Danıştay Kararı 12. Daire 2018/4660 E. 2021/4792 K. 13.10.2021 T.

Danıştay 12. Daire Başkanlığı         2018/4660 E.  ,  2021/4792 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONİKİNCİ DAİRE
Esas No : 2018/4660
Karar No : 2021/4792

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacının eşi, geçici köy korucusu olarak görev yapmakta iken köyde çıkan yangına müdahale ettiği sırada 01/11/1993 tarihinde vefat etmesinden dolayı, 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun uyarınca dul ve yetim aylığı bağlanması için yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açtığı davada, … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına istinaden 01/01/2011 tarihi itibarıyla kendisine aylık bağlanan davacı tarafından, 09/02/1994 – 01/01/2011 tarihleri arasında hak ettiği parasal haklarının ödenmesi istemiyle 01/07/2014 tarihinde idareye yaptığı başvurunun reddine ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin iptali ile bu tarihler arasında hakettiği parasal hakların 10/02/1994 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince; davacının, geçici köy korucusu iken vefat eden eşinden dolayı 09/02/1994 tarihinde Şirvan Kaymakamlığına başvuruda bulunduğu, idare kayıtlarında 10/02/1994 tarihi olarak gözüken bu başvuruya istinaden Jandarma Genel Komutanlığından olaya ilişkin bilgi ve belgelerin istenildiği; ancak, yapılan bu yazışmalardan sonra davalı idarenin mahkemenin verdiği iptal kararına kadar, uzun yıllar hareketsiz kaldığı ve başvuru sahibine de aylık bağlamadığı; oysa, davalı idarenin kendisine yapılan başvuruyu hem başvuru sahibi adına hem de dul ve yetim aylığına müstehak diğer kişiler adına bir şekilde sonuçlandırarak, olumlu veya olumsuz yönde bir işlem tesis etmesi gerektiği; kaldı ki, ölüm olayının meydana gelmesinden hemen sonra idarenin re’sen harekete geçerek dul ve yetim aylığına müstehak olan kişileri belirlemesi gerektiği; dolayısıyla, aylıkların hiçbir zaman tahakkuk ettirilmediği; bu itibarla mülga 5434 sayılı Kanun’un 116. maddesi uyarınca tahakkuk ettirilmeyen aylıkların aynı Kanun’un 117. maddesi uyarınca istihkak kesbedilmemeleri nedeniyle zamanaşına uğradığından da söz edilmeyeceği; zira, 09/02/1994 tarihinde yapılan başvuru neticesinde, davalı idarenin, dul ve yetim aylığına müstehak olan kişileri belirleyip onlar adına söz konusu aylıkları tahakkuk ettirmesi gerekirken, bu konuda hareketsiz kaldığı ve üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediği; … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına istinaden, geçici köy korucusu olan davacı murisinin ölümüne neden olan olayın, görevde iken gerçekleştiği ve içgüvenlik ve asayişin korunması yönelik olduğu değerlendirilerek davacıya 01/01/2011 tarihinden itibaren aylık bağlandığı görülmekle birlikte, barışta güven ve asayişi korumakla görevli olanların bu görevlerinden dolayı hayatlarını kaybetmeleri halinde geride kalan yakınlarına sahip çıkılmasının sosyal devlet ilkesinin ve ortaya çıkan zararın toplumun diğer kesimleri ile zarara uğramış kişiler arasında paylaştırılmasının fedakârlığın denkleştirilmesinin hakkaniyetin bir gereği olduğu dikkate alındığında, davacıya bağlanması gereken dul yetim aylığının ölüm olayının gerçekleştiği tarihi izleyen aydan itibaren bağlanması gerekirken, reddine ilişkin işlemde hukuka uygunluk görülmediği gerekçesiyle, dava konusu işlemin iptaline, bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük ve parasal haklarının, idareye ilk başvurulduğu 09/02/1994 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Yargı kararı gereği, davacıya 2330 sayılı Kanun’a göre Kurum kayıtlarına giren 01/12/2010 tarihli dilekçesini takip eden 01/01/2011 tarihinden itibaren dul aylığının bağlandığı, eşinin ölüm tarihinden yaklaşık on yedi yıl sonra geriye dönük olarak ödeme yapılamayacağı, ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : 5434 sayılı Kanun’un 117. maddesi uyarınca, davacının 01/12/2010 tarihinde kayda giren başvurusu dikkate alınarak, 01/01/2011 tarihinden geriye doğru beş yıllık süre içinde kalan aylıkların ödenmesinden sorumlu olduğu gözetildiğinde, İdare Mahkemesi kararının, dava konusu işlemin davacıya dul aylığın bağlandığı 01/01/2011 tarihinden geriye doğru beş yıl süre içinde kalan aylıkların ödenmemesine ilişkin kısmının iptali ile bu kısım nedeniyle yoksun kalınan parasal hakların idareye başvuru tarihi olan 01/07/2014 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine ilişkin kısmının onanması; kararın, dava konusu işlemin 09/02/1994 ila 01/01/2006 tarihleri arasında kalan aylıkların ödenmemesine ilişkin kısmının iptali ile bu kısım nedeniyle yoksun kalınan parasal hakların yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine ilişkin kısmının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY:
