Danıştay Kararı 5. Daire 2017/6856 E. 2021/2978 K. 11.10.2021 T.

Danıştay 5. Daire Başkanlığı         2017/6856 E.  ,  2021/2978 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2017/6856
Karar No : 2021/2978

DAVACI : …

DAVALI : … Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Av. …

DAVANIN KONUSU : Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin, 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 4(8)b maddesi ile değişik, 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin aynı KHK uyarınca oluşturulan Komisyonun … tarih ve … sayılı kararının iptali ile yoksun kaldığı özlük ve parasal haklarının yasal faiziyle birlikte iadesi istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu kararın, savunması alınmadan, hakimlik teminatı ve bağımsızlığına aykırı şekilde tesis edildiği, bilgisi ve onayı bulunmayan sıkıyönetim görevlendirme listesinin aleyhine delil teşkil etmediği, 667 sayılı KHK’nın geçmişle etkili sonuç doğurmasının hukuka aykırı olduğu, KHK’daki iltisak ve irtibat terimlerinin muğlak olduğu, masumiyet karinesinin ihlal edildiği ileri sürülerek hukuka aykırı olduğu iddia edilmiştir.

DAVALININ SAVUNMASI : Dava konusu kararın 667 sayılı KHK’nın öngördüğü değerlendirmenin yapılması suretiyle hukuka uygun olarak tesis edildiği, davacının bir kamu görevlisi olarak Anayasaya sadakat borcunu yerine getirmediği ve kazanılmış haklarının söz konusu olamayacağı ileri sürülmüştür.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’İN DÜŞÜNCESİ: Davanın derdestlik nedeniyle incelenmeksizin reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI … DÜŞÜNCESİ : Dava, … Kor.K.lığı Askeri Mahkemesinde Hak.Yzb. Rütbesi ile Askeri Hakim olarak görev yapmakta iken, meslekten çıkarılan davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin, 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 4. maddesi ile değişik 3/1.maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Askeri Hakimler Komisyonunun 02.09.2016 tarih ve 2016/1 sayılı kararının iptali ile, bu işlemden kaynaklanan tüm özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemi ile açılmıştır.
T.C. Anayasasının 138. maddesinde, “Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler. Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz.” hükmüne yer verilmiş, 139. maddesinde, “Hakimler ve savcılar azlolunamaz. Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar, görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hakkında kanundaki istisnalar saklıdır.” kuralı yer almıştır.
Öte yandan, kamu düzeni ve güvenliği açısından, Anayasa’nın 120. maddesi ve 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde, Milli Güvenlik Kurulunun, Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi yönündeki … tarih ve … sayılı tavsiye kararı üzerine toplanan Bakanlar Kurulu’nca 15.7.2016 tarihinde başlatılan darbe girişimi üzerine ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiş, bu karar Türkiye Büyük Millet Meclisinde onaylanarak 21.7.2016 tarihli ve 29777 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanununun 4. maddesi uyarınca Bakanlar Kurulunca 22.7.2016 tarihinde kararlaştırılan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname 23.07.2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe konulmuş, “Yargı mensupları ile bu meslekten sayılanlara ilişkin tedbirler” başlıklı 3. maddesinin 1. fıkrasında, “Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen askeri hakimler hakkında Milli Savunma Bakanının başkanlığında, Milli Savunma Bakanı tarafından birinci sınıf askeri hakimler arasından seçilecek iki askeri hakimden oluşan komisyonca, meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilir.” şeklinde düzenleme yapılmış ve bu Kanun Hükmünde Kararname, 29.10.2016 tarih ve 29872 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6749 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun ile kanunlaşmıştır.
