Danıştay Kararı 10. Daire 2017/1527 E. 2021/4715 K. 13.10.2021 T.

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2017/1527 E.  ,  2021/4715 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2017/1527
Karar No : 2021/4715

DAVACI : … Filo Yön. ve Uzun Dönem Araç Kiralama Hiz. A.Ş.
VEKİLİ : Av. …
DAVALILAR : 1- …(Mülga …)
VEKİLİ : Av. …
2- … Başkanlığı
(Mülga …)
VEKİLİ : …

DAVANIN_KONUSU : 17/08/2007 tarih ve 26616 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in, 19/01/2016 tarih ve 29598 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelikle değişik 16. maddesinin 12. fıkrasında yer alan “Komisyon Müdürü Müsteşarlığın belirleyeceği esaslar çerçevesinde her yıl hakemlerin başvuracakları bilirkişi listesini düzenler. Bilirkişiler bu listelerden seçilir.” ibaresi ile bu fıkraya istinaden hazırlanmış olan Sigorta Tahkim Komisyonu Nezdinde Bilirkişilik Yapacaklara İlişkin Usul ve Esasların 1. maddesinin, 2. maddesinde yer alan “liste” tanımının, 4. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinin ve 4. fıkrasının, 5. maddesinin 1. fıkrasının, 5. maddesinin 2. fıkrasında yer alan “diğer hallerde” ibaresinin ve 6. maddesinin iptali istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI :
Davacı şirket tarafından, bilirkişi seçiminin davalı idarenin keyfiyetine bırakıldığı, kanunda bilirkişilerin seçimi konusunda davalı idareye verilmiş bir yetkinin bulunmadığı; davalı idare tarafından düzenlenen “Sigorta Tahkim Komisyonu Nezdinde Bilirkişilik Yapacaklara İlişkin Usul ve Esaslar”da yer alan düzenlemelerin yasal dayanağının bulunmadığı, yapılan düzenlemelerin bilirkişilerin tarafsızlığını ortadan kaldırdığı, yapılan düzenlemelerin nitelikli bilirkişileri sistemin dışına çıkarmaya yönelik tesis edildiği ileri sürülmüştür.

DAVALI … NIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından davanın süresinde açılmadığı, davacı şirketin dava açmakta menfaatinin bulunmadığı, dava konusu düzenlemelerin dayanağının Sigortacılık Kanununun 30. maddesi olduğu, hakemler hakkındaki yasaklılık ve ret sebeplerinin bilirkişiler hakkında da geçerli olduğu, iptali istenen düzenlemelerin hukuka uygun olduğu savunulmuştur.

DAVALI … KURUMU’NUN SAVUNMASI :
Öncelikle davanın süresinde açılmadığı, davacı şirketin dava açmakta menfaatinin bulunmadığı, iptali istenen düzenlemelerin ve işlemin Sigortacılık Kanununun 30. maddesine dayanılarak tesis edildiği, Sigorta Tahkim Komisyonuna bilirkişilerin niteliklerinin belirlenmesi konusunda kanunla yetki verildiği, bilirkişilerin tarafsızlığından şüphe duyulması halinde reddedilmesinin mümkün olduğu savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Dava Konusu Yönetmelik’in 16. maddesine eklenen 12. fıkrasındaki “Komisyon Müdürü Müsteşarlığın belirleyeceği esaslar çerçevesinde her yıl hakemlerin başvuracakları bilirkişi listesini düzenler. Bilirkişiler bu listelerden seçilir.” ibaresi yönünden davanın reddine, dava konusu Sigorta Tahkim Komisyonu Nezdinde Bilirkişilik Yapacaklara İlişkin Usul ve Esasların 1. maddesinin; 2. maddesinde yer alan “liste” tanımının; 4. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinin ve 4. fıkrasının; 5. maddesinin 1. fıkrasının; 5. maddesinin 2. fıkrasında yer alan “diğer hallerde” ibaresinin; 6. maddesinin iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI : …
DÜŞÜNCESİ : Dava; Sigorta Tahkim Komisyonu Nezdinde Bilirkişilik Yapacaklara İlişkin Usul ve Esasların 1’inci maddesinin, 2’nci maddesindeki “Liste” tanımının, 4’üncü maddesinin 1’inci fıkrasının (f) bendinin ve 4’üncü fıkrasının, 5’inci maddesinin 1’inci fıkrasının, 5’inci 2’nci fıkrasında yer alan “diğer hallerde” ibaresinin, 6’ncı maddesinin ve Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmliğin 16’ncı maddesinin 2’nci fıkrasında yer alan “Komisyon Müdürü Müsteşarlığın belirleyeceği esaslar çerçevesinde her yıl hakemlerin başvuracakları bilirkişi listesini düzenler. Bilirkişiler bu listelerden seçilir.” cümlesinin iptali istemiyle açılmıştır.
