014/29115 K. 27.10.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/27871
KARAR NO : 2014/29115
KARAR TARİHİ : 27.10.2014

MAHKEMESİ : Ankara 7. İş Mahkemesi
TARİHİ : 01/07/2014
NUMARASI : 2013/8-2014/779

Hüküm süresi içinde davalılar avukatları tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; davacının 2004 yılında beri, otobüs şoförü olarak davalı E.. M.. nezdinde, Müdürlüğün emir ve talimatları ile, şehir içi yolcu taşıma işinde kesintisiz bir şekilde çalıştığını, ancak, 04.12.2012 tarihi itibariyle B.. A.. yetkililerince iş sözleşmesinin herhangi bir yazılı bildirim yapılmadan feshedildiğini, usulüne uygun oluşturulmayan disiplin kurulunca davacı aleyhine alınan kararların kabulünün söz konusu olmadığını, Disiplin Kurulu Yönetmeliğinin tebliğ edilmediğini, feshin son çare olması ilkesine uyulmadığını, işverence fesih yetkisinin keyfi olarak kullanıldığını beyan ederek feshin geçersizliği ile davacının işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı E.. M.. vekili; davacının B.. A..’nin işçisi olduğunu, B.. A..’nin E.. M.. ile imzaladığı hizmet alım sözleşmesi gereği EGO otobüslerinde, kurumdan bağımsız olarak kendi işçilerini çalıştırmaya başladığını, B.. A.. ile müvekkili arasındaki ilişkide muvazaa bulunmadığını, davalı kuruma husumet yöneltilemeyeceğini, davacının iş sözleşmesinin B.. A.. Disiplin Kurulu’nun kararı ve B.. A.. Genel Müdürlüğü’nün onayıyla haklı nedenle feshedildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı B.. A.. vekili; E.. M.. ile B.. A.. arasında yapılan sözleşmenin muvazaalı olarak yapılmadığını, şoförleri ve diğer işçileri işe alanın, ücret ve sosyal haklarını, sigorta primlerini ödeyenin, kendi işyerinde işe giriş bildirgesi verenin, ihaleyi alan B.. A.. olduğunu, bu nedenle B.. A..’yi işçi temin eden bir kuruluş olarak kabul etmenin hakkaniyete ve hukuka uygun olmadığını, davacının iş sözleşmesinin 04.12.2012 tarihinde haklı nedenle feshedildiğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davacının başlangıçtan itibaren davalı E.. M.. işçisi olması nedeniyle davacının işvereni sıfatını taşımayan davalı B.. A.. tarafından iş sözleşmesinin feshedilmesi durumunun usule aykırı olduğu, davacının aldığı raporların resmi belgeye dayandığı, raporların çoğunun iş kazası nedeniyle olduğu, keyfi olarak alınmadığı, Disiplin Yönetmeliğinin davacıya tebliğ edilmediği ve herhangi bir şekilde işçilere duyuru yapılmadığı, davacının verimsizliğine ilişkin davalı işverenlik tarafından işyerinde bütün işçilere uygulanan objektif kriterlerin uygulandığına dair herhangi bir belge bulunmadığı, fesihte son çare ilkesine uyulmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, feshin geçersizliği ile davacının işe iadesine karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davalılar vekilleri temyiz etmiştir.
Gerekçe:
Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin geçerli nedene dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, kanuni dayanak 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. ve devamı maddeleridir.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesinde iş sözleşmesinin işveren tarafından işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanılarak feshedilebileceği düzenlenmiştir. Söz konusu geçerli sebepler 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25. maddesinde belirtilen derhal fesih için öngörülen haklı nedenler olduğu gibi, bu nitelikte olmamakla birlikte, işçinin ve işyerinin normal yürüyüşünü olumsuz etkileyen hallerdir. İşçinin sık sık rapor alması kanunun gerekçesinde bu nedenler içinde sayılmıştır. İşçinin yeterliliğinden veya davranışlarından kaynaklanan sebepler ancak işyerinde olumsuzluklara yol açması halinde fesih için geçerli sebep olabilirler. İş ilişkisinin sürdürülmesinin işveren açısından önemli ve makul ölçüler içinde beklenemeyeceği durumlarda, feshin geçerli sebeplere dayandığı kabul edilmelidir.
4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin ikinci fıkrasına göre feshin geçerli nedene dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
Dosya içeriğine göre, davacı davalılar arasında imzalanan ve zincirleme olarak birbirini izleyen belirli süreli hizmet alım sözleşmelerine istinaden, iş güvencesi hükümleri dahilinde E.. M.. otobüslerinde şoför olarak çalışmış; iş sözleşmesi, sık sık rapor alması nedeniyle kendisinden verim alınamaması, böylece yapmakla ödevli bulunduğu görevleri hatırlatıldığı halde yapmamakta ısrar etmesi gerekçesi ile feshedilmiştir. İşyeri dosyasına göre davacının 2012 yılında farklı tarihlerde toplam 106 gün sağlık raporu aldığı anlaşılmaktadır. Davacının aralıklarla sık sık rapor alması eyleminin; yürütülen işin sürekliliği dikkate alındığında, işyerinde olumsuzluklara yol açacağı, işin yürütümünü bozacağı açıktır. Bu haliyle iş sözleşmesinin sürdürülmesi işverenden beklenemez. Davalı işveren tarafından yapılan feshin haklı sebep ağırlığında olmasa da geçerli nedene dayandığının kabulü gerekir. Bu itibarla işe iade isteğinin reddi gerekirken, yazılı şekilde işe iadeye karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç:
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 204,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalılara ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde ilgiliye iadesine, kesin olarak 27.10.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.