Davacının, geçici köy korucusu olarak görev yapmakta iken köyde çıkan yangında 01/11/1993 tarihinde vefat eden eşinden dolayı dul aylığı bağlanması isteğiyle 09/02/1994 tarihinde başvuruda bulunduğu, daha sonra 23/11/2010 ve 01/12/2010 tarihlerinde aynı istemlerle başvuruda bulunduğu, 23/11/2010 tarihli başvurusunun 13/07/2011 tarihli işlemle reddedilmesi üzerine açtığı davada, … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla, 442 sayılı Köy Kanunu’nun 68. maddesine göre, köy sınırı içinde herkesin ırzını, canını ve malını korumak köy korucularının görevleri arasında sayıldığı, çıkan yangına müdahale ederken vefat eden davacının murisinin vefat etmesine neden olan olayın görevde iken gerçekleştiği ve içgüvenlik ve asayişin korunmasına yönelik olduğu, 2330 sayılı Kanun uyarınca aylık bağlanması gerekirken, bu isteminin reddine ilişkin işlemde hukuka uygunluk görülmediği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
İdare Mahkemesinin anılan iptal kararı üzerine, davalı idare tarafından, davacıya 2330 sayılı Kanun kapsamında, Kurum kayıtlarına 01/12/2010 tarihinde giren başvurusunu izleyen 01/01/2011 tarihinden itibaren 2330 sayılı Kanun uyarınca dul aylığı bağlanmıştır.
… İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı temyiz incelemesi sonucu Danıştay Onbirinci Dairesinin 24/10/2014 tarih ve E:2014/816, K:2014/6199 sayılı kararıyla onanmış ve kesinleşmiştir.
Davacı, bu kez, 01/07/2014 tarihinde davalı idareye yaptığı başvuru ile 09/02/1994 – 01/01/2011 tarihleri arasında hak ettiği parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesini talep etmiş, davacının bu başvurusu davalı idarenin … tarih ve … sayılı işlemiyle reddedilmiştir.
Bunun üzerine, bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu’nun 66. maddesi uyarınca ölüm tarihinde bu Kanuna göre aylığa müstehak olan dul ve yetimlere 74. maddede belirtilen şartları taşımaları kaydıyla aylık bağlanacağı belirtilmiş; 117. maddesinde; “Bu kanun gereğince çeşitli adlarla ödenecek paralardan; istihkak kesbedildiği tarihlerden itibaren beş yıl sonuna kadar alınmıyan veya yazı ile müracaat edilerek aranmıyanlar Sandık lehine zamanaşımına uğrar.” kuralına, 118. maddesinde; “Sandığa müracaat etmemenin makbul veya mücbir bir sebebe dayandığını genel hükümlere göre ispat edenler hakkında yukardaki maddeler hükümleri uygulanmaz. Ölümü duymamış olmak, ispat edilmek şartiyle, mücbir sebep sayılır.” kuralına yer verilmiş; aynı Kanun’un 121. maddesinin birinci fıkrasında, her ne suretle olursa olsun istihkaklarından fazla yapılan ödemelerin, ilgililerin, varsa sonraki her çeşit istihkaklarından hüküm alınmaksızın kesilmek suretiyle geri alınacağı, ikinci fıkrasında, herhangi bir nedenle Sandık tarafından ilgililere istihkaklarından fazla veya yersiz olarak yapılan ödemelerin, bu hatalı işlemlerin düzeltildiği tarihten geriye doğru hesap edilecek beş yıllık tutarlarının tahsil edileceği kurala bağlanmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdare Mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkün olup, davalı İdare tarafından ileri sürülen hususlar, kararın; dava konusu işlemin, davacıya dul aylığın bağlandığı 01/01/2011 tarihinden geriye doğru beş yıl süre içinde kalan (01/01/2006) aylıkların ödenmemesine ilişkin kısmının iptali ile bu kısım nedeniyle yoksun kalınan parasal hakların idareye başvuru tarihi olan 01/07/2014 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine ilişkin kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Kararın, dava konusu işlemin 09/02/1994 ila 01/01/2006 tarihleri arasında kalan aylıkların ödenmemesine ilişkin kısmının iptali ile bu kısım nedeniyle yoksun kalınan parasal hakların yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine ilişkin kısmına gelince:
Yukarıda açık metinlerine yer verilen mevzuat hükümleri bir bütün halinde değerendirildiğinde; ilgililerin 5434 sayılı Kanun kapsamında hak ettiği bir alacak söz konusu olduğunda; bu hakkın talep edilebilmesi için doğumundan itibaren beş yıllık bir zamanaşımı süresinin öngörüldüğü; belli hallerde bu sürenin dikkate alınmayacağının düzenlendiği; aynı zamanda Emekli Sandığına (Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı) ilgililere fazladan ödeme yapıldığı durumlarda hatalı işlemin düzeltildiği tarihten itibaren beş yıl geriye gidilerek yapılan bu ödemeyi tahsil etme imkânının verildiği anlaşılmaktadır.