Davalı idareler tarafından ileri sürülen usüle yönelik iddialar yerinde görülmeyerek, işin esasının incelenmesine geçilmiştir.
Ülkemiz sigortacılığının geliştirilmesini sağlamak, sigorta sözleşmesinde yer alan kişilerin hak ve menfaatlerini korumak ve sigortacılık sektörünün güvenli ve istikrarlı bir ortamda etkin bir şekilde çalışmasını temin etmek üzere bu Kanuna tâbi kişi ve kuruluşların, faaliyete başlama, teşkilât, yönetim, çalışma esas ve usûlleri ile faaliyetlerinin sona ermesi ve denetlenmesine ilişkin hususlar ve sigorta sözleşmesinden doğan uyuşmazlıkların çözümlenmesine yönelik olarak sigorta tahkim sistemi ile ilgili usûl ve esasları düzenlemek amacıyla yürürlüğe giren 5684 sayılı Sigortacılık Kanununun 30’uncu maddesiyle, sigorta ettiren veya sigorta sözleşmesinden menfaat sağlayan kişiler ile riski üstlenen taraf arasında sigorta sözleşmesinden doğan uyuşmazlıkların çözümü amacıyla Sigorta Tahkim Komisyonu kurulmuştur. Aynı Kanunun 30’uncu maddesinin 18’inci fıkrasında, “Sigorta hakemleri ve raportörler tarafsız olmak zorundadır. Sigorta şirketlerinin, reasürans şirketlerinin, sigortacılık yapan diğer kuruluşların, sigorta eksperlerinin, sigorta acentelerinin ve brokerlerin ortakları, yönetim ve denetiminde bulunan kişiler ve bunlar adına imza atmaya yetkili olanlar ile tüm bu kuruluşlarda meslekî faaliyette bulunanlar ve sigorta eksperleri, sigorta acenteleri ve brokerler sigorta hakemliği yapamaz. Bu sınırlandırmalar söz konusu kimselerin eş ve çocukları için de geçerlidir. Hukuk Usûlü Muhakemeleri Kanununun 28 inci maddesi sigorta hakemleri hakkında da uygulanır.” hükmüne; 20’nci fıkrasında da, “Komisyonun yapısı ve görevleri ile Komisyon müdürü ve Komisyon müdür yardımcılarının nitelikleri, çalışma usûl ve esasları, raportörlerin, sigorta hakemlerinin çalışma usûl ve esasları, kararların ne şekilde düzenleneceği, Komisyona başvuru esasları, Liste tutulmasına ve bütçeye ilişkin esaslar ile katılım ücreti gibi hususlar yönetmelikle belirlenir.” hükmüne yer verilmiştir.
Söz konusu Kanun hükmüne dayanılarak yayımlanan Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmeliğin 16’ncı maddesinin 12’inci fıkrasında, “Hakem, çözümü hukuk dışında özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Hakemler hakkındaki yasaklılık ve ret sebepleriyle ilgili kurallar, bilirkişiler bakımından da uygulanır. Bu kapsamda, hakem ve bilirkişi ile taraf ve bilirkişi arasındaki ilişki bakımından 17 nci ve 18 inci maddeler kıyasen uygulanır. Komisyon Müdürü Müsteşarlığın belirleyeceği esaslar çerçevesinde her yıl hakemlerin başvuracakları bilirkişi listesini düzenler. Bilirkişiler bu listelerden seçilir. Bilirkişiye, sarf etmiş olduğu emek ve mesaiyle orantılı bir ücret ile varsa diğer giderleri ödenir. Bu konuda, Adalet Bakanlığınca çıkarılan ve her yıl güncellenen tarifenin asliye ticaret mahkemelerinde görülecek işler için uygulanacak kısmı esas alınır. Komisyon Müdürü, Müsteşarlığın belirleyeceği esaslar çerçevesinde söz konusu tarifenin uygulanmasına ilişkin işlemleri yürütür.” hükmü yer almıştır.
