YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/26826
KARAR NO : 2015/37773
KARAR TARİHİ : 16.11.2015
Tebliğname No : 4 – 2011/305273
MAHKEMESİ : Osmaniye (Kapatılan) 2. Sulh Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 26/05/2011
NUMARASI : 2010/1352 (E) ve 2011/680 (K)
SUÇLAR : Tehdit, hakaret
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Sanığın, katılana söylediği kabul edilen “kızı benim elimden neden aldınız, ben sizi öldüreceğim, sizin hepinizi tarayacağım, sizin hepinizin anasını avradını sinkaf edeceğim” şeklindeki sözlerin bir bütün halinde tehdit suçunu oluşturduğu gözetilmeden, hakaret ve tehdit eylemlerinden hüküm kurulması,
2-Kabule göre,
a-Sanıklar hakkında TCK’nın 61. maddesindeki ölçütler ve aynı Kanunun 3. maddesindeki “fiilin ağırlığıyla orantılı ceza verilmesi ilkesi” çerçevesinde, somut olay açıkça irdelenerek temel cezaların saptanması gerektiği gözetilmeden, temel özgürlüğü bağlayıcı cezalarda “sanığın sabıkalı geçmişi nazara alınarak” şeklindeki yetersiz gerekçeyle alt sınırdan uzaklaşılarak hükümler kurulması,
b-Sanık hakkında hakaret ve tehdit eylemlerinden kurulan hükümlerde sonuç cezanın, 9 ay 10 gün yerine 9 ay 5 gün olarak eksik belirlenmesi,
c-Tekerrüre esas alınan önceki mahkumiyetin, kesin nitelikteki adli para cezasından ibaret olması karşısında, TCK’nın 58. maddesinin uygulanamayacağının gözetilmemesi,
d-TCK’nın 53/l-(c) maddesindeki hak yoksunluğunun sanığın kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden koşullu salıverme tarihine kadar, diğer kişilere karşı belirtilen yetkiler yönünden mahkum olunan hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar geçerli olacağının gözetilmemesi,
Kanuna aykırı ve sanık E.. D..’in temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yeniden hüküm kurulurken 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereğince yürürlükte olan 1412 sayılı CMUK’nın 326/son maddesi uyarınca kazanılmış hakkın saklı tutulmasına, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 16/11/2015 tarihinde 1 nolu bozma nedeni açısından, ayrıca hakaret suçunun da oluşacağı yönünde üye Ramazan Bayrak’ın muhalefeti nedeniyle oyçokluğuyla ve diğer hususlarda oybirliğiyle karar verildi.
KARŞI OY:
Dairemizin 16/11/2015 tarih ve 2013/26826 Esas, 2015/37773 Karar sayılı ilamıyla, Osmaniye 2. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 26/05/2011 tarih ve 2010/1352 Esas ve 2011/680 sayılı kararının BOZULMASI’na dair (1) no’lu bozma ilamına konu sanığın ölümle tehdit sözlerinin yanında, “..sizin hepinizin anasını avradını sk. edeceğim” şeklinde sarfettiği sözlerin, ayrıca hakaret suçunu oluşturacağı kanaatinde olduğum için karşı oy kullanmış bulunmaktayım. Şöyle ki:
Temyize konu sanık E.. D..’e yüklenen suçlara ilişkin olarak; sanığın olay günü cep telefonlarından müştekiyi birden fazla kez arayıp, “kızı benim elimden aldınız, ben sizi öldüreceğim, sizin hepinizi tarayacağım, sizin hepinizin anasını avradını sk. edeceğim” diyerek tehdit ve hakaret ettiğinden bahisle kamu davası açılmıştır.
Yerel mahkemece yapılan yargılama sonunda, her iki suçtan mahkumiyet hükümleri kurulmuştur.
Dairemizin sayın çoğunluğu ile aramızdaki ihtilaf, sanığın sözlerinin TCK’nın 106/1 ve 125/1. maddeleri kapsamında tehdit ve hakaret suçlarını mı, yoksa, bu fiillerin tümüyle 106/1. maddesinin 1. cümlesindeki tehdit suçu mu oluşturduğuna ilişkindir.