Dosyanın incelenmesinden; davacının, geçici köy korucusu olarak görev yapmakta iken köyde çıkan yangında 01/11/1993 tarihinde vefat eden eşinden dolayı dul aylığı bağlanması isteğiyle 09/02/1994 tarihinde başvuruda bulunduğu, idarenin kaydına 10/02/1994 tarihinde giren bu başvuru üzerine Jandarma Genel Komutanlığından 17/05/1994 tarihli yazı ile nakdi tazminat komisyon kararının istenildiği ve bu durumun davacıya bildirildiği, ancak herhangi bir işlem yapılmadığı; daha sonra, davacının yeniden idare kaydına 01/12/2010 tarihinde giren 23/11/2010 tarihli dilekçesiyle başvuruda bulunduğu, bu başvuru üzerine tesis edilen 13/07/2011 tarihli işlemin yargı kararıyla iptal edilmesi üzerine, davacıya 01/01/2011 tarihinden itibaren aylık bağlandığı, davacının 01/07/2014 tarihli başvurusunda idareye ilk olarak yaptığı başvuru tarihinin 10/02/1994 olması nedeniyle 10/02/1994- 01/01/2011 tarihleri arasındaki parasal haklarının da yargı kararı gereği istenildiği; ancak, davalı idarece 01/01/2011 tarihinden itibaren aylık bağlanmasına yönelik yapılan işlemde yanlışlık bulunmadığı belirtilerek, bu isteğin reddedildiği anlaşılmıştır.
Bu durumda, idarenin, 5434 sayılı Kanun’un 117. maddesi uyarınca, davacının 01/12/2010 tarihinde kayda giren başvurusu dikkate alınarak, 01/01/2011 tarihinden geriye doğru beş yıllık süre içinde kalan aylıkların ödenmesinden sorumlu olduğu gözetildiğinde, davacının bu dönemi aşan 09/02/1994 ilâ 01/01/2006 dönemine ilişkin talebinin reddi yolunda tesis edilen dava konusu işlemin bu kısmında hukuka aykırılık görülmemiştir.
Bu duruma göre, İdare Mahkemesinin dava konusu işlemin 09/02/1994 ila 01/01/2006 tarihleri arasında kalan aylıkların ödenmemesine ilişkin kısmının iptali ile bu kısım nedeniyle yoksun kalınan parasal hakların yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine ilişkin kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin kısmen reddi ile İdare Mahkemesi kararının, dava konusu işlemin davacıya dul aylığın bağlandığı 01/01/2011 tarihinden geriye doğru beş yıl süre içinde kalan (01/01/2006) aylıkların ödenmemesine ilişkin kısmının iptali ile bu kısım nedeniyle yoksun kalınan parasal hakların idareye başvuru tarihi olan 01/07/2014 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine ilişkin kısmının ONANMASINA,
2. Kısmen kabulü ile İdare Mahkemesi kararının, dava konusu işlemin 09/02/1994 ilâ 01/01/2006 tarihleri arasında kalan aylıkların ödenmemesine ilişkin kısmının iptali ile bu kısım nedeniyle yoksun kalınan parasal hakların yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine ilişkin kısmının BOZULMASINA,
3. Dosyanın bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere Mahkemeye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 13/10/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.