Görüldüğü üzere, sigorta tahkim komisyonu tarafından, teknik bilgi gerektiren durumlarda, uyuşmazlığın çözümlenebilmesi için bağımsız ve tarafsız olan bilirkişilerin görüşüne başvurulacağı açıktır.
Kanun koyucu, hakem ve bilirkişi ile taraf ve bilirkişi arasındaki ilişki bakımından 17 nci ve 18 inci maddeler kıyasen uygulanması gerektiğini belirterek, bilirkişilerde bulunması gereken niteliklerle ilgili asli düzenlemeyi yapmış ve bu şekilde Hazine Müsteşarlığına verilen yetkinin çerçevesini belirlemiştir. Bu itibarla; Yönetmeliğin iptali istenen hükmünde üst normlara ve hukuka aykırılık görülmemiştir.
Öte yandan, bu fıkraya istinaden hazırlanmış olan Sigorta Tahkim Komisyonu Nezdinde Bilirkişilik Yapacaklara İlişkin Usul ve Esasların 1’inci maddesinde düzenlemenin amacı belirlenmiş; bu amaçlara uygun olarak 2’nci maddede usul ve esaslar çerçevesinde tanımlamalara yer verilmiş, 4 ve 5’inci maddelerinde ise, bilirkişiliğe kabul şartları ile uzmanlık alanları sıralanmış, 6’ncı maddede başvuru ve listeye kayıt usulü düzenlenmiş ve bu değerlendirmeler sonucunda belirlenen bilirkişi listesi yayımlanmış olmakla birlikte; davacının Usul ve Esasların bazı maddelerinin iptali isteminde de kamu yararına ve hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenle; davanın reddi yönünde karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince,18/10/2019 tarihli ve 30922 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 47 sayılı Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile kamu tüzel kişiliğini haiz, idari ve mali özerkliğe sahip Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu kurulduğu, 47 sayılı Kararnamenin Geçici 2. maddesi uyarınca mülga Hazine Müsteşarlığı Sigortacılık Genel Müdürlüğü ve Sigorta Denetleme Kurulu Başkanlığı’nın iş ve işlemleriyle ilgili açılmış ve açılacak davalarda bu kurumun taraf sıfatını haiz olduğu anlaşıldığından, Hazine Müsteşarlığı yerine Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu hasım mevkiine alınarak, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Ticari faaliyetleri arasında araç kiralama işi de bulunan davacı şirket tarafından, Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde görev yapacak bilirkişilere ilişkin davalı idarece yapılan yönetmelik değişiklikliği ve bu konuda yayımlanan Usul ve Esaslar üzerine bakılan dava açılmıştır.

İNCELEME VE GEREKÇE:
USUL YÖNÜNDEN:
Davalı idareler tarafından, davanın süresi içinde açılmadığı ileri sürülmüş ise de; davacının dava konusu Usul ve Esasları 06/10/2016 tarihinde yapılan ilan ile öğrendiği, bakılan davanın ise 25/10/2016 tarihinde açıldığı görüldüğünden, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 7. maddesinde öngörülen 60 günlük dava açma süresi içinde açılan davanın süresinde olduğu anlaşılmıştır.
Diğer yandan, davalı idarelerce, davacının bu davayı açmakta menfaati olmadığı iddia edilmişse de; davacı şirketin araç kiralama faaliyetinde bulunduğu, bu nedenle Karayolları Trafik Kanunu kapsamında pek çok zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinin tarafı olarak Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde başvurularının bulunduğu görüldüğünden, davalı idarelerin bu yöndeki itirazı da yerinde görülmemiştir.