Bilindiği üzere hakaret suçları, “bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığını rencide edecek şekilde somut bir fiil veya olgu isnat etmekle ya da sövme suretiyle yine kişinine onur, şeref ve saygınlığına saldırı” halinde oluşmaktadır. “Bir kişiye ya da yakınına hayatı, vücudu veya cinsel dokunulmazlığına saldıracağından bahisle” eylemin işlenmesi halinde TCK’nın 106/1. madde ve fıkrasının 1. cümlesindeki tehdit suçu söz konusudur. Dava konusu olayımızda sanığın, “kızı benim elimden aldınız, ben sizi öldüreceğim, sizin hepinizi tarayacağım, sizin hepinizin anasını avradını sk. edeceğim” şeklindeki sözlerden ilk bölümü, kanunda tanımlandığı şekliyle “tehdit”; son kısmı ise, “hakaret” niteliğindedir. Zira, şimdiye kadar yerleşmiş uygulama ve Yargıtay içtihatları da bu doğrultudadır. Aynı zamanda halkın genel algısı itibariyle de bu sözler, “hakaret” kabul edilmektedir. Keza, 5237 Sayılı yeni TCK sistemi de tam bunu öngörmektedir. Yeni TCK’nın suç teorisine ilişkin açıklamalarında, suçların içtimaı bakımından gerçek içtima kurallarının benimsendiğini görmekteyiz (İzzet Özgenç, TCH Genel Hükümler, 11. Basım, Ağustos 2015, Seçkin Yayınevi, Ankara, sh. 554). Nitekim, TBMM Adalet Komisyonu’nun TCK Tasarısına ilişkin 3/8/2004 tarih ve Esas: 1/593, Karar: 60 sayılı raporu, TBMM, Dönem: 22, Yasama Yılı: 2, Sıra Sayısı: 664, sh, 229′ da yer aldığı gibi; “Kaç fiil varsa o kadar suç, kaç suç varsa o kadar ceza vardır.”
Sayın çoğunluğun benimsediği biçimde, suça konu sözlerin cinsel dokunulmazlığa yönelik tehdit suçunu oluşturabilmesi için, sanıkta ileri sürülen saldırıyı gerçekleştirebilecek irade, güç ve somut bulgu söz konusu olmalıdır. Bir başka deyişle, cinsel dokunulmazlığa yönelik tehdit eylemine ilişkin ciddi bir korkutuculuk özelliği taşıması, muhatabın ilk anda buna dair algısının oluşmasının yanında, failin de bu yönde bir iradesinin ortaya çıkması gerekmektedir. Mesela sanığın “ben senin ananı veya kızını bağa/bahçeye ya da çarşıya giderken/tenhada görürsem yapacağımı bilirim” veyahut “..kızını/eşini/kardeşini…kaçıracağım..” şeklindeki sözlerinde, kelimelerin yalın anlamları itibariyle baktığımızda”cinsel dokunulmazlığa yönelik “tehdit” yer almamasına karşın; bu sözlerin, söyleniş biçimi, mağdurda ilk anda oluşan algı ve genel kanaat itibariyle “cinsel dokunulmazlığa yönelik tehdit” olarak kabulünde zorunluluk bulunmaktadır.
Görülüyor ki, failin mağdurun ya da bir yakınının cinsel dokunulmazlığının tehlikeye uğratılacağı yönünde bir iradesinin ortaya çıkması gerekmektedir. Gerçekten de, TCK’nın 106. maddesinin gerekçesinin dördüncü paragrafında değinildiği gibi; “Tehdidin özelliği, kötülüğün gerçekleşip gerçekleşmeyeceğinin, tehdit edenin iradesine bağlı olmasıdır. Tehdit konusu kötülüğün gerçekleşip gerçekleşmemesi, gerçekten veya en azından görünüş itibarıyla failin takdirine bağlıdır.” Şimdi burada sanığın, “ben senin ananızı avradını sin kaf edeceğim” sözlerinde sanığın nasıl bir iradesi var ki, mağdurun hem anasına, hem avradına/eşine cinsel saldırı gerçekleştireceğinden bahsediyor?!. Bu şekildeki kabul; sanığın kastı, oluş ve dosya kapsamına uymamaktadır.
Ayrıca, her geleceğe dönük ya da geniş zaman kipinde sarfedilen sin-kaflı sövme niteliğindeki sözlerin tümünün tehdit olarak kabulü gibi yanlış bir uygulamaya yol açılır ki, bu suretle hakaret suçlarının uygulama alanını daraltmış oluruz.
Yukarıda açıklandığı üzere, yerel mahkeme kararının BOZULMASI’na dair ilamının (1) nolu bendindeki görüşüne iştirak edemiyorum.
Muhalif Üye