08.03.2018 tarih ve 30354(mükerrer) sayılı resmi gazetede yayımlanrak yürürlüğe giren 7075 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun’un 11. maddesinin 2. fıkrasında, “22.7.2016 tarih ve 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 3’üncü maddesinin birinci fıkrası ile 18.10.2016 tarih ve 6749 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrası kapsamında meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilenler, kararın kesinleşmesinden itibaren altmış gün içinde ilk derece mahkemesi olarak Danıştaya dava açabilir.” hükmü getirilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, işlem tarihi itibariyle dava konusu işleme karşı yargı yolunun açık olduğu, davacının söz konusu işlemin iptali istemiyle ilk olarak mülga Askeri Yüksek İdare Mahkemesi nezdinde 04/10/2016 tarihinde dava açtığı,23/01/2017 tarih ve 29957 sayılı resmi gazetede yayımlanan ve daha sonra 08/03/2018 tarihinde yürürlüğe giren 7075 sayılı kanun ile kanunlaşan 685 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 11/2. maddesi ile davaya bakmakla Danıştayın görevli kılınması üzerine aynı KHK’nin Geçici 1. Maddesi uyarınca dava dosyasının Danıştay Başkanlığına gönderildiği anlaşılmıştır.
Olayda, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 3/1 maddesi ile kurulan Komisyonun … tarih ve … sayılı kararıyla, askeri hakimlerin tüm meslek safahatleri, askeri hakimlik sınavı ile mesleğe kabul edilenlerin yazılı sınav, mülakat, sağlık muayene süreçleri, mesleki safahatlarındaki terfi, ilerleme ve olağanüstü tayinler, liyakat dışı safahat gelişmeleri, darbe girişimi esnasındaki katılım ve tutumları ile darbe girişimi sonrasında kendilerine tevdi edilen görev ve sözde Sıkıyönetim Mahkemeleri Görevlendirme Listesindeki görev durumları, FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü tarafından yapılan ve TSK’ya kumpas olduğu kabul edilen Atabeyler, Sauna, Ergenekon, Balyoz, İstanbul Casusuluk, Amirallere Suikast, Poyrazköy, Kozmik Oda, İzmir Casusuluk vb… davalardaki tutum ve davranışları, bu davalardaki konumları, bu davalar ile ilgili oluşturulan komisyonlarda, hayatın olağan akışına, evrensel ve objektif hukuk mantığına uygun olmayan oy, karar ve değerlendirmeleri, bu davalarda kumpas mağduru olduğu anlaşılan TSK personelinin ihbar, şikayet ve başvuruları, başta Genelkurmay Askeri Savcılığının soruşturma dosyaları olmak üzere, askeri yargı kapsamında FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne yönelik yürütülen soruşturmalar, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturma kapsamında temin edilen bilgi ile belgeler, Jandarma Genel Komutanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve MİT Müsteşarlığının değerlendirmeleri, MASAK’ın tespitleri, örgüte ilişkin finans kurumlarına yönelik finans aktarımları, örgüt tarafından kullanılan sosyal iletişim ağları birlikte dikkate alınarak, 667 sayılı KHK’nın 3’üncü maddesinin (1) numaralı fıkrası kapsamında FETÖ/PDY örgütü ile iltisak ve irtibatının olduğu sabit görüldüğünden, davacının 667 sayılı Olağanüstü Hâl Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 3’üncü maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 26.9.2017 tarih ve 2017/16-956 Esas, 2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 24.4.2017 tarih ve 2015/3 esas, 2017/3 sayılı kararında, FETÖ/PDY’nin silahlı bir terör örgütü olduğu belirlenmiştir.
6749 sayılı Kanun ve 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin “Yargı mensupları ile bu meslekten sayılanlara ilişkin tedbirler” başlıklı 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında, genel olarak “terör örgütlerine” veya “Milli Güvenlik Kurulunca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplar”dan söz edilmekle birlikte, 667 sayılı KHK’nın genel gerekçesi ile madde gerekçesinde “FETÖ/PDY” maddede sayılan “terör örgütü, yapı, oluşum veya gruplar” arasında belirtilmiş ve anılan maddeye göre meslekten çıkarma tedbirinin uygulanabilmesi için sözkonusu bağın yapıya, oluşuma veya gruba üyelik veya mensubiyet şeklinde olması zorunlu olmayıp irtibat ya da iltisak şeklinde olması da yeterli görülmüştür.

Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ”kavuşan, bitişen, birleşen”, irtibatlı kavramını ise ”bağlantılı” olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.
211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanununun 37. maddesinde TSK’de göreve başlayan her askerin”… milletime ve cumhuriyetime doğruluk ve muhabbetle, hizmet ve kanunlara ve nizamlara ve amirlerime itaat edeceğime…” ifadelerini de içeren and içme ile hizmete başlayacağı,39. maddesinde de cumhuriyete sadakatin her askerin esas vazifeleri arasında olduğu belirtilmiştir.
Anayasaya, kanunlara ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm vermekle yükümlü olan yargı mensuplarının, bağımsızlık ve tarafsızlık ilkeleriyle hiçbir biçimde bağdaşmayacak yapılanmaların içine girerek örgüt hiyerarşisi altında ideolojik bağlılıkla hareket etmelerinin, Anayasal bir hak olan adil yargılanma hakkının önünde engel oluşturacağı ve nihayetinde yargıya olan güvene zarar vereceği kuşkusuzdur.
AİHM “demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu” belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM’e göre “kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır.” (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28).
Anayasa’nın “Hakimlik ve savcılık mesleği” kenar başlıklı 140. maddesine Danışma Meclisi tarafından yazılan gerekçede “… Adalet tevzii herşeyden önce güvenilir nitelikte olmalıdır. Bu hizmeti görenlerin tarafsızlıklarından şüphe edilmesi, hizmetin tam olarak yerine getirilmiş olduğunun kabulüne engeldir. Bu itibarla görevlerinde özel hayatlarında tarafsızlıklarına dair bir davranışta bulundukları sanısını verecek hareketlerden sakınmak zorundadırlar.” denilmektedir.Bu bağlamda, yargı mensuplarının memurlardan farklı olarak “bağımsızlık” ve “tarafsızlık” ilkeleri çerçevesinde hukuk devletine ve demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğü olarak ortaya çıkar.
Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan hakim ve savcıların, Anayasa gereği tarafsız ve bağımsız olarak görev yapmaları, Anayasa’ya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm vermeleri ve anayasal düzene sadakat göstermeleri, hukuk devletinde demokratik toplum düzeninin korunması açısından büyük önem arz etmektedir.
Dosyanın incelendiği tarihteki mevcut bilgi ve belgelere göre, davacının 2004 nasıplı sözleşmeli subay olarak J. Gen.K.lığında göreve başladığı, 2011 yılında muvazzaf subay olduğu,30.09.2012 tarihinde Milli Savunma Bakanlığı tarafından yapılan Askeri Hakim alımı sınavını kazandığı, stajı müteakip 17/12/2013 tarihinde … Kor.K.lığı Askeri Mahkemesine hakim olarak göreve başladığı,Askeri Hakim Alımları Sınavlarında Usulsüzlük Yapıldığına İlişkin İddialar Kapsamında düzenlenen Bilirkişi Raporunda(İDD.s.375-384) yazılı sınavın 2009 yılından itibaren zorlaştırıldığı, 2012 yılındaki sınavın 2009, 2010 ve 2011 yıllarındaki testlere göre daha zor olduğu, 2012 yılı adaylarının test puanlarına dışarıdan bir müdahalenin (test sorularını sınavdan önce görmek gibi) çok daha fazla adaya uygulandığı, sorulan toplam 100 adet sorudan, bir Hukuk Fakültesi mezununun kolaylıkla çözemeyeceği soru sayısının 55 adet olarak belirlendiği (önceki yıllardan daha fazla), sınavda yer alan sorulardan zor olarak nitelendirilen 55 sorudan 1 tanesini doğru yanıtlama olasılığının 0,000064, 2 tanesini doğru yanıtlama olasılığının 0,000434 olduğu, yapılan hesaplamalar sonucunda 28’inci sorudan itibaren bu olasılığın 0,000000 olduğunun tespit edildiği, bu sebeple 55 sorudan 18 ve üzerinde bir sayıda doğrusu olan adayların bu kadar doğruyu tesadüfen yapma imkanının bulunmadığı, bu kişilerin sınavdan önce söz konusu soruları görmüş olduklarına ilişkin kanaate varıldığı, netice itibariyle raporlarda isimleri sayılı 107 kişinin sınavdan önce bu soruları gördükleri ve sınav sonuçları hakkında “KUVVETLİ ŞÜPHELİ” kararı verildiği, … Cumhuriyet Başsavcılığınca … tarih İDD.No.:… sayılı iddianamesi ile açılan ve … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E… sayılı kararına konu başka bir davada tanık olarak dinlenen ve askeri hakim alımı sınavına girmiş olan ..’