ESAS YÖNÜNDEN:
Dava Konusu Yönetmelik’in 16. maddesinin 12. fıkrasındaki “Komisyon Müdürü Müsteşarlığın belirleyeceği esaslar çerçevesinde her yıl hakemlerin başvuracakları bilirkişi listesini düzenler. Bilirkişiler bu listelerden seçilir.” ibaresinin incelenmesi:
Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmeliğin 16. maddesinin 12. fıkrası, “Hakem, çözümü hukuk dışında özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Hakemler hakkındaki yasaklılık ve ret sebepleriyle ilgili kurallar, bilirkişiler bakımından da uygulanır. Bu kapsamda, hakem ve bilirkişi ile taraf ve bilirkişi arasındaki ilişki bakımından 17 nci ve 18 inci maddeler kıyasen uygulanır. Komisyon Müdürü Müsteşarlığın belirleyeceği esaslar çerçevesinde her yıl hakemlerin başvuracakları bilirkişi listesini düzenler. Bilirkişiler bu listelerden seçilir. Bilirkişiye, sarf etmiş olduğu emek ve mesaiyle orantılı bir ücret ile varsa diğer giderleri ödenir. Bu konuda, Adalet Bakanlığınca çıkarılan ve her yıl güncellenen tarifenin asliye ticaret mahkemelerinde görülecek işler için uygulanacak kısmı esas alınır. Komisyon Müdürü, Müsteşarlığın belirleyeceği esaslar çerçevesinde söz konusu tarifenin uygulanmasına ilişkin işlemleri yürütür.” şeklinde iken, anılan düzenleme önce 14/06/2018 tarihli, ardından 10/08/2021 tarihli Resmi Gazete nüshalarında yayımlanan Yönetmeliklerle değiştirilmiş ise de; söz konusu değişikliklerin esas ilişkin değil, kurumların isim değişikliklerine yönelik olduğu görüldüğünden, iptal isteminin esasının incelenmesi uygun görülmüştür.
14/06/2007 tarih ve 26552 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun “Amaç ve kapsam” başlıklı 1. maddesinin 1. fıkrasında, “Bu Kanunun amacı, ülkemiz sigortacılığının geliştirilmesini sağlamak, sigorta sözleşmesinde yer alan kişilerin hak ve menfaatlerini korumak ve sigortacılık sektörünün güvenli ve istikrarlı bir ortamda etkin bir şekilde çalışmasını temin etmek üzere bu Kanuna tabi kişi ve kuruluşların, faaliyete başlama, teşkilat, yönetim, çalışma esas ve usulleri ile faaliyetlerinin sona ermesi ve denetlenmesine ilişkin hususlar ve sigorta sözleşmesinden doğan uyuşmazlıkların çözümlenmesine yönelik olarak sigorta tahkim sistemi ile ilgili usul ve esasları düzenlemektir.” hükmüne yer verilmiştir.
5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 30. maddesinde sigortacılıkta tahkim müessesesi düzenlenerek, sigorta ettiren veya sigorta sözleşmesinden menfaat sağlayan kişiler ile riski üstlenen taraf arasında sigorta sözleşmesinden veya hesaptan faydalanacak kişiler ile hesap arasında doğan uyuşmazlıkların çözümü amacıyla …Birliği nezdinde … Komisyonu oluşturulacağı kurala bağlanmış; anılan maddenin 21. fıkrasında, Komisyonun yapısı ve görevleri ile Komisyon müdürü ve Komisyon müdür yardımcılarının nitelikleri, çalışma usûl ve esasları, raportörlerin, sigorta hakemlerinin çalışma usûl ve esasları, kararların ne şekilde düzenleneceği, Komisyona başvuru esasları, Liste tutulmasına ve bütçeye ilişkin esaslar ile katılım ücreti gibi hususların yönetmelikle belirleneceği kuralı yer almıştır.
Yukarıda yer verilen Kanun hükümlerinin değerlendirilmesinden; dava tarihi itibariyle Müsteşarlığa, Komisyonun görevleri, komisyon müdürünün çalışma usul ve esasları konularında yönetmelikle düzenleme yapma yetkisinin verildiği, başka bir ifadeyle, bilirkişi listesinin düzenlenmesi konusunda komisyon müdürüne görev verilmesinin de Sigortacılık Kanunu’nun 30. maddesinin 21. fıkrası ile Müsteşarlığa tanınan yetki kapsamında yer aldığı anlaşılmış olup, dava konusu düzenlemede üst hukuk normlarına, mevzuata ve hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Dava konusu Sigorta Tahkim Komisyonu Nezdinde Bilirkişilik Yapacaklara İlişkin Usul ve Esasların 1. maddesinin; 2. maddesinde yer alan “liste” tanımının; 4. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinin ve 4. fıkrasının; 5. maddesinin 1. fıkrasının; 5. maddesinin 2. fıkrasında yer alan “diğer hallerde” ibaresinin ve 6. maddesinin incelenmesi:
3011 sayılı “Resmi Gazete’de Yayımlanacak Olan Yönetmelikler Hakkında Kanunun dava konusu düzenlemelerin yürürlüğe konulduğu tarihteki halinde, Başbakanlık, bakanlıklar ve kamu tüzel kişilerinin işbirliğine, yetki ve görev alanlarına ait hükümleri düzenleyen ve kamuyu ilgilendiren yönetmeliklerin Resmi Gazete’de yayımlanacağı öngörülmüştür.
