Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2013/22300 E. 2014/33694 K. 27.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/22300
KARAR NO : 2014/33694
KARAR TARİHİ : 27.11.2014

MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 16. İş Mahkemesi
TARİHİ : 21/05/2013
NUMARASI : 2013/353-2013/187

Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, müvekkilinin 19.08.2004 tarihinde temizlik görevlisi olarak işe başladığını, 08.09.2011 tarihinde iş sözleşmesinin davalı tarafından tek taraflı olarak sonlandırıldığını, kıdem ve ihbar tazminatı ile bir kısım işçilik alacaklarının davalıdan tahsil edilerek müvekkiline ödenmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının 28.08.2011 tarihinde çalışma arkadaşı ile karşılıklı hakarete varacak derecede sinkaflı sözler sarfetmeye başladığını, müteakiben iş arkadaşını darp ettiğini, kesici alet ile üzerine yürümesinden dolayı iş sözleşmesinin 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/II uyarınca haklı sebeple feshedildiğini, beyanla davanın reddini savunmuştur. Belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacı işçinin iş sözleşmesinin davalı işverenlikçe haksız suretle feshedildiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm davalı tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
İş sözleşmesinin hak düşürücü süre içinde ve haklı sebeple feshedilip feshedilmediği hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
İşçi veya işveren bakımından haklı fesih sebeplerinin ortaya çıkması halinde, iş sözleşmesinin diğer tarafının sözleşmeyi haklı sebeple fesih yetkisinin kullanılma süresi sınırsız değildir. Bu bakımdan 4857 Kanun’un 26. maddesinde, fesih sebebinin öğrenildiği tarih ile olayın gerçekleştiği tarih başlangıç esas alınmak üzere iki ayrı süre öngörülmüştür. Bu süreler içinde fesih yoluna gitmeyen işçi ya da işverenin feshi, haklı bir feshin sonuçlarını doğurmaz. Bu süre, feshe sebep olan olayın diğer tarafça öğretilmesinden itibaren altı işgünü ve herhalde fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren bir yıl olarak belirlenmiştir.
4857 sayılı Kanunda, işçinin maddi çıkar sağlamış olması halinde bir yıllık sürenin işlemeyeceği öngörülmüştür. O halde, haklı feshe sebep olan olayda işçinin maddi bir menfaati olmuşsa, altı işgününe riayet etmek şartıyla olayın üzerinden ne kadar süre geçerse geçsin işverenin haklı fesih imkanı vardır.
Altı iş günlük süre işçi ya da işverenin haklı feshe sebep olan olayı öğrendiği günden itibaren işlemeye başlar. Olayı öğrenme günü hesaba katılmaksızın, takip eden iş günleri sayılarak altıncı günün bitiminde haklı fesih yetkisi sona erer.
İşverenin tüzel kişi olması durumunda altı işgünlük süre feshe yetkili merciin öğrendiği günden başlar. Bu konuda müfettiş soruşturması yapılması, olayın disiplin kurulunca görüşülmesi süreyi başlatmaz. Olayın feshe yetkili kişi ya da kurula intikal ettirildiği gün altı iş günlük sürenin başlangıcını oluşturur. Bir yıllık süre ise her durumda olayın gerçekleştiği günden başlar.
4857 sayılı Kanun’un 26. maddesinde öngörülen altı işgünlük ve bir yıllık süreler ayrı ayrı hak düşürücü niteliktedir. Bir başka anlatımla fesih hakkının öğrenmeden itibaren altı iş günü ve olayın gerçekleşmesinden itibaren bir yıl içinde kullanılması şarttır. Sürelerden birinin dahi geçmiş olması haklı fesih imkanını ortadan kaldırır. Hak düşürücü sürenin niteliğinden dolayı taraflar ileri sürmese dahi, hakim re’sen dikkate almak zorundadır.
Bu maddede belirtilen süreler geçtikten sonra bildirimsiz fesih hakkını kullanan taraf, haksız olarak sözleşmeyi bozmuş sayılacağından ihbar tazminatı ile şartları oluşmuşsa kıdem tazminatından sorumlu olur.
Somut olayda, davacı işçinin davalı şirkete ait işyerinde 19.08.2004-08.09.2011 tarihleri arasında temizlik görevlisi olarak çalıştığı, iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından 08.09.2011 tarihli fesih bildirimi ile 28.08.2011 tarihinde iş arkadaşı ile küfürleşerek kavga etmiş olduğunun, iş arkadaşını darp edip kesici alet ile üzerine yürüdüğünün tespit edildiğinin ve bu sebeple 4857 sayılı Kanun’un 25/II-h maddesi uyarınca haklı sebeple feshedildiği anlaşılmaktadır. Feshe yetkili makamın haklı sebebi öğrendiği tarihin ve bu tarihten itibaren altı işgünlük sürenin geçip geçmediği yönünden araştırma yapılıp feshin haklı veya geçerli sebebe dayanıp dayanmadığı tespit edilerek hüküm kurulmalıdır. Mahkemece eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 27.11.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.