ın da bilirkişi raporunu doğrulayan beyanlarda bulunduğu(D.5.D.2017/6708 sayılı esasına kayıtlı dosyada mevcut CD.),2016 Eylül ayı içerisinde FETÖ/PDY terör örgütünden gözaltına alınmasını müteakip etkin pişmanlık yasasından yararlanan ve ifadesi tespit edilen …’ın, Erzurum’a tayin olunca ilgilenmek için davacıyı aradığını, normalde gelen kişilerin kendilerini aradığını ancak davacının aramaması nedeniyle kendisinin davacıyı aradığını, kendisinin abi olarak davacı ile samimiyet kurmaya çalıştığını,davacının sohbetlere gelip gitmek istemediğini,özellikle 17-25 Aralık 2013 tarihinden sonra zaten askeri personelde de bir korku tedirginlik ve gelip gitmeme gibi bir şey olduğu için kendisinin de çok ısrarcı olmadığını ancak 2-3 defa görüşebildiklerini,daha sonrasında bir irtibatının olmadığını beyan ettiği (ANK.16.Ağır C.Mah.kararı s.187),15 Temmuz 2016 tarihinde FETÖ mensuplarınca gerçekleştirilendarbe girişimi sırasında sözde ” Yurtta Sulh Konseyi” tarafından yayımlanan ”Sözde Sıkıyönetim Direktifi”nin EK-B’sinde yer alan ”Sıkıyönetim Mahkemeleri Görevlendirme Listesi”ndeki görevlendirmelerin kapsamı ve niteliğine ilişkin bilirkişi raporunda, atamaların kim tarafından yapıldığı tespit edilememiş olmakla birlikte, sıkıyönetim mahkemelerine ve adli müşavirliklere yapılan görevlendirmelere özel önem verilmiş olduğu tespitine yer verilmiş olduğu, davacının da FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü mensuplarınca darbe teşebbüsü gecesi yayımlanan sözde sıkıyönetim görevlendirme listesinde … Kor. K.lığı Adli Müşavirliğine Adli Müşavir olarak görevlendirilmiş olduğu, davacı hakkında … Cumhuriyet Başsavcılığının … tarih ve E.No.:…;İDD.No.:… sayılı iddianamesiyle anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs, resmi belgede sahtecilik,dolandırıcılık ve FETÖ Terör Örgütüne üye olma suçlarından cezalandırılması talebiyle kamu davası açıldığı, davacı hakkında yapılan yargılama sonunda … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E….;K…. sayılı kararıyla davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan mahkumiyetine, atılı diğer suçlardan ise, her türlü şüpheden uzak mahkumiyetine yeter delil bulunmadığı gerekçesiyle beraatine karar verildiği, UYAP ortamında yapılan incelemede bu kararın kanun yolu aşamasında olduğu ve kesinleşmediği anlaşılmıştır.
Sonuç olarak yukarıdaki açıklamalar ve tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin dava konusu Askeri Hakimler Komisyonunun … tarih ve … sayılı işleminde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesi ile parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi isteminin de reddi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddine karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Millî Savunma Bakanının başkanlığında oluşturulan Komisyonun 02/09/2016 tarih ve 2016/1 sayılı kararıyla, askeri yargı mensubu olarak görev yapmakta olan davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE:
Tarafları ve konusu aynı olan bir davanın, daha önce aynı veya başka bir mahkemede açıldığının ve görülmekte olduğunun saptanması halinde, usul hukukunun temel kavramlarından biri olan derdestlik müessesesinin ifade ettiği ”ilk davanın aynısı olan diğer davaların açılmasında davacının hukuki yararı bulunmadığı” olgusundan hareketle, sonraki davaların derdestlik nedeniyle incelenmeksizin reddine karar verilmesi gerekmektedir.
Derdestlik durumunun ortaya çıkması için; aynı davanın birden fazla açılmış olması ve birinci davanın görülmekte olması şartları birlikte gerçekleşmelidir. Davaların aynı dava olarak kabul edilebilmesi de; davaların taraflarının, konularının, dava konusu işlemlerin aynı olmasına bağlıdır.
Dosyanın incelenmesinden, davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin, 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 4(8)b maddesi ile değişik, 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Millî Savunma Bakanının başkanlığında oluşturulan Komisyonun … tarih ve … sayılı kararının iptali ile yoksun kaldığı özlük ve parasal haklarının yasal faiziyle birlikte iadesi istemiyle bakılan davanın açıldığı, bununla birlikte davacı tarafından aynı istemi de içeren Dairemizin E:2017/4614 sayılı dosyasına kayıtlı ayrı bir davanın daha açıldığı ve bu davanın Dairemizin 11/10/2021 tarih ve K:2021/2977 sayılı kararı ile reddine karar verildiği, anılan kararın ise henüz kesinleşmediği anlaşılmaktadır.
Buna göre, yukarıda belirtilen ve Dairemizin E:2017/4614 sayılı esasına kayıtlı dava ile bakılmakta olan bu davanın tarafları, konusu ve sebeplerinin aynı olduğu görüldüğünden, derdestlik nedeniyle bu davanın incelenmesine hukuken imkan bulunmamaktadır.

C) KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davanın derdestlik nedeniyle İNCELENMEKSİZİN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Posta gideri avansından varsa artan tutarın davacıya iadesine,
4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 11/10/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.