Nitekim, 5684 sayılı Kanun’un 30. maddesine dayanılarak, sigorta ettiren veya sigorta sözleşmesinden menfaat sağlayan kişiler ile riski üstlenen taraf arasında sigorta sözleşmesinden doğan uyuşmazlıkların çözümü amacıyla Kanunda öngörülen tahkim sistemine ilişkin usul ve esasları düzenlemek amacıyla hazırlanan “Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik”, 17/08/2007 tarih ve 26616 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe konulmuştur.
Davalı idare tarafından, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmeliğin 16. maddesinin 12. fıkrasına dayanılarak, Sigorta Tahkim Komisyonu bünyesinde görev yapacak olan bilirkişilerde aranacak niteliklerin ve bilirkişi listesi tutulmasına ilişkin usul ve esasların belirlenmesi amacıyla “Sigorta Tahkim Komisyonu Nezdinde Bilirkişilik Yapacaklara İlişkin Usul ve Esaslar” hazırlanmış; anılan düzenlemenin 1. maddesinde, “Bu düzenlemenin amacı, sigorta tahkim komisyonu bünyesinde görev yapacak olan bilirkişilerde aranacak niteliklerin ve bilirkişi listesi tutulmasına ilişkin usul ve esasların belirlenmesidir. Bu usul ve esaslar Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmeliğin 16. maddesinin onikinci fıkrasına istinaden hazırlanmıştır.” düzenlemesine; 2. maddesinde, “Liste:Komisyon nezdinde tutulan bilirkişi listesini …ifade eder.” tanımına; 4. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinde, “Bu Usul ve Esasların 5 inci maddesine göre bilirkişilik uzmanlık alanlarına göre belirlenen yeterlilik koşullarını taşımak” ve 4. fıkrasında, “Komisyon bünyesinde fiilen sigorta hakemliği yapan kişi, Komisyon Müdürü tarafından oluşturulan bilirkişi listesinde yer alamaz” kuralına; 5. maddesinde, “(1)Aşağıdaki konularda bilirkişi atanacak kişilerin; a)Sürekli sakatlık/destekten yoksun kalma tazminatları; Aktüer veya yardımcı aktüer ile üniversitelerin ilgili bölümlerinde aktüerya konusunda görev yapan öğretim elemanı, b)Değer kaybı: Kara araçları branşında ruhsat sahibi sigorta eksperi, c) Yangın ve doğal afetler ile mühendislik sigortaları: İlgili branşta ruhsat sahibi sigorta eksperi, meslek odasına kayıtlı mühendis veya üniversitelerin ilgili bölümlerinde görev yapan öğretim üyeleri. e)Sağlık/hastalık: Devlete ait kurumlarda veya üniversite hastanelerinde görev yapan doktor, e)Devlet destekli tarım sigortaları:İlgili alanda ruhsat sahibi Tarım Sigortaları Havuzu eksperi olması gerekir. (2) Bilirkişi atanmasını gerektiren diğer hallerde, bilirkişi olarak atanacak kişinin üniversitelerin ilgili bölümlerinde öğretim üyesi olması ya da adli bilirkişi listesine veya meslek odasına kayıtlı olması gerekir” kuralına; 6. maddesinde “(1)Bilirkişiliğe başvuru, Komisyona ilgili belgeler eklenmek suretiyle yazılı olarak yapılır. (2)Başvuru dilekçesine eklenmesi zorunlu belgelerin eksik olması halinde, başvuru sahibine belgeleri tamamlaması için onbeş iş günü aşmamak üzere süre verilir.Eksik belgelerin tamamlanması halinde, Komisyon Müdürü başvuru hakkında karar verir. (3)Komisyon müdürü, listeye kayıt bakımından öncelikle başvuranın 4 üncü ve 5 inci maddelerdeki koşulları taşıyıp taşımadığını değerlendirir. Komisyon, bu koşulları taşıyanları listeye kaydeder.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Amacı, kapsamı ve düzenleme alanına yukarıda yer verilen dava konusu usul ve esasların hukuka uygun olup olmadığının, öncelikle idarenin düzenleme yetkisi çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir.
Anayasa’nın 124. maddesinin, dava konusu düzenlemenin yürürlüğe konulduğu tarihteki halinde yer alan “Başbakanlık, bakanlıklar ve kamu tüzel kişileri, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilirler. Hangi yönetmeliklerin Resmi Gazete’de yayımlanacağı kanunda belirtilir.” hükmü, idarenin özerk ve türev düzenleme yetkisinin Anayasal dayanağını oluşturmaktadır.
İdarenin düzenleme yetkisinin ikincil, türev nitelikte olduğu hususunda bir duraksama bulunmamaktadır. Anayasa’ya ve normlar hiyerarşisi kuramına göre, idarenin, düzenleme yetkisini yasalar çerçevesinde ve yasalara uygun olarak kullanması gereklidir. Yasanın öngördüğü düzenleme yetkisinin yine yasada belirtildiği gibi kullanılması, yasa hükmü bir konunun yönetmelikle düzenlenmesini öngörüyorsa düzenlemenin yönetmelikle yapılması zorunludur.
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlığa bakıldığında, anılan Yönetmelik’in “Sigorta Tahkim Sistemine başvuru ve hakem ataması” başlıklı 16. maddesine, 19/01/2016 tarih ve 29598 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Yönetmelik ile eklenen 12. fıkrasında; “Hakem, çözümü hukuk dışında özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Hakemler hakkındaki yasaklılık ve ret sebepleriyle ilgili kurallar, bilirkişiler bakımından da uygulanır. Bu kapsamda, hakem ve bilirkişi ile taraf ve bilirkişi arasındaki ilişki bakımından 17 nci ve 18 inci maddeler kıyasen uygulanır. Komisyon Müdürü Müsteşarlığın belirleyeceği esaslar çerçevesinde her yıl hakemlerin başvuracakları bilirkişi listesini düzenler. Bilirkişiler bu listelerden seçilir. Bilirkişiye, sarf etmiş olduğu emek ve mesaiyle orantılı bir ücret ile varsa diğer giderleri ödenir. Bu konuda, Adalet Bakanlığınca çıkarılan ve her yıl güncellenen tarifenin asliye ticaret mahkemelerinde görülecek işler için uygulanacak kısmı esas alınır. Komisyon Müdürü, Müsteşarlığın belirleyeceği esaslar çerçevesinde söz konusu tarifenin uygulanmasına ilişkin işlemleri yürütür.” düzenlemesine yer verilmekle yetinildiği, Sigorta Tahkim Komisyonu bünyesinde görev yapacak olan bilirkişilerde aranacak niteliklerin ve bilirkişi listesi tutulmasına ilişkin hususların Yönetmelikle düzenlenmeyerek, bu konunun davaya konu edilen usul ve esaslarla düzenlenmesi yoluna gidildiği görülmektedir.
Bu durumda; dava konusu düzenlemenin amacı, kapsamı ve düzenleme alanı göz önünde bulundurulduğunda, davalı idarenin sigorta tahkim komisyonunda görev alacak bilirkişilerde aranacak niteliklerin ve bilirkişi listesi tutulmasına ilişkin usul ve esasların Resmi Gazete’de yayımlanacak bir Yönetmelikle düzenlemesi gerekirken, anılan hususların “Usul ve Esaslar” şeklinde düzenlenmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı anlaşılmıştır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.17/08/2007 tarih ve 26616 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in, 19/01/2016 tarih ve 29598 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelikle değişik 16. maddesinin 12. fıkrasında yer alan “Komisyon Müdürü Müsteşarlığın belirleyeceği esaslar çerçevesinde her yıl hakemlerin başvuracakları bilirkişi listesini düzenler. Bilirkişiler bu listelerden seçilir.” ibaresi yönünden DAVANIN REDDİNE,
2. Dava konusu Sigorta Tahkim Komisyonu Nezdinde Bilirkişilik Yapacaklara İlişkin Usul ve Esasların 1. maddesinin, 2. maddesinde yer alan “liste” tanımının, 4. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinin ve 4. fıkrasının, 5. maddesinin 1. fıkrasının, 5. maddesinin 2. fıkrasında yer alan “diğer hallerde” ibaresinin ve 6. maddesinin İPTALİNE,
3. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin haklılık oranına göre … TL’sinin davacı üzerinde bırakılmasına, … TL’sinin ise davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine,
4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelerden Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu’na verilmesine, … TL vekâlet ücretinin ise davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine,
5. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30(otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 13/10/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.